Bu hafta vizyona giren birbirinden iddialı filmler içinde geri planda kaldı Tepelerin Ardında (Dupa Dealuri). Filmekimi’nden sonra sadece bir sinemada, Beyoğlu Sineması’nda seyirciyle buluştu. Peki ama neden? Kötü film olduğu için mi? Hayır. Film oldukça iddialı ve iyi bir yapım ama ne yazık ki seyircinin ilgisini çekecek yanları eksik. Durağan, sevişme sahnesi olmayan ve entrikasız, Avrupa sinemasının bir temsilcisi. İzlerken geçen yıla damgasını vuran Bir Ayrılık (Jodaeiye Nader az Simin) ve yine bana göre geçen yılın en iyi filmlerinden olan bir diğer yapım Bir Zamanlar Anadolu’da filmlerini çağrıştıran Tepelerin Ardında daha çok izleyiciyle buluşması gereken kaliteli filmlerden. 

Beyond the Hills 2

Filmin, Bir Ayrılık filmini çağrıştırma nedeni, izleyenin filmin ilerleyen bölümlerinde kime hak vereceğini bilememesi, ortada bir suç olup olmadığının emin olamaması. Üstelik bu film de Bir Ayrılık filmi gibi sadece bir film değil, durum değerlendirmesi yapılan bir yapım. Bir Zamanlar Anadolu’da filmini çağrıştıran kısımlar ise görüntü yönetmeni Oleg Mutu’nun desteğiyle yönetmen Cristian Mungiu’nun durgun geçen sahneleri. Özellikle iki filmin sonunda yer alan sahneler filmden kopmadan yepyeni bir durumun içine sokan ve soluksuz izlenecek dakikalar. Tabi iki filmin de 150 dakikalık, uzun filmler olması, ikisinin de olumsuz eleştiri alabilecek yanları. 

Romanya’da geçen film iki kadının tren istasyonunda bir araya gelmeleriyle başlıyor. Uzun süre ayrı kalmış iki kadının hayatı birbirlerini bıraktıklarından farklı noktalara gelmiştir. Çocuklukları bir yetimhanede beraber geçen Voichita ve Alina yıllar sonra bir araya geldiklerinde Voichita manastırda yaşayan bir rahibe olmuştur. Alina ise Almanya’da çalıştıktan sonra Voichita’ya duyduğu özlemle onu almaya gelmiş, birlikte Almanya’ya döneceklerini düşünmüştür. Ancak Voichita artık dünyevi aşklardansa Tanrı aşkına inanan bir kişi haline gelmiştir. Alina’nın gidecek bir yeri olmaması ve ona duyduğu bağlılıkla yanında kalmasını sağlamış ve onun da Tanrı aşkının farkına varmasını sağlamaya çalışmıştır. Ancak sevdiği birinin tutsak olduğunu düşünen ve onu içinde bulunduğu durumdan kurtarmak isteyen herkes gibi Alina’da Voichita’yı kurtarmaya çalışmış fakat bu savaşta yalnız kalmıştır. Sonrası ise daha da karmaşık. 

Beyond the Hills

4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün filmi ile adından söz ettirmeye başlayan yönetmen Cristian Mungiu, bu filmi ile kendisini kabul ettirmiş bir yönetmen olacaktır dersem büyük bir iddiada bulunmuş olmam. Mungiu, Tatiana Niculescu Bran’ın kitabından uyarladığı senaryosuyla ve başarılı yönetmenliğiyle bundan sonraki yapımlarının dikkate alınmasını sağladı. İki filmiyle de Cannes Film Festivali’nden ödülle dönen yönetmen bu yıl Oscar ödüllerine aday olmaya da çok yaklaştı. En iyi Yabancı Film Ödülü aday adaylığında son 9 film arasında olsa da aday olan 5 filmden bir tanesi olamadı. 

Filmin izlemenizi tavsiye etsem de yazımın başında da belirttiğim gibi sadece tek bir sinemada gösterilen bu yapımı çoğu sinemaseverin kaçıracak olması üzücü. Ancak yine de Beyoğlu Sineması’nda gösterilmesi ve sinemanın ayakta kalabilmesini sağlaması açısından gidebilecek herkesin filme gitmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. 

İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi