Array ( [0] => 9 [1] => 38 [2] => 7467 [3] => 10 [4] => 832 [5] => 11 [6] => 1237 [7] => 1875 [8] => 1125 [9] => 15422 [10] => 12794 [11] => 13 [12] => 708 [13] => 7468 [14] => 14 [15] => 208 [16] => 15421 [17] => 1859 [18] => 15423 ) test Array ( [0] => 11 [1] => 1 [2] => 12794 [3] => 14 [4] => 2692 ) test Array ( [0] => Array ( [name] => Dram [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/dram/ ) [1] => Array ( [name] => Komedi [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/komedi/ ) [2] => Array ( [name] => Romantik [link] => http://www.filmloverss.com/kategori/turler/romantik/ ) )
Kahraman Subay
The Life and Death of Colonel Blimp
1943 - Michael Powell, Emeric Pressburger
163
İngiltere
Senaryo Michael Powell, Emeric Pressburger
Oyuncular Roger Livesey, Deborah Kerr, Anton Walbrook
Ekin Can Göksoy
Boer Savaşı’ndan İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzun soluklu askeri kariyere sahip Clive Candy, geçmiş yıllarını ve Alman subay Theo Kretschmar-Schuldorff ile alışılmışın dışında dostluğunu hatırlar.

The Life and Death of Colonel Blimp

Powell-Pressburger, ya da kendilerine verdikleri ad ile The Archers filmleri, kendine has mizahı, karakteristik İngilizliği ile 20. yüzyılın ortasında İngiltere’nin dünya sinemasına kattığı en önemli değer – veya belki de, Ealing Komedileri ile değerlerden biri – olarak görülebilir. Michael Powell ve Emeric Pressburger’ın verimli ortaklığı bize yer yer Coen Kardeşleri anımsatır. Her daim içinde yer alan güçlü mizah, kara komediye ve hatta bazen fanteziye kayan sekanslar… Coen Kardeşler’e kadar sinemada böyle güçlü bir birliktelik nadir görülür.

The Archers filmlerinin arasında en meşhur filmleri olan Red Shoes’un yanı sıra, Black Narcissus, A Matter of Life and Death, I Know Where I’m Going! ve A Canterbury Tale gibi yüzyılın önemli filmlerinden birkaçı bulunur. Fakat bu birlikteliğin göz çarptığı ilk film olarak The Life and Death of Colonel Blimp – Kahraman Subay filmini gösterebiliriz. Colonel Blimp isimli bir karikatürden ismini alan filmin hikayesi tamamıyla orijinaldir. Hatta filmde Colonel Blimp diye bir karakter dahi bulunmaz.

Film Clive Wynn-Candy’nin (Roger Livesey) hikayesini takip eder. İkinci Dünya Savaşı esnasında, belirlenen saatten önce tatabikat gerçekleştiren bir grup İngiliz askeri o sırada general olan Wynn-Candy’yi tutuklamaya yeltenir. General ise genç subaylara dersini verirken kırk yıl öncesine giden bir flashback başlar. Önce Boer Savaşı, sonra sırasıyla Birinci ve İkinci Dünya Savaşları süresinde Clive Candy’yi izleriz. Clive Candy farklı şekillerde her biri Deborah Kerr tarafından canlandırılan genç kadınlarla ilişkilenir. Bir yandan da, uzun yıllar boyunca dost kalacağı Theo (Anton Walbrook) ile alışılmadık arkadaşlığı bir düello ile başlar.

İkinci Dünya Savaşı esnasında çekilmiş basit bir propaganda filmi olmaktan çok daha ötede bir film olan Colonel Blimp, ordu-hiyerarşi-disiplin kavramlarına verdiği özel vurgular haricinde, bambaşka bir hikayeyi anlatır. Genç bir subay olarak, savaşın ona veremediği acı ve kalp kırıklığını bir aşk hikayesi verir. Boer Savaşı ertesinde yanlışlıkla ettiği bir hakaret onu sonradan en yakın dostlarından olacak Theo ile düelloda karşı karşıya getirir. Powell ve Pressburger, burada çok ustaca bir şey yaparak bize düelloyu göstermez, kamera gittikçe uzaklaşır ve tüm bu kavganın, savaşın, onur mücadelesinin yukarıdan ne kadar küçük gözüktüğünü, hatta gözükmediğini gösterir. Bu iki makul ve gururlu insan, birbirlerine olabildiğince kibar davranarak tüm bu kavgayı bir dostluğa evriltmeyi başarır sonrasında da. Ardından aynı kadına aşık olurlar.

Kadın Theo ile evlenir ama Clive bunu dostuna asla açıklamaz. Bunlar yetmezmiş gibi, birkaç yıl sonra Birinci Dünya Savaşı esnasında, Theo ile Clive düşman olarak karşı cephelerde yer alırlar. Esir kampında gördüğü Theo’ya, Clive, hiçbir şey olmamış, aradan yıllar geçmemiş, düşman olarak karşı cephelerde yer almamışlar gibi teklifsiz ve içtenlikle yaklaşır. Bu sırada, Clive, Theo ile evlenen Edith’i unutamaz çünkü ona tıpatıp benzer Barbara ile tanışır. 1939’da, savaş başladığında ise, Theo birer Nazi olan çocuklarıyla  yaşamayı kaldıramadığı için İngiltere’ye göçmenlik başvurusu yapar. Yine karşısında, ona aynı sıcaklığı teklif eden Clive’ı bulacaktır.

Powell ve Pressburger’ın kurdukları hikaye ve başarılı senaryodan başka, övülmesi gereken şeylerden bir diğeri de filmdeki Technicolor kullanımı. Filmin canlı renkleri, filme fantastik bir hava katarken, temel olarak diyaloga dayanan bir film olsa da, filmi teatral olmaktan kurtarıp, dünya sinemasının baş yapıtlarından birine dönüştürüyor. Powell ve Pressburger’ın sonradan Red Shoes ve Black Narcissus gibi (yine ikisi de başyapıt olan) filmlerinde de kullandıkları Technicolor, bir dönem bu ikili ile birlikte anılmıştı.

Benim için filmdeki en önemli şeylerden biri ise oyuncular. Sadece birkaç filmi ile en sevdiğim aktörlerden biri olduğunu söyleyebileceğim Roger Livesey ve karşısında Red Shoes’daki kadar etkileyici performansı ile yer alan Anton Walbrook, bu filmin böylesine iyi olmasına Powell ve Pressburger kadar katkı sunuyorlar. Livesey’in teklifsiz, içten tavrı; Walbrook’un onurlu, başı dik subayını izleyince ikisinin de bu roller için yaratıldığını düşünmeden edemiyorsunuz. Deborah Kerr ise film boyunca üç farklı karakteri, üçünün de birbirine olan hayret verici benzerliği diğer karakterlerce kabul edilmesine rağmen, bambaşka dönemlerden bambaşka insanlar olarak oynamayı başarıyor.

British Film Institute’ün (BFI) En İyi 100 İngiliz filmi listesinde Powell-Pressburger ortaklığının dört (ayrıca bir de Michael Powell’ın tek başına çektiği Peeping Tom da var) filminin yer aldığını; The Life and Death of Colonel Blimp’in de 45. sırada bulunuyor. Yine BFI’nin sinema dergisi Sight and Sound’un on yılda bir yaptığı, en prestijli gelmiş geçmiş en iyi filmler listesinin 2012’de yapılan soruşturmasında da Colonel Blimp’in 93. sıraya yerleştiğini söyleyelim.

Filmin militarist sayılabilecek belli ölçüdeki söylemini bir kenara bırakırsak, hiç göze sokmadan ağır seyri boyunca aşkın ve dostluğun ne sınırlar ne düşmanlıklar ne de savaşları tanımayacağını kulağınıza tatlı tatlı fısıldayan bir dost olduğunu söylemek mümkün.



MAİLİNİZ VAR
Sinema dünyasından son haberlere herkesten önce
ulaşmak için mail listemize üye olabilirsiniz.
Üye Ol