Başlıktaki film adını görmeyin, yazının başındaki ve kalanındaki fotoğrafları da bir süreliğine unutun. Filmi anlatmaya başladığımda da hangi film olduğunu tahmin etmeye çalışın. Oyunculardan bahsedeceğim bölüme gelene kadar tahmin sayısının iki basamaklı hanelere ulaşacağından eminim. Neden mi? Çünkü konu yine ve yeniden Amerikan başkanlık seçimi. Yine mi dediğinizi duyar gibiyim. Evet yine. Üstelik bize herhangi bir şey katmamaya devam ederek. Çok yoğun geçen başkanlık seçimi, gece gündüz çalışan bir ekip, büyük vaatler sunan ve Amerika’yı dünyanın zirvesinde tutmak isteyen dünya iyisi(!) bir başkan adayı ve tüm bu dış görünümün arkasında dönen entrikalar. İki başkan adayı arasında geçen kıyasa mücadele sırasında alınan stratejik kararların ahlaki boyutunun sorgulanması ve izleyicinin gözüne sokulan “Siyaset pis iştir” mesajı da filmden çıkarabildiğimiz diğer konular. Ancak arka planda daima ve daima büyük(!) Amerika. Ne kadar farklı bir konu değil mi? 

Madem öyle bu film nasıl “Altın Küre Ödülleri”nde dört dalda aday oldu diyebilirsiniz. Filmin en iyi drama ve en iyi senaryo dallarında aday olması film yokluğundan mıdır, Amerikan propagandasından mıdır bilmiyorum fakat en iyi erkek oyuncu ve en iyi yönetmen dallarında adaylığı hak ettiğine inanıyorum. En iyi erkek oyuncu dalında aday olan Ryan Gosling üzerinde dikkatle durulması gereken bir oyuncu. Bu filmdeki performansı da filmin klişe senaryosunu unutturacak cinsten. Ama benim için Ryan Gosling’i Ryan Gosling yapan 2007 yapımı “Lars and the Real Girl” filmi. O filmde öyle bir oyunculuk sergiledi ki film vizyona girdikten sonra birçok oyuncu valizini alıp Hollywood’u terk etmiş olmalı. “The Ides of March” filmindeki rolü diğer filmindeki rolüyle taban tabana zıt olsa da gösterdiği performansla alkışı hak ediyor. Yönetmen koltuğunda aynı zamanda filmin bir diğer başrol oyuncusu olan George Clooney oturuyor. İşlediği konuyu başarılı bir şekilde seyirciye aktarmayı başaran George Clooney filmin her sahnesine ayrı ayrı özenmiş gibi gözüküyor. Yine de, her ne kadar dedikodudan ibaret de olsa, kendisinin de Amerikan Başkanlığı’na giden yol olarak görülen eyalet valiliklerinden birisine aday olacağı için bu senaryoyu kaleme aldığı ve hem yönetmeni olup hem başrolünde oynadığı söylenmesi, bu işi reklam kampanyası olarak gördüğünü düşünmeme neden oluyor. 

Sonuç olarak her ne kadar sıradan bir konu olsa da Ryan Gosling, George Clooney ve Philip Seymour Hoffman’ın oyunculuklarını kaçırmama adına ve Oscar tahminlerinizi yaparken en iyi film ödülünü hangi yapımın alacağını düşünürken bu filmi gönül rahatlığıyla elemenizi sağlaması açısından izlemenizi öneririm. 

İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi