Sam Raimi’nin yönettiği, Tobey Maguire ve Kirsten Dunst’ın başrollerini paylaştığı 2002 tarihli Spider-Man filmi, gişede ve eleştirmenlerce başarılı bulunmuş bir çizgi roman filmi olmuştu.  2004 Tarihli Spider-Man 2 ise, çıtayı daha da yukarı çekmiş, tam bir “kaybeden” olan Spider-Man’i, hayatını ve ikilemlerini çok güzel işlemişti fakat serinin 3. filmi aynı başarıyı sürdüremedi. Filmdeki üç kötünün yarattığı kalabalık, çizgiroman hayranlarının sabırsızlıkla beklediği Venom karekterinin harcanması ve yapılmaya çalışan gereksiz mizah ve çizgi romana paralel gitmeyen hikaye bir çok tepki çekmişti. Sony ise seriye 4. film yerine reboot’u, yani hikayeyi yeni bir evrende yeniden anlatmayı seçti.

Yönetmen olarak 500 Days of Summer ile oldukça iyi bir iş çıkaran Marc Webb, Peter Parker rolüne ise Andrew Garfield seçilmişti. Kağıt üstünde gayet iyi duruyor değil mi? Karakter olarak bir nevi süper güçleri olmayan Peter Parker, 500 Days of Summer’ın Tom Hansen’ini başarılı bir şekilde yansıtmış yönetmen ve fiziksel olarak çizgi romandakine çok benzeyen bir Peter Parker’ımız vardı, fakat ne yanlış gitti? İki filmden sonra bu seri de iptal edildi ve yeni bir spider-man ile Marvel Sinematik Evrenine bağlanma yoluna gidildi.

Sorunun en büyük nedeni başarısız senaryo olsa da, biraz kişisel bir liste yaptım ve neden The Amazing Spider-Man’i sevmediğimi açıklamaya çalıştım.

The Amazing Spider-Man Serisini Sevmememizin Üç Sebebi

1- Havalı Peter Parker

andrew-garfield

Peter Parker çizgiromanlarda çok zeki, fakat doğuştan inek, sosyal hayatta başarısız bir kaybeden olarak temsil edilmiştir. Spider-Man çizgi romanı ilk çıktığında bu yüzden kısa süre içinde çok başarılı olmuştu. Sıradan insanlar Superman gibi inanılmaz güçlü veya Batman ve Iron Man gibi über zengin, istediğini alan karakterlerden bıkmışlardı. İşinde ve okulunda sorunlar yaşayan, kirasını ödeyemeyen bir süper kahraman ile kolayca özdeşleştiler.

Tobey Maguire’ın ise ilk zamanlar çok sevilen ve çizgiromandakine yakın bulunan Peter Parker temsili ise, 2012 Reboot’undan sonra anlamsızca nefret edilmeye başlanmıştı. Çok ağlak ve “ezik” olduğundan dem vurulan karakterin değişmesine sevinenler çoğunluktaydı, fakat unuttukları şey ise çizgi romandaki asıl karaktere yakın olan temsilin bu olduğu idi.

Tabii ki uyarlama filmlerde, esere en yakın olan en iyidir gibi bir kural yok, ama kişisel olarak Tobey Maguire’ın Peter Parker’ı sorunlarını daha iyi yansıtabilen, insan yönü daha ağır basan bir karakter olarak görüyorum. Çizgi romandaki temsiline oldukça yakın olan “ezik ve inek” görüntüsü ise benim için bir artı puandı.

Peter Parker’ın olayı zaten ezik olmasıdır, Spider-Man kostümüne büründüğünde ise tamamen zıt olan esprili, kendine güvenli ve havalı karakterine dönüşür, yani bir nevi kendini bulur.

Andrew Garfield’ın Peter Parker’ında ise bu dönüşümü pek göremedik. Kulağında kulaklıkları, kaykayı ve “cool” kıyafetleriyle okulda havalı havalı takılan bir Peter Parker ise karakterin özüne tersti.

2- Kısır Senaryo

Amazing-Spider-man-Lizard-filmloverss

Pek başarılı olmayan üçüncü filmi saymazsak, ilk spider-man serisindeki tüm kötü adamların neden kötü oldukları ve motivasyonları iyi bir şekilde açıklanmıştı.

The Amazing Spider-Man’daki Lizard’ın ise amacı neydi? Tüm şehri kertenkele yapmak.

Tabi formülünün geçici olduğunu unutmamak lazım, peki neden tüm şehri bir süre için kertenkele yapmak istiyor bu adam? Motivasyonu ne?

Filmin final dövüşünü izlerken şu cümleler beynimde yankılandı durdu. “Panzehir için boşuna uğraşma Spider-Man, zaten etkileri geçici”. Filmin ana omurgasının böyle hatalı olması cidden hayret vericiydi. Milyon dolarlar harcanan bir filmi bu kadar kör göze parmak bir hata üstüne kurmak? Filmin yeniden reboot edilmesine şaşmamalı. Serinin ikinci filmi biraz daha iyi olsa da, yine benzer senaryosal kopukluklar ve hatalar üstüne kurulmuştu.

3- Filmlerin Karanlık Tonu

the-amazing-spider-man-andrew-garfield-filmloverss

The Dark Knight’ın başarısından sonra, onun karanlık ve gerçekçi tarzına özenen ve başarısız olan bir çok süper kahraman filmi çekildi.  The Amazing Spider-Man’da bu yolu seçti ve başarısız oldu. İlk serinin çizgi romandan çıkmış gibi olan renkleri, akıcı kurgusu, hızlı aksiyonu ve Sam Raimi’nin B Film tarzı bizlere bunun bir çizgi roman filmi olduğunu bağırıyordu. The Amazing Spider-Man’ın kendini çok ciddye alan karanlık tonu, depresif havası ve akmayan kurgusuyla hayal kırıklığı yarattı. Film hatasını anladı ve bunu ikinci filmde değiştirmeye çalıştı fakat artık çok geçti. Karanlık ve ciddi bir hava ve canlı çizgi roman havası arasında bocalamaktan başka bişey yapamadı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi