Hollywood yapımlarındaki avukatları izledikçe insan neden avukat olmamışım diye hayıflanabilir. Hem prestiji hem de kazandığı para ile hep gözdedir karizmatik avukatlar. Gel gör ki bizim ülkemizde böyle yürümüyor bu işler. Adliye kapısı önünde bir davadan çıkmış diğerini bekleyen bir elde sandviç bir elde sigara; hem yemeği çabuk bitirme telaşı hem sigarayı ziyan etmeme çabası… Bir türlü hak ettikleri karizmaya ulaşamıyor gibi görünürler.‘The Lincoln Lawyer’ fragmanını izlediğimde güzel bir filme benziyor ama biraz sıradan gözüyle baktığım bir yapımdı.  Klasik avukat, klasik katil… Tipik duruşma sahneleri ve gerekli delilleri toplamak amacı ile avukatın bakış açısından birkaç şaşırtmacalı hareket…

Ama böyle olmadığını fark etmek için 15 dakika beklemek yeterli. Bambaşka bir konuya bürünüyor ve o ana dek gördüklerinizi unutmak zorunda kalıyorsunuz.

Filmin başrollerini yakışıklı oyuncu Matthew McConaughey ve Oscar ödüllü Marisa Tomei’in yanısıra “Atalarımızın Bayrakları” filminden aşina olduğumuz Ryan Philippe paylaşıyor.

Mick Haller (Matthew McConaughey) genç, başarılı ve bir o kadar da ukala bir avukat. Altında gerçekten ihtişamlı, akıllara zarar “Lincoln” marka bir araba var ki filmin adı da buradan geliyor. Davalarında daha fazla para kazanabilmek için elinden geleni ardına koymayan Mick’in karşısına hayatının fırsatı geçer ve bunu elinin tersiyle itmeyecektir. Ancak bu fırsat Mick’e paradan daha fazlasını getirecek ya da Mick’ten çok şey alıp götürecektir.Film aksiyonu, heyecanı ve son ana dek ne olacak acaba duygusunu başarılıyla yaşatıyor. Bütün bunların yanında Mick’in hayatının öbür tarafını izlerken, yüzeysel de olsa yönetmen aile teması üzerinde duruyor.

Çok ince işlenmiş bir senaryo ile karşı karşıya olduğumuzu söylemeliyim. Film  Michael Connely’nin  “Güneşin Karanlığında” isimli kitabından uyarlanmıştır. Yönetmen, Brad Furman mekan seçimlerinde kitaba sadık kalsa da olaylara kendi yorumunu katarak muhteşem bir iş çıkarmış.Matthew McConaughey filmin tamamlanmasının ardından oynadığı rol ile ilgili şu sözleri söylemiş ve bize de açıkçası söylenecek çok şey bırakmadan çok güzel betimlemiş.

“Mick Haller’ın insanların gözünde kötü bir imajı var; adi suçluları savunarak hayatını kazanıyor. Sabit bir geliri yok, aydan aya yaşıyor, fahişeleri ve uyuşturucu satıcılarını savunarak eski karısı ve kızına bakmaya çalışıyor ama Mick’in kendine göre bir ahlak anlayışı var. O, dibe vurmuş ve yanında onlara destek olacak kimsesi olmayanları savunuyor. Beverly Hills’in eğlence dünyasında başarılı bir avukat olmayı da seçebilirdi ama bu adam çok iyi niyetli ve çok yürekli. Bence bu yüzden toplumun dışladığı bu tip adi suçlularla uğraşmayı seçiyor. Toplumun bu kesiminde kendine ihtiyaç duyulduğunu ve burada yaşadığını hissediyor. Mick baştan beri kim olduğunun farkında.”
Filmden birkaç detay: Mick’in ihtişamlı Lincoln marka arabasının plakası ne dersiniz? ‘NTGUILTY’ (not guilty)

İyi seyirler…

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi