“Bir gün öyle bir yağmur yağacak ki caddedeki bütün pislikleri temizleyecek.”

Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan New York! Kaosun içindeki yalnızlık! Geçtiğimiz yüzyılın en ikonik filmlerinden biri olan Martin Scorsese imzalı Taxi Driver; Travis Bickle karakteriyle, en başarılı performansını sergileyen ve sinema tarihine geçen Robert De Niro ile adeta devleşmiş ve Scorsese’nin filmografisinin en etkileyici yapımı olarak adını yazdırmıştır. Vietnam savaşının etkilerini üzerinden atamayan Travis’in geceleri taksi şoförü yaparak sürdürdüğü hayatı, adaletsiz dünyaya karşı duruşunu izlediğimiz filmde, bunların bir temsili olarak sunulan New York ise önemli bir karakterdir… Taxi Driver, çürümek üzere olan bir toplumda kaybolmayan duyguların da varlığını hissettirirken; gerçek hayatın acımasızlığıyla da yüzleşmemizi sağlar.

Scorsese’nin bu karanlık ve tekinsiz dünyasını seyretmeyi seviyorsanız; sizler için hazırladığımız listeye göz atabilirsiniz.

Taxi Driver Sevenlerin İzlemesi Gereken 10 Film!

Dog Day Afternoon – 1975

dog-day-afternoon-filmloverss

1975 yılında çekilmesi kesinlikle bir önyargı oluşturmasın. Dog Day Afternoon yeni dönem filmlerinden çok daha heyecanlı, çok daha keyifli bir klasik. Sevgilisinin ameliyat masraflarını karşılamak için banka soymaya karar veren Sonny ve ona yardım eden Sal için işler başta hiç de yolunda gitmeyecektir. Ama olayların seyri onların lehine çok keskin bir şekilde değişir…

The Warriors – 1979

the-warriors-filmloverss

Walter Hill imzalı The Warriors, bizi New York’a götürüyor… Bilinmez, distopik bir gelecekte çeteler ve polisler sokaklarda hüküm sürmektedirler. Bu çetelerden bir tanesinin lideri, diğer tüm çeteleri polislere karşı ayaklanmak üzere bir araya getirmek ister. Zaten yıkık ve dökük haldeki şehir, büyük bir savaşla yüz yüze gelmek üzeredir…

La Haine – 1995

la-haine-filmloverss

Paris’in gettolarında yaşayan biri pied-noir (Said), biri yahudi (Vinz), biri ise siyahi (Hubert) üç arkadaşın hikâyesini konu alarak, Fransa’da gettolarda yaşayan gençlerin hayatından bir kesit sunmayı başaran La Heine; ırkçılığa ve sosyal sınıf farklılıklarına yaptığı göndermeler nedeniyle hem Fransa’da hem de dünyada oldukça ses getirmeyi başarmıştı. Vurucu bir atmosfere sahip olan film, oldukça gerçekçi bir trajediyi beyazperdeye yansıtır.Göçmen ailelerin bulunduğu bölgede polisle gençler arasında sürekli bir çatışma yaşanmaktadır. Abdel adındaki bir bir gencin polis tarafından ağır bir şekilde darp edilmesi gerilimi had safhaya taşır. Vinz adındaki başka bir genç polise ait bir silah bulduğunda eğer Abdel ölürse bir polisi öldüreceğine yemin eder…

Fargo – 1996

fargo-filmloverss

Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekardır; ihtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir… Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi ise imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi ilerlemeyecektir. Filmografisiyle özgün tarzlarını koruduğunu her daim bizlere hatırlatan Coen Kardeşler’e büyük bir ün kazandıran Fargo, daha sonra televizyon serisi olarak izleyici karşısına çıktı.

The Assassination of Richard Nixon – 2004

the-assassination-of-richard-nixon-filmloverss

1974 yılına gidiyoruz… Samuel J. Bicke, büyük politika skandallarının yaşandığı bir dönemde hayata tutunmaya çalışan sıradan bir insandır. Sürekli olarak sorunlarla karşılaşan Bickle, çevresi tarafından ciddiye alınan biri değildir. Köyü giden özel hayatı ile birlikte, yapmaktan hiç hoşlanmadığı satıcılık işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Arkadaşı Bonny ile birlikte kurmayı planladıkları iş için ise krediye ihtiyaçları vardır. Sürekli bir stresi altında olan, kredi için başvuru sonucunu bekleyen Bicke, eşinin de boşanma davası açmasıyla çaresizlik içerisinde kalır. Bu çaresizlik onu iyi bir adam olmaktan çıkarmaya başlar ve kendini dönemin Amerika başkanı olan Richard Nixon’ı Beyaz Saray’ın üzerine bir gaz bombası atarak öldürmeyi planlayan bir adam olarak bulur…

The Brave One – 2007

the-brave-one-filmloverss

Erica Bain New York’ta bir radyo istasyonunda “Sokaklarda Yürümek” adlı bir programın yapımcı ve sunucusudur. Sevdiği bu şehrin sokaklarından kaydettiği seslerinden ve hikâyelerinden yola çıkarak programlarını oluşturmaktadır. Bir gece sevgilisi David ile parkta dolaşırken saldırıya uğrarlar, sevgilisi ölür, kendi de ağır yaralanır. İyileştiğinde ise onun için artık aşık olduğu şehir korku dolu ve yabancıdır. Bunu aşmak için ise çareyi yasa dışı olarak satın aldığı bir silahta bulur. Artık Erica adaleti kendi eline alma yolunu seçmiştir. Başarılı oyuncu Jodie Foster bu filmde Erica Bain olarak karşımıza çıkar.

The Killer Inside Me – 2010

the-killer-inside-me-filmloverss

Jim Thompson’ın kaleme aynı adlı romanından, yönetmen Michael Winterbottom tarafından beyazperdeye uyarlanan The Killer Inside Me, başrolünde yer alan Casey Affleck’in performansıyla dikkat çekse de gösterime girdiği dönem şiddet sahneleriyle de oldukça fazla konuşulmuştu. Batı Teksas’taki sakin bir kasaba bir dizi seri cinayetle sarsılmaktadır. Bu sıkıcı kasabada gerçekleşen; gerçek bir sosyopatın elinden çıkmış gibi görünen cinayetleri,  Şerif Lou Ford araştırmaya başlar. Oysa bu arayış tamamen görüntüden ibarettir; çünkü katil ona herkesten çok yakındır.

Shame – 2011

shame-filmloverss

Steve McQueen’in ikinci filminde Hunger’daki gibi başrolü yine Michael Fassbender’e verdiği Shame; otuzlu yaşlarında, cinsel dürtülerine hakim olamayan, bir New York’lu Brandon’un hikayesini konu alıyor.  Brandon’ın iş, ev ve barlardan ibaret tekdüze yaşamı, seks işçileri ve porno filmler arasında geçmektedir. Dik başlı kız kardeşi Sissy, birkaç gün kalmak için evine gelince, hayatı birden rayından çıkar. Utanç, saplantı, ihtiyacın doğası ve hayatta yaptığımız seçimler üzerine, son derece sakin ve minimalist bir film ile bizleri buluşturan McQueen; geçmişten gelen acı dolu hatıraları beraberinde getirip bizi New York’un kalabalıklığında yaşayan yalnız Brandon’a odaklanır.

Drive – 2011

drive-filmloverss

Drive; Hollywood’da dublörlük yapan ve keskin araba kullanabildiği için geceleri de soygunlara katılan bir araba sürücüsünün yaşamını anlatıyor… Sürücünün yasa dışı hayatı, güzel komşusu Irene’nin hapisteki kocasına yardım etmeyi kabul etmesiyle daha da tehlikeli bir hale bürünür. Zira bir anda kendisini Los Angeles’ın en tehlikeli adamlarının hedef listesinde bulur. Şimdi hem kendi hayatını, hem Irene ve oğlununkini kurtarmak için yapacağı tek şey en iyi bildiği şekilde sadece araba sürmektir… James Sallis’in romanından Hossein Amini tarafından uyarlanan filmin başrollerinde Ryan Gosling, Carey Mulligan ve Bryan Cranston yer alıyor.

Nightcrawler – 2014nightcrawler-filmloverss

Jake Gyllenhaal’ın kariyerindeki en başarılı performanslarından birini gerçekleştirdiği, hırslı, duygusuz Louis Bloom karakteriyle akıllara kazınan Nightcrawler; olaylara karşı ifadesiz duruşuyla tedirgin edici bir karakter olan Louis ekseninde medyanın fark edilmeyen yüzünü dürüstçe ortaya koymasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Tüm gece kamerasıyla sokaklarda dolaşıp sonraki günün haberleri için suçları ve kazaları kaydeden, kanlar içinde yatan kurbanlara karşı herhangi bir acıma duygusu beslemeyen Louis Bloom çok uzun sürmeden bir televizyon kanalı tarafından fark edilir. Ne kadar çok kan ve dehşet, o kadar çok reyting düşüncesini benimseyen bir yerel televizyon kanalı yapımcısı, işini kaybetmemek uğruna her şeyi yapmaya hazır olan Nina tarafından satın alınan bu görüntüler sayesinde Louis beklediği gibi kısa zamanda kariyerinde yükselişe geçer. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini ise daha önce kaleme aldığı senaryolarla tanıdığımız Dan Gilroy üstleniyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi