Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Teknolojinin oldukça geliştiği şu günlerde bilgisayarlarla yapılmış görsel efektler, filmlerin her yanını kaplamış durumda. Ancak teknolojinin bu kadar gelişmemiş olduğu zamanlarda yönetmenler, bazı sahneler için büyük paralar harcayıp inanılmaz büyüklükte film setleri kurmaktaydılar. Bu noktada ilginç olan nokta ise modern zamanlarda çekilmiş bazı filmlerde de bu denli etkileyici film setlerinin yaratılması. Karşınızda tek bir sahne için yaratılmış inanılmaz film setleri !

Bu günlerde bir filmin görselliğinden büyülenmek oldukça zor. İyi derecede görsel efektlere sahip The Hobbit, World War Z, The Avengers, Jurassic World gibi filmleri bile izlerken gördüklerimizin yeşil ekran önünde çekildiği ve bilgisayarlarla yaratılmış özel efektler olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak bir zamanlar yönetmenler, filmlerinde gerçeklik yaratmak için çok uzun zamanlar uğraşıp büyük paralar harcayarak büyük film setleri kuruyorlardı. Günümüzde ise görsel efekt yapımı için kullanılan CGI teknolojisinin oldukça ucuz ve kolay uygulanabilir olması, yönetmenleri filmlerinde bu teknolojiyi kullanmaya itiyor. Buna rağmen başta Christopher Nolan olmak üzere filmlerinde CGI teknolojisi yerine bazı pratik efektleri kullanan yönetmenler de yok değil. Gelin tek bir sahne için yaratılmış en büyük, en pahalı ve en görkemli film setlerinden bazılarına bir göz atalım.

Tek Bir Sahne İçin Yaratılmış İnanılmaz Film Setleri

 The Blues Brothers – Nazi Arabasının 360 Metreden Düşüş Sahnesi

Başrollerinde o dönemin iki büyük yıldızı olan John Belushi ve Dan Aykroyd’un yer alıp yönetmenliğini John Landis’in üstlendiği 1980 yapımı The Blues Brothers, çekildiği dönemde uzun süren çekim takvimi ve oldukça büyük bütçesiyle gündeme gelmişti. Filmin çekimleri nihayet sona erdiğinde ise The Blues Brothers, izleyenler tarafından oldukça beğenilmişti. The Blues Brothers’ın bu kadar beğenilmesindeki etkenlerden birisi film için özel olarak kurulan setlerdi.

Aşağıdaki sahnede Jake ve Elroy’u Chicago Polisi ve bir grup Amerikan Nazi tarafından takip edilirken görüyoruz. Naziler, Bluesmobile’i takip ederlerken bir anda yoldan çıkıp Stratosfer’e kadar yükseliyor ve daha sonra düşmeye başlıyor. Filmin yönetmeni John Landis, bu sahneyi çekmek için bir helikopter kiralamış ve arabayı neredeyse 360 metreden Chicago’nun üzerine bırakmış. Tabii ki bu sahneyi çekmek için gerekli yerlerden izinler alınmış ancak arabanın hedefe ulaşmaması halinde neler olurdu, bunu bilemiyoruz.

 Raiders of the Lost Ark – Yılan Sahnesi

Indiana Jones, yılanlardan nefret eder, bunu hepimiz biliyoruz. Aşağıdaki sahnede Indiana Jones’u bir Mısır mezarına girmek için binlerce yılanlar karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Bu sahneyi çekmek için filmin yönetmeni Steven Spielberg, binlerce gerçek yılan kullanmaya karar vermiş. Spielberg’ün kendisi bu sahnede 9000 yılan kullanıldığını söylese de bazı kaynaklara göre bu sayı 6000. Sayının 6000 ya da 9000 olması pek fark etmiyor, bu sahnede çok fazla yılan var. Ve daha da önemlisi bu yılanların hepsi ısırmaya meyilli ve de bir kısmı zehirli !

Filmin çekimleri devam ederken film ekibi, yılanlarla nasıl baş edeceğini ve hangisinin zararlı olup hangisinin olmadığını zamanla öğrenmiş. Yalnızca en zehirli türlerden olan kobra, çekimler sırasında ekipten ve oyunculardan uzak tutulmuş. İlgili sahnede Harrison Ford’un kral kobra ile karşı karşıya geldiği andaki tepkisi de onun yılanın zehirli olduğunu gayet iyi bilmesinden kaynaklanıyor.

 The Matrix Reloaded – Araba Takip Sahnesi

Sinema tarihindeki en iyi araba takip sahnelerinden bazılarının The Matrix Reloaded’te olduğu hepimizin kabul ettiği bir gerçek. Aşağıda gördüğümüz sahnede The Wachowski’ler, ellerinden gelenin en iyisini yapmışlar ve ortaya filmi izleyen herkesin beğendiği bir sahne çıkmış. Sahnede CGI teknolojisinin bolca kullanıldığı bir gerçek ve bunu açıkça görebiliyoruz ancak sahnede bu teknolojiyle yaratılmayan bir şey var ki bu şey yol.

Wachowski’ler, bu sahneyi çekmek için gerçek bir yol yapmışlar. California’nın biraz dışına kurulan, 2.4 kilometre uzunluğunda olup içinde birçok rampanın bulunduğu yol, 5.8 metre uzunluğunda bir duvarla sona erdirilmiş. Bunun yanında sahnede kullanılan arabaların da tamamı gerçek. General Motors’un bu sahne için bağışladığı 100 adet arac, çekimler sırasında kullanılmaz hale gelmiş.

Gandhi – Cenaze Sahnesi

Yönetmenliğini Richard Attenborough’un üstlendiği 1982 yapımı epik Gandhi filmindeki cenaze sahnesi, oldukça başarılıydı. Aşağıdaki videoya bakınca akla sahnede bir tür dijital oynamanın olup olmadığı geliyor çünkü bir sahnede bu kadar çok insanın olması biraz gerçek dışı görünüyor. Aslında film, bu sahne için görsel efektlere ihtiyaç duyuyor çünkü Gandhi’nin cenazesine gerçek hayatta bir milyonun üzerinden insanın katıldığı tahmin ediliyor. Sonuç olarak filmin yönetmeni Richard Attenborough’un bu sahneyi çekmek için büyük bir şeye ihtiyacı vardı.

Attenborough, bu sahne için 3000 tane yardımcı oyuncu bulup onları 1940’lı yıllardaki Hint askerleri gibi giydirerek onlara esas yürüyüşü öğretmiş. Bunun yanında 98 bin kişi sahnede görülen çeşitli araçlara bindirilmiş ve 250 bin kişi de diğer ekstralar için kullanılmış. Bu sahnede tam olarak kaç kişinin kullanıldığını kimse bilmiyor ancak Attenborough’a göre bu sayı 350 ile 400 bin arasında. Sonuç olarak sahnede hiçbir görsel efekt kullanılmamış ve Gandhi filminin bu sahnesinde kullanılan oyuncu sayısı, sinema tarihinde bir rekor.

 The General – Tren Sahnesi

Yönetmenliğini Clyde Bruckman ve Buster Keaton’ın üstlendiği ve başrolünde yine Buster Keaton’ın yer aldığı 1926 yapımı The General, listedeki tek sessiz film. Filmin listeye girmesinin nedeni ise aşağıdaki sahnenin yapımı için 42 bin dolar harcanması. Bu rakam, modern zamanlar için pek büyük bir para değil ancak bu paranın 1926 yılında harcanması, bu sahneyi zamanının en pahalı sahnesi yapıyor. Anlaşılan o ki Keaton, Michael Bay’in son 20 yıldır bildiği şeyin 1920’li yıllarda farkına varmış: Filmler, büyük gösterilerdir ve insanlar filmlerde bir şeylerin havaya uçmasına bayılırlar.

Bu sahne için Keaton, antik bir tren satın almış ve uzayıp gidiyormuş gibi görünen bir köprü ve yol yaptırmış. Yani sahnede gördüğümüz her şey gerçek, herhangi bir şeyin minyatürü bile kullanılmamış. Bu sahneyi çekmek için tek bir fırsatı olan ekibin şansları yaver gitmiş ve çekimler sırasında herhangi bir aksaklık yaşanmamış. Sahneyle ilgili bir diğer ilginç ayrıntı ise sahnenin çekildiği çevrede yaşayan insanların bu sahneleri izlemeleri. Keaton’ın trenin içinde olduğunu düşünen insanlar, köprü yıkıldığında şaşkınlığa uğramışlar.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi