Bundan tam 20 yıl önce kendisini yaratan insanlığa karşı bilinç kazanan yapay zeka Skynet, dünyayı kontrol etmeye başladı. Normalde bu zamanlarda John Connor önderliğinde makinelere karşı direnip özgürlüğümüzün peşinde hayatımızı ortaya koymamız gerekirken, geçen sürede hayatın aslında filmler gibi olmadığını deneyimledik ve kendi küçük dertlerimizle uğraşmaya devam ediyoruz. Dünyada yükselen sağcı ve totaliter rejimler ve onlara karşı gün geçtikçe kamusal alanını kaybederek sesini change.org’tan yükseltmeye çalışan insanlar derken, geçen sürede bizi yok etmek için bir Skynet’e de ihtiyaç kalmadı aslında. Biz hala Facebook’ta kendi dilini geliştirdi diye kapatılan yapay zeka haberlerini ya da Elon Musk’ın girişimlerini ağzımız açık dinleyelim; bundan bir on yıl sonra temel gereksinimimiz olan suya bile ulaşıp ulaşamayacağız şüpheli. Bu “Olacak O Kadar kıvamındaki sosyal mesajlar da nereden çıktı?” diye sorarsanız, “James Cameron’ın yarattığı alternatif Terminator evreni ile yeniden kucaklaşmamızdan dolayı” diyebilirim. Terminator 2: Mahşer Günü: İnsana Dair Umut Var Mı? 1991’de gösterime girdiğinde 102 milyon dolarlık bütçesiyle tarihin en pahalı filmi unvanını alan Terminator 2: Judgement Day, kendi öncülü olan ilk filmin bütçe ve kapsam açısından oldukça üstündeydi. Sonunda ise Cameron her zaman olduğu gibi büyük kumarı kazandı ve 500 milyon doların üzerinde hasılat elde etti. Üstelik bunu Michael Bay tarzı gerizekalı bir filmle başarmadı. Harlan Ellison’ın spekülatif kurmaca eserlerinden esinlenen, bilimkurgu türünün ya da sinema tarihinin önemli filmlerine atıflarda bulunan ve hikayesini insan türünün varoluşu üzerinde şekillendiren yapısıyla Terminator 2, aradan geçen 26 yılda kültürel etkisini daha da büyüttü. Belki Cameron’ın rüya projesi Avatar ile karşılaştırdığımızda da aradaki büyük fark buydu. Avatar; stüdyo patronlarına 3D’nin yolunacak kaz olduğu fikrini aşılamıştı, Terminator ise –ilk iki filmi baz alırsak- tutarlı ve ilgi çekici bir evren kurmanın da mümkün olduğunu gösteriyordu. Yine de sonuçta insanların ilgisini çeken; gelişen CGI teknolojisi, toplamda 5 dakikalık sahne süresinin sekiz ayda yaratılması ve 5.5 milyon dolara mal olmasıydı. Terminator 2: Judgement Day filmine iki açıdan yaklaşabiliriz. İlki; aradan geçen zamanda filmin hikayesinin ve yarattığı etkinin hangi düzeyde kaldığı. Terminator 2’de, ilk filmin bütçeden de kaynaklanan B filmi havası ve gerilim düzeyi, yerini şık bir aksiyon bombardımanına bırakıyordu. İlk filmdeki olaylardan sonra Skynet’i yaratan Cyberdyne’ı havaya uçurmaya çalışan Sarah Connor akıl hastanesine kapatılıyor, oğlu John Connor ise koruyucu bir aileye verilerek ayaklı bir suç makinesi haline geliyordu. Arnold Schwarzenegger'in canlandırdığı T-800’ün dönüşü ise ailenin yeniden bir araya gelmesine öncülük ederken makine haliyle bile insana umut vermeyi başarıyordu. Açıkçası filmi son izleyişimin üzerinden on yıldan fazla bir süre geçmiş olmasının da etkisiyle bu baba figürü biraz eğreti duruyor. Tabii bu rahatsızlık hissinin arkasında Cameron’ın evrenini anlatı kuramının temellerine dayandırma çabası seziliyor. Örneğin; Sarah’ın henüz olayların ikinci gününde “ideal babalık” monoloğuna girmesi karakterin yapısına aykırı kaçıyor. Fakat bu sorunun filmin bütününü gölgede bıraktığını söyleyemem; sonuçta Cameron zaten senaryolarında fazlasıyla akıl oyunlarına başvuran bir yönetmen değil. Bunda yönetmenin zanaatkar yanının etkili olduğunu ve senaryonun çoğunlukla bir araç olarak kullanıldığını görmek mümkün. Kaldı ki, zaman-mekan açısından oldukça iddialı bir alt metnin altından başarıyla kalkılıyor. Makinelerin yükselişi karşısında devletin ideolojik ve baskı aygıtlarının ne kadar beceriksiz kaldığının altını defalarca çiziyor. Polisin bizzat tehdidin kendisine dönüşmesi ya da yaklaşan tehlike…

Yazar Puanı

Puan - 93%

93%

Filmin, bugün vizyona giren birçok 3D filme göre daha canlı görünmesi sevindirici. Daha stilize, şık bir Terminator 2 var karşımızda ve bu rötuşların seyir zevkine olan katkısı oldukça fazla. Her şeyi geçtim; müdahalesiz haliyle bile olsa film aradan geçen onca yıla karşın hala çok sürükleyici ve etkileyici.

Kullanıcı Puanları: 0.35 ( 1 votes)
93

Bundan tam 20 yıl önce kendisini yaratan insanlığa karşı bilinç kazanan yapay zeka Skynet, dünyayı kontrol etmeye başladı. Normalde bu zamanlarda John Connor önderliğinde makinelere karşı direnip özgürlüğümüzün peşinde hayatımızı ortaya koymamız gerekirken, geçen sürede hayatın aslında filmler gibi olmadığını deneyimledik ve kendi küçük dertlerimizle uğraşmaya devam ediyoruz. Dünyada yükselen sağcı ve totaliter rejimler ve onlara karşı gün geçtikçe kamusal alanını kaybederek sesini change.org’tan yükseltmeye çalışan insanlar derken, geçen sürede bizi yok etmek için bir Skynet’e de ihtiyaç kalmadı aslında. Biz hala Facebook’ta kendi dilini geliştirdi diye kapatılan yapay zeka haberlerini ya da Elon Musk’ın girişimlerini ağzımız açık dinleyelim; bundan bir on yıl sonra temel gereksinimimiz olan suya bile ulaşıp ulaşamayacağız şüpheli. Bu “Olacak O Kadar kıvamındaki sosyal mesajlar da nereden çıktı?” diye sorarsanız, “James Cameron’ın yarattığı alternatif Terminator evreni ile yeniden kucaklaşmamızdan dolayı” diyebilirim.

Terminator 2: Mahşer Günü: İnsana Dair Umut Var Mı?

1991’de gösterime girdiğinde 102 milyon dolarlık bütçesiyle tarihin en pahalı filmi unvanını alan Terminator 2: Judgement Day, kendi öncülü olan ilk filmin bütçe ve kapsam açısından oldukça üstündeydi. Sonunda ise Cameron her zaman olduğu gibi büyük kumarı kazandı ve 500 milyon doların üzerinde hasılat elde etti. Üstelik bunu Michael Bay tarzı gerizekalı bir filmle başarmadı. Harlan Ellison’ın spekülatif kurmaca eserlerinden esinlenen, bilimkurgu türünün ya da sinema tarihinin önemli filmlerine atıflarda bulunan ve hikayesini insan türünün varoluşu üzerinde şekillendiren yapısıyla Terminator 2, aradan geçen 26 yılda kültürel etkisini daha da büyüttü. Belki Cameron’ın rüya projesi Avatar ile karşılaştırdığımızda da aradaki büyük fark buydu. Avatar; stüdyo patronlarına 3D’nin yolunacak kaz olduğu fikrini aşılamıştı, Terminator ise –ilk iki filmi baz alırsak- tutarlı ve ilgi çekici bir evren kurmanın da mümkün olduğunu gösteriyordu. Yine de sonuçta insanların ilgisini çeken; gelişen CGI teknolojisi, toplamda 5 dakikalık sahne süresinin sekiz ayda yaratılması ve 5.5 milyon dolara mal olmasıydı.

Terminator 2: Judgement Day filmine iki açıdan yaklaşabiliriz. İlki; aradan geçen zamanda filmin hikayesinin ve yarattığı etkinin hangi düzeyde kaldığı. Terminator 2’de, ilk filmin bütçeden de kaynaklanan B filmi havası ve gerilim düzeyi, yerini şık bir aksiyon bombardımanına bırakıyordu. İlk filmdeki olaylardan sonra Skynet’i yaratan Cyberdyne’ı havaya uçurmaya çalışan Sarah Connor akıl hastanesine kapatılıyor, oğlu John Connor ise koruyucu bir aileye verilerek ayaklı bir suç makinesi haline geliyordu. Arnold Schwarzenegger’in canlandırdığı T-800’ün dönüşü ise ailenin yeniden bir araya gelmesine öncülük ederken makine haliyle bile insana umut vermeyi başarıyordu. Açıkçası filmi son izleyişimin üzerinden on yıldan fazla bir süre geçmiş olmasının da etkisiyle bu baba figürü biraz eğreti duruyor. Tabii bu rahatsızlık hissinin arkasında Cameron’ın evrenini anlatı kuramının temellerine dayandırma çabası seziliyor. Örneğin; Sarah’ın henüz olayların ikinci gününde “ideal babalık” monoloğuna girmesi karakterin yapısına aykırı kaçıyor. Fakat bu sorunun filmin bütününü gölgede bıraktığını söyleyemem; sonuçta Cameron zaten senaryolarında fazlasıyla akıl oyunlarına başvuran bir yönetmen değil. Bunda yönetmenin zanaatkar yanının etkili olduğunu ve senaryonun çoğunlukla bir araç olarak kullanıldığını görmek mümkün. Kaldı ki, zaman-mekan açısından oldukça iddialı bir alt metnin altından başarıyla kalkılıyor. Makinelerin yükselişi karşısında devletin ideolojik ve baskı aygıtlarının ne kadar beceriksiz kaldığının altını defalarca çiziyor. Polisin bizzat tehdidin kendisine dönüşmesi ya da yaklaşan tehlike karşısında, büyük kapatılma ile bağlantılı olarakmikro-iktidarların işlevsizliği filmin çıkış noktası oluyor.

Terminator 2: Mahşer Günü 3D – Terminator 2: Judgement Day 3D: İnsan, İnsanın Skynet’idir!

İkinci yaklaşımımı ise filmin 3D versiyonunun vizyona girmesinin üzerine kuracağım. James Cameron için birçok şey söylenebilir; bir sanatçı, teknoloji takıntısı olan bir yönetmen, mükemmelliyetçi bir para avcısı… 36 yıllık kariyerinde sadece sekiz kurmaca filme imza atması onu bir Kubrick yapmaz ama film endüstrisine etkisi, birçok yönetmenden fazladır. Yukarıda andığım Titanic ve Avatar gibi kumarları kazanan yönetmenin, tüm kötü örneklerine karşın 3D’nin bayraktarlığını yapması açıkçası bana çok sempatik gelmiyordu. Fakat Terminator 2’nin 3D versiyonunu izlediğimde birçok şüphe kafamdan silindi. Öncelikle Cameron, 3D versiyonda orijinal filme neredeyse hiç dokunmuyor. Eklenmiş ya da çıkarılmış bir sahne yok. Röportajlarda esprili biçimde dile getirdiği gibi bazı devamlılık hatalarına –meşhur kovalama sekansının bir sahnesinde kırılan diğer sahnesinde yerinde duran camlar gibi- ve dönemin CGI’ın tam olarak çözemediği sorunlara –Arnold’un dublör gerektiren sahnesinde değişen yüzü- el atılıyor. Yani söz konusu olan; filmi tamamen 21. yüzyıl izleyicisine uygun hale getirmeye yönelik bayağı uygulamalar değil, bir bakıma efsaneye “cila çekmek”. Üstüne üstlük filmin, bugün vizyona giren birçok 3D filme göre daha canlı görünmesi sevindirici. Daha stilize, şık bir Terminator 2 var karşımızda ve bu rötuşların seyir zevkine olan katkısı oldukça fazla. Her şeyi geçtim; müdahalesiz haliyle bile olsa film aradan geçen onca yıla karşın hala çok sürükleyici ve etkileyici. Bir noktadan sonra, 3D’nin şehir efsanesine dönüşen “derinlik” ve “gerçeklik” yaratma hissini kafanıza takmayıp kendinizi akışa kaptırıyorsunuz. Sonuçta Terminator 2: Judgement Day, teknolojinin tek başına bir şey ifade etmediğini gösteren bilimkurgu başyapıtlarından biri ve filmi beyazperdede izlemek için bu bile yeterli bir sebep.

Evet Skynet belki –henüz- gelmedi ama sinema salonlarındaki teknik yenilikler, yirmi yıl öncesine göre çok ileride. Önümüzdeki yıllar 3D’nin gözlüksüz izlenebileceği, hologram teknolojisinin ön plana çıkacağı ve sinemaların, küçük ekranla mücadele edebilmek için 20. yüzyılın başında olduğu gibi “atraksiyonlar”a sırtını yaslayacağı günleri getirecek. Tabii bu süreçte insanlığın kendisini yok etmemesi için Terminator 2’nin mesajını biraz değiştirmesi gerekecek: İnsan, insanın Skynet’idir!

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi