Hollywood için çizgi roman uyarlamaları vazgeçilemeyecek bir yere sahip. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte, çizgi romanlar sinema dünyasının en önemli kozlarından biri haline geldi. Birlikte büyüdüğümüz kahramanları beyazperdede görmenin zevkini kelimelerle anlatmak pek mümkün değil. Örümcek adam olup sokak direklerinde sallanan benim, Hulk lakabı takılan mahallenin iri yarı ağabeylerinin ve hatta Batman’ım diye gezen arkadaşlarımızın çocukluğu da aslında birer çizgi roman uyarlaması değil mi?


Her biri süper güçlere sahip olan çizgi roman kahramanlarının aynı öyküde bir araya gelmeleri yalnızca mahalledeki çocukların birleşmesiyle olmamış. Ülkemizde, hayranlarının dışında çok kişi tarafından bilinmeyen Avengers nadir görülen, birçok kahramanın dünyayı kurtarmak için birleşmesini konu alan hikayelerden bir tanesi. 1963 senesinde Stan Lee ve Jack Kirby tarafından yaratılan Avengers isimli çizgi roman, dünyanın uzaylı güçler tarafından işgal edilmeye başlanması üzerine süper kahramanların bir ekip haline getirilmesini konu alıyor.

Filmimizin konusu da tabiki çizgi romanıyla paralellik gösteriyor. Shield isimli Ulusal Barış Örgütü’nün başında bulunan Nick Fury, dünyanın karşı karşıya bulunduğu tehdide karşı elinde bulunan süper güçleri bir araya toplamaya çalışıyor. Her kahramanın egosunun yüksek olması sebebiyle de kahramanlarımız uzaylılar ile savaşacağına öncelikle kendileriyle savaşmak zorunda kalıyorlar.

İlerleyen filmlerde -çizgi romanlara da uygun ilerleyeceğini düşünerek- kadrodaki kahraman sayısının artacağını sizlere garanti edebilirim. Ancak ilk filmdeki kahramanlarımız;  Nick Furry, Hulk, Captain America, Thor, Iron Man ve Black Widow ile sınırlı. Bu kadar çizgi roman kahramanı bir araya gelince oyuncu kadrosunun da bir hayli zengin olduğunu tahmin etmek zor değil. Herkesin büyük hayranlık beslediği Robert Downey Jr, Scarlett Johnson, Mark Ruffolo ve Samuel L. Jackson bu yıldızlardan sadece birkaçı.

Filme gelecek olursak, uzun süresinin hakkını ne yazık ki veremiyor. Karakterlerin bir şekilde tanıtımı ile geçen 1 saat, herhangi bir aksiyon filminden oldukça uzak. Bu ilk saatlik dilimde, Iron Man’in klasik laubali tavırları dışında izleyiciyi etkileyecek bir tek sahne bulunmazken, Hulk’un devreye girmesi ile birlikte ikilinin performansı filmi hem mizahi açıdan hem de aksiyon yönünden hareketlendiriyor. Bazı olumsuzluklar filmi sıkıcı bir hale getirmeye başlarken ve filmle ilgili umutsuzluğa kapılmışken, tüm bu olumsuz fikirlerimizi alıp götürecek bir son bizi bekliyor.

Açıkçası filmin süresinin uzun ve ilk bir saatin neredeyse boşa harcanmış olmasını ilk film olmasına bağlıyorum. Umuyorum ve tahmin ediyorum ki ilerleyen filmler gerçek Avengers’a kavuşmamızı sağlayacaktır. Avengers’ın en büyük düşmanı olan Red Skull’un bu filmde kullanılmaması buna bir işaret olarak tanımlanabilir.

Sinema dünyası üzerinden gidecek olursak, Marvel’in kahraman zenginliği sebebiyle DC Comics’in uzak ara önünde olduğu bir gerçek. Ancak DC, -Dark Knight efsanesinin yaratılmasıyla- bu arayı tek bir kahramanla kapatmaya başladı. Bu senenin merakla beklenen çizgi roman uyarlamalarından Avengers, The Amazing Spider-Man ve Dark Knight Rises arasında büyük bir çekişme olacağını tahmin ediyorduk. Ancak, The Avengers henüz diğer iki film vizyona girmeden bu filmlerin arkasında kalacağı sinyallerini verdi. Kesin kararımızı verebilmek için sene sonunu beklememiz gerekiyor. 

The Avengers’ın, olumlu ve olumsuz yanları ele alındığında -her ne kadar isteneni veremese de- mutlaka sinemada izlenmesi gereken bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Hem serinin devamına hakim olabilmek hem de muhteşem bir 3d keyfi yaşamak için vizyondan kalkmadan izlemenizi tavsiye ediyorum.

İyi Seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi