Yayınlandığı günden bu yana güncelliğini koruyan ve  distopik öyküler arasında en çok dikkat çeken kitaplardan biri olan The Handmaid’s Tale’ın televizyon uyarlaması nihayet yayınlandı. İlk üç bölümünü seyrettiğimiz dizinin muazzam başladığını belirtmemiz gerekiyor. Dizide, 1984 vari bir distopya örneği olan, erkek egemen totaliter bir toplumda geçen sıra dışı bir hikaye anlatılıyor. The Handmaid’s Tale, hikayesinin yanı sıra muazzam bir kurgu ve sinematografi ile ekranlardaki yerini alırken, biz de hayranı olduğumuz diziyi kaçırmamanız için gerekli sebepleri derledik.

Hatırlatalım, The Handmaid’s Tale, Türkiye’nin internet televizyonu BluTV üzerinden seyredilebiliyor; 7 günlük ücretsiz deneme süresi isterseniz buraya tıklayarak başlatabilir, bu diziyi ve daha fazlasını seyretmeye başlayabilirsiniz. 

The Handmaid’s Tale İzlemek İçin 10 Sebep

Şaşırtıcı Bir Distopya!

the-handmaid-s-tale-11-filmloverss

Margaret Atwood romanında kadın haklarının bugünkü halinin tersine döndüğünde çıkacak sonucu inceleyerek, distopyanın güçlü feminist yönünü göstermiştir. The Handmaid’s Tale, Amerika Birleşik Devletleri’nin parçası olan Gilead distopyasındaki totaliter toplum hayatını konu alıyor. Çevresel felaketler ve düşen doğum oranları karşısında, Gilead kadınlara devlet mülkü gibi davranan tutucu bir rejimle yönetilmektedir. Offred son kalan doğurgan kadınlardandır ve Komutan’ın evinde hizmetçi olarak çalışmaktadır. Hizmetçi kadınlar bu harap edilmiş dünyada popülasyonu arttırmak için cinsel köle olmaya zorlanmıştır. Gilead’daki herhangi birinin casus olabileceği bu korkunç toplumda Offred; Komutanlar, onların acımasız eşleri, evcil Martha’lar ve hizmetçi arkadaşları arasında gidip gelmektedir. Offred’in tek amacı hayatta kalmak ve kendisinden alınan kızını bulabilmektir…

Elisabeth Moss

the-handmaid-s-tale-2-filmloverss

Dizinin başrolünde karşımıza, Mad Men dizisinde Peggy Olson olarak tanıdığımız son olarak da karşımıza Top of the Lake ile ekranlarda olan Elisabeth Singleton Moss çıkıyor. Moss, June/Offred karakteriyle izleyici karşısına çıkıyor ve aslında bizi kendi bakış açısından bir hikaye vaat ediyor. Serinin yapımcılığını üstlenen Bruce Miller ise bir ‘gerilim filmi’ olarak kadını boyunduruk altına alan bir distopya dünyasında geçen, kadını nesneleştiren seriyi şu sözlerle anlatıyor; “Bu korkunç dünyada; neredeyse tamamen Offred’in (Elisabeth Moss) bakış açısıyla anlatılan bir samimi yaşam tasviri.” Moss, yaşadığımı değişimi, içinde bulunduğu dünyayı ve katlanmak zorunda oluşunu o kadar başarılı bir şekilde bizlere yansıtıyor ki, adeta kendisine hayran bırakıyor.

Muazzam Bir Roman Uyarlaması

the-handmaid-s-tale-9-filmloverss

Edebiyat ile sinema arasındaki yıkılmaz bağ, aynı şekilde seriler ile edebiyat dünyası arasında var. Pek çok başarılı edebiyat uyarlaması seri izlediğimiz bugünlerde, The Handmaid’s Tale birçok açıdan muazzam bir seçenek elbette… 1985 basımı Margaret Atwood imzalı The Handmaid’s Tale adlı romanının aynı adlı seri, 2017’nin en çok merak edilen ve sabırsızlıkla beklediğimiz yapımlardan biri kuşkusuz. Kitap Türkçe’ye ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ olarak çevrilmiş ve 1992’de okuyucularla buluşmuş. Atwood, bu romanı Batı Berlin ve Alabama’da kaleme almıştır. Kadınların sistem tarafından oluşturulan gruplardan birine dahil olmaya mecbur bırakıldığı karanlık bir gelecekte geçen The Handmaid’s Tale’de bu gruplara ait olmayanlar ise ağır işlerde çalışır ve ölüme terk edilir; mecbur bırakılan gruplar ise toplumun en üstünde olan ve önemli görevlerde olan erkeklerle evli olan kadınlar, ev işleriyle ilgilenen doğurgan olmayanlar ve yalnızca çocuk doğurmakla sorumlu olan kadınlardan oluşmaktadır.

Renkler: Mavi-Kırmızı!

the-handmaid-s-tale-7-filmloverss

The Handmaid’s Tale, açılış sahnesiyle birlikte bize karanlık ve kasvetli bir atmosferin geleceğini gösterir. Renksiz bir dünyadayızdır artık. Flashbackler ile geçmişe gittiğimizde bu kasvet daha çok fark edilir olmaya, renksizlik daha çok yüzümüze vurmakta aslında… Bu dünyada gri bir gökyüzünde iki renk gözümüze yansır; Kırmızı-Yeşil! Sınıfları birbirinden ayıran iki ayırt edici renk. Tabii ki serinin yönetmeni Reed Morano da ışık ve rengin gücüne inanan yönetmenlerden biri olduğunu kanıtlayarak ve bizleri ‘kırmızı’ ve ‘mavi’ renklerinin en göz alıcı haliyle bizleri buluşturuyor. Hikayede kırmızı renkleri, sadece ‘handmaid’ olarak sınıflandırılan kadınlar tarafından giyilen renk olarak gördüğümüz gibi maviyi de hizmet verdikleri efendilerinin eşleri ile bütünleştiririz.

Etkileyici Bir Açılış Sahnesi

the-handmaid-s-tale-8-filmloverss

The Handmaid’s Tale, başlangıcından itibaren bizi hikayesinin içine dahil eden muazzam bir akışa sahip! Daha sonra Offred olarak karşımıza çıkacak olan Elisabeth Moss’u kucağında çocuğuyla koşarken ve ardından gelen silahlı adamlardan kaçarken görüyoruz… Esrarengiz bir hikayenin bizi beklediğini ilk dakikadan itibaren izleyicilere hissettiren seri, sonrasında da hiç temposunu düşürmeden bizi meraklandırmaya ve her sekansta heyecanlandırmaya devam ediyor.

Yasaklanmış Hayatlar: June’dan Offred’e…

the-handmaid-s-tale-13-filmloverss

Sıradan hayatlar nasıl bir anda kendisini dahi hatırlamayacağı bir sisteme dahil olur? Nasıl bir anda tüm ‘normal’ hayatlar alt üst olur ve renkler griye bürünür? Offred, Kırmızı peleriniyle gördüğümüz ve tek amacı evine gönderildiği aileye bir çocuk vermek olan; bunun yanında da hem sisteme hem de evinde yaşadığı kişilere itaat etmek zorunda kadınlardan biri olarak karşımıza çıkar. Ama aslında bu sistemden önce de bir hayatı vardır Offred’in. O hayatta adı June’dur. Bir eşi bir de Hannah adında bir kız çocuğu vardır. Kitap editörüdür ve Brooklyn’de yaşamaktadır. Ama artık hepsi yasak, hepsi uzaktır ona… Offred’in hatıralarıyla birlikte tanıştığımız June ve yaşadığı hayat, beyaz şapkanın ardına gizlenen ve her yaptığı gözlenen Offred’in yaşadığı dünyayla birbirine hiç benzememektedir.

Sürükleyi Bir Hikaye ve Buna Eşlik Eden Leziz Kurgu!

the-handmaid-s-tale-filmloverss

The Handmaid’s Tale, hikayesinin güçlü yanlarının yanı sıra kurgusu ile de baş döndürücü aslında. Bu esrarengiz ve heyecan uyandıran hikayeyi, bu kadar merak uyandıran bir akışla gidiyor olmasındaki en önemli etken sürekli olarak geçmişe giderek tanıdığımız karakterler ve geldiğimiz duruma nasıl geldiğimizi anlamamız… Her izlediğimiz geçmiş görüntülerle hikayede oturan parçalar yavaş yavaş oluşan bir puzzle gibi sunuluyor bize.

Eşsiz Bir Sinematografi ve Tanrısal Bakış Açısı

the-handmaid-s-tale-14-filmloverss

Otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilen distopyalar, genellikle bize geleceğe dair hikayeler sunar. Genelde; bireyselliğin olmadığı, yönetim tarafından zihnin ve geçmiş, şimdi ve geleceği kontrol altında tuttuğu bir dünyadayızdır. Tıpkı George Orwell’ın 1984’unda olduğu gibi The Handmaid’s Tale’de de ‘Big Brother’ tarafından sürekli izlendiğiniz fütüristik bir dünya hayal edebiliriz aslında… Bu güçlü hikayeye aynı zamanda görüntüler de katkıda bulunur. Muazzam bir sinematografi örneği olarak karşımıza çıkan seri, renkler açısından da oldukça etkileyici. Yönetmen Morano’nun söylediklerinden yola çıktığımızda da görüyoruz ki bu renkler sadece hikaye için değil sinematografik açıdan da çok önemli… Ayrıca dizide karşımıza çıkan Tanrısal bakış açısına da değinecek olursak. Bilindiği üzere, Tanrısal bakış açısı, izleyiciye ya da okuyucuya tanrısal özellikler atfedilmesi durumunda karşımıza çıkar. Bu tanrısal özellikler karakterlerin farkında olmadığı olay örgülerini halihazırda izleyicinin bilebilecek olmasından geçiyor. Bir izleyici olarak karakterin asla içinden çıkamadığı sorunlarının nedenini ya da çözümünü biliyorsak bu, yönetmenin izleyicisini tanrısal bakış açısına konumlandırmış olmasından kaynaklanıyor…

Hikayeyi Tamamlayan Müzikler

the-handmaid-s-tale-10-filmloverss

2. Bölümün son sahnesinde The Breakfast Club’ın final sahnesinde elimizi havaya savurarak dinlediğimiz Simple Minds’ın Don’t You Forget About Me’yi dinler dinlemez, izleyenler kendisini serinin soundtrack listesini ararken bulacaktır. Dizinin gerilim dolu ve esrarengiz atmosferine eşlik eden ve bu duyguları katmanlı bir şekilde yaşamamıza olanak sağlayan müzikler, aslında ilk andan itibaren dikkat çekiyor. Ancak şaşırtıcı hikayesiyle birçok anında bizlerin ağzını açık bırakmayı başaran The Handmaid’s Tale, Don’t You Forget About Me ile bizleri bir kez daha şaşırtıp kendisine hayran bırakıyor.

Merak Uyandıran Fragmanı Bile Yeter!the-handmaid-s-tale-3-filmloverss

Margaret Atwood’un kaleme aldığı The Handmaid’s Tale’den uyarlanan; Bruce Miller’ın yaratıcılığını üstlendiği kitapla aynı adla karşımıza çıkan serinin başrollerinde ise Elisabeth Moss, Joseph Fiennes, Yvonne Strahovski, Alexis Bledel ve Samira Wiley yer alıyor. Distopik bir geleceğin anlatıldığı The Handmaid’s Tale, şimdi BluTv’de izleyiciyle buluşuyor!

Offred’in gözünden baktığımızda, yaşadığı bu dünya oldukça berbat! Sınıflandırmada en önemli etmenlerden biri olan ‘renkler’ kuşkusuz hikayede çok önemli bir yere sahip… Çevresel felaketler ve düşen doğum oranları karşısında, Gilead kadınlara devlet mülkü gibi davranan tutucu bir rejimle yönetilmekte. Offred ise son kalan doğurgan kadınlardan biri! Offred’in de dahil olduğu bu hizmetçi kadınlar bu harap edilmiş dünyada popülasyonu arttırmak için cinsel köle olmaya zorlanmıştır. Onların dışında olan ve sınıflar arası keskin çizgilerle ayrılan diğer insanlar ise birbirini gözleyen ve cezalandırılmasına sebep olan casuslar olabilir.

Hatırlatalım, The Handmaid’s Tale, Türkiye’nin internet televizyonu BluTV üzerinden seyredilebiliyor; 7 günlük ücretsiz deneme süresi isterseniz buraya tıklayarak başlatabilir, bu diziyi ve daha fazlasını seyretmeye başlayabilirsiniz. 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi