Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

The Wachowski kardeşler, Lana ve Lilly’nin 1999 yılında yönetmenliğini üstlendiği ve bir üçleme olan Matrix serisinin ilk filmi olan The Matrix cyberpunk ya da siberpunk film türünün unutulmaz örneklerinden biridir. Cyberpunk edebiyat üzerinden ilerleyerek sinemanın içerisinde bilimkurgu türünün bir alt dalı olarak kendine yer bulmuş ve manifestosunu gerçekleştirmiştir. Cyberpunk türü genellikle teknoloji ile insanlık arasındaki yaşamsal savaşa değinir. Cyberpunk türündeki bu alt kültür genellikle yüksek teknoloji ile donatılmış bir zamansız distopyayı kendi içerisinde bulundurur ve bu yüksek teknolojinin karşıtında insanlığın nefessiz kalışı yer alır. Yüksek teknoloji ile donatılmış olan topluluk ve dünyanın içerisindeki insanlar hem gizemli bir şekilde hem de düşük şartlarda, zorluk içerisinde yaşarlar. Bu insanlığın düşük hayat şartlarının karşısında yer alan yüksek teknoloji aralarında gizli veya açık bir savaş başlatırlar ve bu zıtlık içerisinden cyberpunk doğar.

Cyberpunk örneklerinden en akıllara kazınmış olan 1999 yılı yapımı The Matrix insanların farkında olmadığı bir cyberpunk dünyası içerisinde izleyiciyi karşılar. Serinin diğer iki filmine nazaran çok başarılı olan film herhangi bir erkek kahraman algısı veya dünyayı kurtaran erkek ve yanındaki kadın söylemlerini üretmeden anlatmak istediğini çok başarılı bir şekilde anlatmıştır. İnsanlar Matrix içerisinde yaşamaktadırlar ve bunun farkında değildirler. Matrix bir yazılım programıdır ve bu program içerisinde insanlar varlıklarını bir ‘hayal dünyası’ içerisinde sürdürürler. Bu yaşam sürdürme Matrix’in dışında realitede yaşayan insanlar için geçerli değildir. Onlar Matrix’ın dışını bilen insanlardır ve Matrix içerisindeki koruyucu ajanlarla ve virüslerle savaşmaktadırlar. Kehanete göre Matrix’i ‘kapatabilecek’ insan bu insanlar tarafından bulunur ve bilindik dünyanın gerçeklikleri sarsılmaya başlar. Cyberpunk türü içerisinde yer alan dünyanın görünür dünya olmadığı film The Matrix eğer sizin de hayran olduğunuz filmler arasındaysa izlemeniz gereken 10 cyberpunk filmini sizler için derledik.

The Matrix’i Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!

Altered States (1980)

altered-states-filmloverss

Ken Russell tarafından yönetilen film Altered States, bir bilim insanının evrimi yeniden keşfetmesini konu alıyor. Ancak bu keşfedilen evrim tersten okunması gereken bir evrim ve aslında tersine işleyen bir evrim. Eddie Jessup isimli bilim insanı mantar ve küf üzerine deneyler gerçekleştirmektedir. Bu deneyle beraber bilincin farklı katmanlarına ulaşıp farklı bilinç alanlarına ulaşabileceğini düşünmektedir. Hazırladığı deney ürününü kendi bedeni üzerinde kullanır ve bu deney sonucunda tahmin edemeyeceği sonuçlar meydana gelir. Bu sonuç dediğimiz gibi tersten okuma bir evrimi tetikler ve bilim insanı Jessup artık içindeki hayvani iç güdülerle savaşmaya başlar ve bilinç ile beraber gelen farklı bir gerçekliğe evrilir. Teknolojinin getirmiş olduğu ‘ilerleme’ insanın evrimiyle savaş verir. Bu savaş içerisinde artık bilim insanı teknolojinin kurbanı olmakla kutsalı olmak arasında gidip gelir.

Liquid Sky (1982)

liquid-sky-filmloverss

Slava Tsukerman tarafından yazılmış ve yönetilmiş bir film olan Liquid Sky garipliğin kült bir atmosfer ile harmanlanmasından oluşan ve harmoni ile meydana gelen görsel ve kafa karıştırıcı bir film şölendir. Filmde görünmez bir uzaylı grubu küçük bir uçan dairenin içerisinde dünyaya gelir ve tek aradıkları şey eroindir. Şans eseri veya tesadüfler zinciri olarak bu küçük görünmez uzaylılar New York’taki bir apartman dairesine iniş yaparlar ve bu dairede yaşayan bir uyuşturucu satıcısıdır. Bu uyuşturucu satıcısı partneriyle yaşamaktadır ve bu kadın hem sekse düşkün hem de uyuşturucu bağımlısı bir modeldir. Bu kadının beynindeki dürtülerin orgazm ve uyuşturucuda kesiştiğini gören yüksek teknolojili uzaylılar insanın orgazmını ele geçirmeye çabalarlar. Bu arayış ve kovalamaca dolu filmde her özne farklı bir teknoloji ve farklı bir düşük standartın merkezindedir.

Videodrome (1983)

videodrome-filmloverss

David Cronenberg’in hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptığı film Videodrome bir televizyon yapımcısının kendi arzularıyla beraber karşılaştığı farklı bir televizyon yayınının gizem dolu, esrarangiz, erotik ve bir o kadar da korkutucu hikayesini anlatır. Max Renn isimli televizyon yapımcısı reyting ile kendi egosunu tatmin etmek için televizyonda seks ve ‘ucuz’ içerik içerisinde hayatını geçirmektedir. Bir gün televizyonda bir underground yayına denk gelir ve bu yayının bir anda algılayamadığı tesiri içerisine girer. Bu yeraltı yayın olarak tanımlayabileceğimiz, tanımsız Videodrome isimli yayın gerçek cinayetlere yer verirken bir yandan da bir tarikat oluşturur. Bu tarikat artık Videodrome içerisinde teknolojiye, cinselliğe, sado-mazo ilişkiye tutulmuş hale gelir ve bu dürtü teknolojinin egemenliğindedir. Ve bu egemenlikle beraber insan arzularını ve dürtülerini teknolojinin gücüne teslim eder.

Brazil (1985)

brazil-filmloverss

Terry Gilliam tarafından yazılan ve yönetilen film Brazil gerçek ile hayalin parça parça birbirine girdiği unutulmaz bir filmdir. Filmde ana tema Aquarela do Brasil isimli şarkının yarattığı dünya üzerine kurulmuştur. Filmde artık devlet ve rejim insanların en büyük düşmanı olmuştur. Gelecek bir zamanda geçmeyen film hepimizin her an hayatta karşılaşabileceği bir korkuyu ve düşmanı yaratmıştır. Devlet ve bürokrasi artık insanların tüm gündelik hayatına yansımıştır ve insanların hayatlarına müdahale etmektedir. Filmin ana karakteri Sam için yapılabilecek tek şey hayallerinde yaşamaktadır. Hayalleri kimsenin karışamadığı bir alandır ama ancak hayal ile gerçek birbirine karışmaya başlar. Teknolojinin gelişmesiyle beraber artık insan beynine hükmedemeyecek bir hale gelir. Bu hükümsüzlükle beraber artık anılar ve gerçek kavramı da kaygan bir zeminde insanın elindedir.

Total Recall (1990)

total-recall-filmloverss

Philip K. Dick’in bir kısa öyküsünden uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Paul Verhoeven, başrollerinde de Arnold Schwarzenegger, Michael Ironside, Sharon Stone yer alıyor. Filmin başrolünde gördüğümüz Douglas Quaid aslında sıradan bir işçidir ancak her gece rüyasında başka bir evrende kendini görmektedir. Bu rüyaların da etkisiyle beraber Mars’a gitmek için içinden gelen inanılmaz bir dürtüyle yaşamaktadır. İçinden çıkarak bedenini ve zihnini ele geçiren bu gitme isteği bir gün bir şirketin reklamını görmesiyle bir gerçeklik temeline iner. Bu şirket insanların anılarını alarak onlara yolculuk teklif etmektedir. Douglas Quaid de şirket tarafından anılarının alınmasını kabul eder ve bunun karşılığında Mars’a yolculuk talep eder. Ancak bu anıların alınması işleminde ortaya büyük bir sır çıkar. Bu sır ile beraber Quaid bir ajan olduğunu öğrenir ve artık Mars bir görev alanına dönüşür.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi