Rivayet edilir ki tarihin gördüğü ilk terör örgütü Haşhaşinler’in kurucusu ve lideri Hasan Sabbah, kartal yuvası olarak tanımlanan Alamut’un tepesindeki fedailerini sadece parmağını kıpırdatarak uçuruma atlamalarını sağlayacak kadar kendisine bağlamıştır. Bu örnekteki gibi, bireyin inandığı veya inandırıldığı şey için tereddüt etmeden ölmesi ve ne yazık ki öldürmesi yüzlerce yıl geriye doğru incelenebilir. Son 20 yıllık döneme baktığımızda insanlık binlerce yıldır sahip olduğu bu dürtüden vazgeçmek bir yana dursun, tam tersine daha büyük patlamalar halinde kitlesel ölümlere ve terörist faliyetlere ortak oluyor. Bu faliyetlerin içinde bulunduğumuz yüzyıla damgasını vuran en büyük ve dehşet dolu olanlarından biri 11 Eylül El-Kaide saldırılarıdır. İşte insanlığın bu utanç dolu günlerine ve sonrasında olayın faillerini yakalamak için gerçekleştirilen cadı avına odaklanan (T)error belgeseli, bizi tam da o dehşet dolu sürecin içine götürüyor ve hatta adeta bir parçası yapmayı vadediyor!

11 Eylül saldırıları (İngilizcede 9/11 olarak da bilinir), El-Kaide‘ye bağlı kişiler tarafından kaçırılan uçakların 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri‘ndeki iki farklı hedefe intihar saldırısı düzenlemesiyle gerçekleşen bir dizi terör saldırısıdır. Saldırılar sonucunda 19 hava korsanı dahil 2.996 kişi hayatını kaybederken, 10 milyar $’ın üstünde maddi hasar meydana gelmiş ve sadece Amerika’nın değil tüm dünyanın tanık olduğu bir yıkıma neden olmuştur. Pek çok komplo teorisi ile birlikte yürütülen anti-terörist operasyonlarda yüzlerce göz altı yaşanmış ve binlerce yakalama emri çıkarılmıştır.

İnsanlığın utanç anlarından biri olarak her birimizin öz geçmişine yazılmış bu kara lekenin, yani 11 Eylül gününün sebepleri, ekonomik ve politik yansımaları, yeni dünya düzenine etkileri ve elbette Amerikan kanadından gelen reaksiyonlar ayrı ayrı incelenebilir. Fakat biz şimdi aşağıdaki fragmanda da göreceğiniz üzere 11 Eylül’ün hemen sonrasındaki cadı avına; göz altılar, muhbirler ve kedi fare oyununa dönüşen kovalamacalarla dolu bir sürece 2015 yapımı (T)error adlı belgesel ile gidiyoruz.

11 Eylül Saldırıları Sonrasında Muhbirler, FBI ve (T)error Belgeseli!

Lyric R. Cabral ve David Felix Sutcliffe ortaklığında çekilen (T)error adlı belgesel, üzerinden 14 yıl geçmesine rağmen ne duygusal ne de kültürel etkileri kolay silinmeyecek olan o kara gününün hemen ertesine gidiyor. Hali hazırda FBI’ın elinde bulunan muhbirler birer birer sorgulanırken, belgesel ekibinin kadrosu da sahaya inerek bu sürece dahil olur. FBI’a haber vermeden bir muhbir ile görüşen ekip, deyim yerindeyse kendi operasyonlarını kendileri yürüterek 2015 sonunda vizyona girecek olan (T)error adlı belgeseli ortaya çıkarırlar. Yani ortada bir muhbir, bu muhbirden beslenen FBI ve bir de FBI’dan gizli olarak bu muhbirle iletişim halinde olan belgesel ekibi var. Kısaca herkesin kendi hesabına çalıştığı son derece ilginç bir süreç söz konusu.

Elbette (T)error, o korkunç sabaha dair yapılan onlarca belgesel ve sinema filminden sadece bir tanesi. Daha önce World Trade Center (2006), 11’09”01 – September 11 (2002), United 93 (2006) ve Zero Dark Thirty (2012) gibi filmlerde hikayenin göbeğinde, bunlar dışında onlarca filmde etkisini yan hikayelerle arka planda gördüğümüz katliama dair bu kez farklı bir yapıt var karşımızda. Özellikle suç ve ajan dramaları sevenlerin ve yakın tarihin bu acı gününün sonrasına dair gelişen olayları merak edenlerin mutlaka izlemesi gereken bir belgesel film olarak öne çıkan (T)error’ün ülkemizde sinemalara uğrayıp uğramayacağı belirsiz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi