Kariyerine kendisinin de rol aldığı Lanton Mills adlı kısa bir filmle başlayan, yaptığı enteresan filmlerle tanınan 70 yaşındaki Amerikalı yönetmen Terrence Malick’in merakla beklenen son filmi To the Wonder bu Cuma vizyona giriyor. Ben Affleck, Rachel McAdams, Olga Kurylenko ve Javier Bardem gibi oyuncuları içinde barındıran muhteşem kadrosuyla ve ilginç konusuyla merak uyandıran film, vizyona girdiği ülkelerde büyük beğeni topladı. Mont Saint Michel’i ziyaret ettikten sonra Oklahoma’ya gelen Maria (Olga Kurylenko) ve Neil (Ben Affleck) burada bir takım problemler yaşamaya başlarlar. Maria sürgün edilmiş ve mesleğinin zorluklarıyla uğraşan bir rahiple (Javier Bardem) tanışırken bu sırada Neil da çocukluk arkadaşı Jane (Rachel McAdams) ile bağlarını yenileyecektir.

Hangi tarafta olduğunuzu sınayan bir film olarak To the Wonder, Terrence Malick’in 34 yıllık yönetmenlik kariyerindeki 6. uzun metrajlı filmi. Yönettiği filmler arasında yaklaşık 7 – 8 yıl boşluk bırakan (ortalamadan hesaplarsak) Terrence Malick, bu yıl oldukça şaşırttı. Geçen yıl çektiği şaheser The Tree of Life’ın ardından tam 4 adet film çeken Malick’in geçmişte yaptığı ve gelecekte neler yapacağına gelin birlikte bir göz atalım.

T-Malick

At sırtında banka soymaya kalkan iki kovboy Tillman (Terrence Malick) ve Lanton Mills’in (Harry Dean Stanton) macerasını anlatan 12 dakikalık kısa filmiyle 1969’da kariyerine adım atan Malick, bundan tam 4 yıl sonra 1973’te Badlands adlı ilk uzun metrajlı filmini çekti. 15 yaşındaki bir kız olan Holly (Sissy Spacek) ve 20’li yaşlardaki sevgilisi Kit’in (Martin Sheen), Holly’nin ve daha birkaçının tüm ailesini katletmesini anlatan bu suç draması Badlands, hem dönemine göre hem de bir yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olmasına göre oldukça sağlam bir yapımdı. Yalnız, Malick’in her konuda anlayışının farklı olduğunu ve onun için apayrı bir Malick sineması olduğunu söylemek yanlış olmaz. Badlands ise Malick sinemasından en uzak olan Malick filmidir kanımca. İsimleri Kit ve Holly olsa da Charles Starkweather ve Caril Ann Fugate karakterlerinden esinlenerek uyarlanan Badlands suçlar ve günahlarla dolu… Sissy Spacek’in ilk kez uzun metrajlı bir filmde başrol oynadığı Badlands, ona BAFTA’larda Gelecek Vaat Eden Aktris dalında adaylık getirmiştir.

Bundan tam 5 yıl sonra 1978’de Malick, Days of Heaven ile geri dönüşünü yapıyor verdiği beş yıl aranın ardından; unutulma ya da popüler olamama kaygısı olmadan geçen beş yılın ardından çizgisini çiziyor ve Malick sineması dediğimiz kavrama daha çok yaklaşıyor. Çiftlikte ırgat olarak çalışan Bill’in, sevgilisi Abby’i yaşlı ve zengin patronuyla evlenmeye ve daha sonra paralarla kaçmaya ikna etmesini anlatan Days of Heaven kadrosuna Richard Gere, Brooke Adams ve Sam Shepard gibi isimleri barındırıyor. Bu ölümcül ve tutkulu aşk üçgeninin hikayesini anlatan Days of Heaven, karakterlerinin kısmen duygudan uzak olmasıyla rahatsız etse de iyi bir sinema örneğiydi. Oscar’a layık görülen görüntü yönetimi ve Ennio Morricone’nin efsane müzikleriyle bir bütün olan Days of Heaven ayrıca En İyi Ses, En İyi Müzik ve En İyi Kostüm dallarında da Oscarlarda adaylık görmüştür.

the-thin-red-line-penn-still1

Days of Heaven’ın ardından Malick yönetmenliğe tam 20 yıl ara verdi. Ve The Thin Red Line adlı başyapıtıyla muhteşem bir dönüş yaptı. Açık ara farkla Terrence Malick’in en iyi filmi olarak gördüğüm The Thin Red Line, 2. Dünya Savaşı esnasında gerçekleşen Guadalcanal muharebesinde yaşananları anlatıyor. James Jones’un 1962 tarihli otobiyografisinden uyarlanan filmde Jim Caviezel, Sean Penn ve Nick Nolte başroldeydi. The Thin Red Line hem tüm oyuncu kadrosunun hem de yönetmenin filmiydi. Her iki koldan ve diğer açılardan da kusursuz bir film izletmişti Malick bizlere. O yıl En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Özgün Müzik, En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Ses dallarında olmak üzere tam 7 dalda Oscar adaylığı toplayan The Thin Red Line büyük zaferi maalesef Shakespeare in Love’a kaptırmıştı. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen Malick’i “master” ilan ettiren The Thin Red Line savaş ile cehennemin eş anlamlı olduğunu en iyi şekilde gösteren bir başyapıttı.

The Thin Red Line’dan sonra 7 yıl ara verip 2005’te The New World ile kötü bir geri dönüş yaptı yönetmen. The Thin Red Line gibi bir başyapıtın ardından gösterilen bu tutarsızlık Malick’in kalitesini düşürdüğü hakkında şüphelere düşürdü. Colin Farrell, Christopher Plummer ve Christian Bale gibi önemli isimlerin başrolde olduğu The New World, bir Pocahontas hikayesiydi. Malick’ten beklenmeyecek bir yapımdı. Görüntü yönetimi dalında Oscar adaylığı gören – bu arada tüm Terrence Malick filmlerinin görüntü yönetimi “efsane”dir – The New World, The Thin Red Line ile Malick hayranı olan çoğu kişiyi büyük hayal kırıklığına uğratmasıyla ünlüdür.

tree-of-life-movie-image-brad-pitt-jessica-chastain

Bu hoşlaşmadığımız – daha doğrusu Malick’e uygun görmediğimiz film The New World’ün ardından yönetmenliğe bu kez 6 yıl ara verdi ve 2011’de, geçtiğimiz yılın – bence – en iyi filmlerinden biri olan The Tree of Life ile döndü. Brad Pitt, Sean Penn, Jessica Chastain ve Fiona Shaw gibi isimlerin yer aldığı kadrosuyla, adeta bir görsel şölen izledik. Muhteşem oyunculuklar, kusursuz görüntü yönetimi ve Malick’in enteresanlığıyla bir bütün oluşturan The Tree of Life, 1956’da bir ailenin yaşadığı dramatik olayları en uç şekilde ele alıyordu. Uçlarda yaşamayı ve bunu filmlerine yansıtmayı seven Malick, The New World’ün ardından şüpheye düşürdüğü seyircisini bir kez daha ayakta alkışlatmıştı. En İyi Yönetmen, En İyi Film ve En İyi Görüntü Yönetimi dalında – En İyi Görüntü Yönetimi ödülünü Hugo’ya kaptırmasına hiçbir zaman aklım sırrım ermemiştir – Oscar adaylığı gören film, üzerinde düşündüren, hayat hakkında şüpheye düşüren bir yapımdı. Baba rolündeki Brad Pitt’in harikulade oyunculuğuyla, ve Penn, Chastain gibi oyuncuların kusursuz performanslarıyla pekişen The Tree of Life geçtiğimiz yılın ödüle boğulan filmlerine bin basardı.

Gelelim To The Wonder’a… Yalnızca iki sene ara verdikten sonra, adını aylarca Untitled Terrence Malick Project olarak andığımız, yine muhteşem bir kadro ve ilginç bir senaryoyla karşımıza çıkan film hakkında pek fazla bir şey söylemeyelim, gidin ve görün.

Dedim ya… Malick onu en iyi tanıyanları bile şaşırtmayı seviyor. 2 yılı bile doldurmadan To the Wonder ile geri dönüşünü yapan yönetmenin sırada üç projesi daha var. Biri yıl sonunda vizyona gireceği öngörülen; Christian Bale, Natalie Portman, Cate Blanchett, Antonio Banderas, Joel Kinnaman, Freida Pinto, Imogen Poots ve Wes Bentley gibi isimlerin yer aldığı geniş kadrosuyla Knight of Cups…

Terrence-Malick

Diğeri, ismi henüz belirlenmeyen ve yine yıl sonuna doğru vizyona gireceği varsayılan Ryan Gosling, Christian Bale, Michael Fassbender, Natalie Portman, Rooney Mara, Val Kilmer, Berenice Marlohe, Benicio Del Toro ve Holly Hunter gibi isimlerin yer aldığı kadrosuyla iki karmaşık aşk üçgenini anlatan bir film.

Sonuncusu ise Emma Thompson ve Brad Pitt tarafından anlatılan, evrenin doğumu ve ölümüyle ilgili belgesel tarzında bir dram; Voyage of Time. 2014 yılı içerisinde vizyona girecek.

Malick hayranlarını yahut sinemaseverleri oldukça sevindiren bir şeyle karşı karşıyayız. Art arda dört Terrence Malick filmi birden izleyecek, Malick sinemasına doyacağız. Fakat beni en çok korkutan bunun ardından sonsuz bir ara verme gibi bir olasılığının bulunması…

T.Malick

Her ne olursa olsun Malick ile ilgili en sevdiğim şeyler: Hiçbir yerde şu fotoğrafı dışında doğru dürüst bir fotoğrafı olmaması, ödüllere ve ödül törenlerine olan ilgisizliği, mesleğine zırt pırt ara vermesi ve bunun çizigisini etkilemesine izin vermediği gibi aksine onu daha da geliştirmesi, popülarite kaygısından bihaber olması, oyuncularını çok iyi seçiyor olması ve kendisini artık çok iyi tanıdığını zanneden izleyicisini bile şaşırtması. Kimse Malick’in kötü bir yönetmen olduğunu iddia etmemeli, filmlerini “sıkıcı” ve “anlamsız” bulanlar bile…

Hazırladığımız, birbirinden zengin diğer retrospektiflere buradan ulaşabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi