Yılmaz Erdoğan’ın 90’ların sonunda yayımladığı Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar isimli kitabından, 2000’lerin başlarında uyarladığı Haybeden Gerçeküstü Aşk isimli tiyatro oyunu dönemin ilişkilerini, bir çiftin yaşadıklarını merkezine alarak anlatıyordu. Yılmaz Erdoğan’ın ilişkiler üzerinde yaptığı gözlemleri yine kendi üslubuyla harmanladığı oyun çok sevilmiş, sanatçının ilerleyen yıllarda yazacağı kitap ve çekeceği filmlerde romantizmin önemli yer kaplayacağının ilk sinyallerini vermişti. Aradan geçen yaklaşık 20 senenin ardından, Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar’ı Tatlım Tatlım adıyla beyazperdeye uyarlayan Yılmaz Erdoğan, bu kez kendisi kameranın önüne geçmiyor; dört çiftin yaşadıklarını bir ilişkinin tüm katmanlarını ele alarak peliküle aktarıyor.

Aslında, Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar’ın mazisi, kitaptan da öncesine dayanıyor. Yılmaz Erdoğan’ın uzunca bir süre Gürbüz Vural mahlasıyla, Aktüel dergisinde yayımladığı yazılardan oluşan bu kitap, en az okuru için olduğu kadar Erdoğan’ın kendisi için de önemli olacak ki, üzerinden yıllar geçmiş olsa da, Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar’dan asla vazgeçmedi. Oyunu daha popüler olsa da, hem yazıların hem de kitabın bu kadar sevilmesinin sebebi ise okuyan ya da seyreden herkesin kendinden ya da yaşadığı ilişkilerden bir şeyler bulabiliyor olmasıydı. Fakat, günümüze geldiğimizde şaşırtıcı olan, neredeyse 20 yıl önce yazılmış olan ve ilişkiler üzerine yapılan tespitlerin geçerliliğini koruyor olması. Bu konuda iki farklı durumdan söz edebiliriz. Birincisi tabii ki kadın-erkek ilişkilerinde insan olmaktan kaynaklanan bazı sınırların dışına çıkılamıyor olması. İkincisi ve daha önemli olanı ise Yılmaz Erdoğan’ın henüz kendi kariyerinin başlarında yaptığı tespitlerin  başarılı ve kaleminin o yıllarda da kuvvetli olması -hatta şu an olduğundan daha kuvvetli diyebilirim.

Girizgahı uzun tuttuğumun farkındayım, bunun sebebi o yıllarda ve devamında Yılmaz Erdoğan’ın yazdıklarını dikkatle takip ediyor olmamdan kaynaklanıyor. Vizontele sonrası, inişli-çıkışlı bir sinema yolculuğu olan Erdoğan’ın, kendi açısından en önemli olan eserlerinden bir tanesini beyazperdeye uyarlaması Tatlım Tatlım’ın benim açımdan önemini artıran bir faktör. Yönetmenin kendisi için de böyle olacak ki, televizyonun sevilen isimlerini bir araya topladığı projenin yönetmenliğini de kendisi yapıyor. Bu tarz BKM projelerinde farklı yönetmenler görüyor olsak da Erdoğan bu filmde yönetmenliği kimseye bırakmamış. Tamamen kişisel olacak lakin, gönül isterdi ki filmin başrolünde de Yılmaz Erdoğan olsun. Bunun sebebi Yılmaz Erdoğan’ın filmde rol alan oyunculardan çok daha yetenekli bir oyuncu olması değil, filmdeki diyalogların tam anlamıyla Yılmaz Erdoğan cümleleri olması. Ama tabii ki, 20 sene önce yazdığı hikayeleri, 20 sene sonra kendisinin oynaması pek mümkün gözükmüyor.

Tatlım Tatlım, serbest bir uyarlama değil. Yılmaz Erdoğan 20 yıl önce ne yazdıysa, 20 yıl sonra da onu çekmiş. Diyalogların dahi neredeyse birebir aktarıldığı filmde kitap ve oyuna yapılan birkaç küçük gönderme dışında, büyük değişiklikler bulunmuyor, sadece modernize ediliyor. Bu açıdan filmin diyalogları da doğal olarak kuvvetli. Ama bir sinema filminden bahsedecek olursak senaryonun kuvvetli olmadığını söylemeden geçemeyiz.  Daha çok, birden fazla skecin bir araya geldiği, skeçler topluluğu diyebiliriz. Tabii ki, bir başlangıcı ve bir sonu var ve hikaye bunun etrafında şekilleniyor ancak son kertede karşılaştığımız şeyin tam anlamıyla bir sinema filmi olduğunu söylemek mümkün olmuyor. Zaten filmin de en önemli belki de tek sorunu bu. Uyarlandığı eserdeki karakterlerin dörde bölünmesiyle, tiyatronun son bölümlerine doğru yaşanan düşüşün önüne geçilmeye çalışılmış belki ama bu dinamizm, izlediğimizin bir sinema filmi olduğunu değiştirmiyor. Peki, asıl meseleye gelelim. Daha önce eserden bir haber olanlar için yukarıda bahsettiklerim önemli mi? Hayır. Peki bu durum, filmin komik ya da romantik olmasını engelliyor mu? Hayır. İşte bu sebeple, senaryosunu ele aldığımızda vasat ancak ülke sinemamız adına üretilen ve birbirinin kopyası diyebileceğimiz romantik komedilerle karşılaştırdığımızda keyifli ve izlenebilir bir film Tatlım Tatlım.

Yukarıda bahsettiğim gibi, benim gözlerim birçok diyalogda oyuncu olarak da Yılmaz Erdoğan’ı aradı. Filmde dört çift var; bu çiftleri kısa kısa değerlendirelim. Çağlar Çorumlu ve Şebnem Bozoklu filmin hem en uyumlu çifti, hem de en iyi oyuncu performanslarına sahip iki ismi. Keza, Serkan Keskin ve Büşra Pekin çifti için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Film süresince bu iki çiftin sahneleri gelsin diye beklediğimi itiraf etmeliyim. Ancak, diğer iki çift Fatih Artman – Gupse Özay ikilisinde Gupse Özay’ın; Bülent Parlak – Aylin Kontente çiftinde ise Bülent Parlak’ın performansları diğer oyuncuların çok altında. Durum böyle olunca, bu çiftlerin yer aldığı sahneler yer yer seyirciyi zorluyor.

Yılmaz Erdoğan, daha minimal bir film olmasına rağmen Tatlım Tatlım’da da Gökhan Tiryaki ile çalışmaya devam ediyor. Tiryaki, bana göre bu ülkenin en iyi görüntü yönetmeni ve film ayrımı yapmadan her zaman en iyisini çıkartabiliyor. Nitekim, görüntü yönetiminden sanat yönetimine ve müziklere kadar teknik açıdan Tatlım Tatlım son derece başarılı.

Özetle, yıllar önce yazılan bu eser ile günümüz ilişkilerine dair son derece yerinde tespitler yapılabildiğini görmek şaşırtıcı ama bir o kadar keyifli. Sevilen isimlerin bir araya geldiği Tatlım Tatlım vizyonda keyifli bir romantik komedi arayanlar için naif bir seçenek. Gelecekte, tiyatro oyunu gibi önem arz etmeyecektir ancak keyifli bir film olarak anılabilir.

Yılmaz Erdoğan'ın 90'ların sonunda yayımladığı Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar isimli kitabından, 2000'lerin başlarında uyarladığı Haybeden Gerçeküstü Aşk isimli tiyatro oyunu dönemin ilişkilerini, bir çiftin yaşadıklarını merkezine alarak anlatıyordu. Yılmaz Erdoğan'ın ilişkiler üzerinde yaptığı gözlemleri yine kendi üslubuyla harmanladığı oyun çok sevilmiş, sanatçının ilerleyen yıllarda yazacağı kitap ve çekeceği filmlerde romantizmin önemli yer kaplayacağının ilk sinyallerini vermişti. Aradan geçen yaklaşık 20 senenin ardından, Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar'ı Tatlım Tatlım adıyla beyazperdeye uyarlayan Yılmaz Erdoğan, bu kez kendisi kameranın önüne geçmiyor; dört çiftin yaşadıklarını bir ilişkinin tüm katmanlarını ele alarak peliküle aktarıyor. Aslında, Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar'ın mazisi, kitaptan da öncesine dayanıyor. Yılmaz Erdoğan'ın uzunca bir süre Gürbüz Vural mahlasıyla, Aktüel dergisinde yayımladığı yazılardan oluşan bu kitap, en az okuru için olduğu kadar Erdoğan'ın kendisi için de önemli olacak ki, üzerinden yıllar geçmiş olsa da, Haybeden Gerçeküstü Konuşmalar'dan asla vazgeçmedi. Oyunu daha popüler olsa da, hem yazıların hem de kitabın bu kadar sevilmesinin sebebi ise okuyan ya da seyreden herkesin kendinden ya da yaşadığı ilişkilerden bir şeyler bulabiliyor olmasıydı. Fakat, günümüze geldiğimizde şaşırtıcı olan, neredeyse 20 yıl önce yazılmış olan ve ilişkiler üzerine yapılan tespitlerin geçerliliğini koruyor olması. Bu konuda iki farklı durumdan söz edebiliriz. Birincisi tabii ki kadın-erkek ilişkilerinde insan olmaktan kaynaklanan bazı sınırların dışına çıkılamıyor olması. İkincisi ve daha önemli olanı ise Yılmaz Erdoğan'ın henüz kendi kariyerinin başlarında yaptığı tespitlerin  başarılı ve kaleminin o yıllarda da kuvvetli olması -hatta şu an olduğundan daha kuvvetli diyebilirim. Girizgahı uzun tuttuğumun farkındayım, bunun sebebi o yıllarda ve devamında Yılmaz Erdoğan'ın yazdıklarını dikkatle takip ediyor olmamdan kaynaklanıyor. Vizontele sonrası, inişli-çıkışlı bir sinema yolculuğu olan Erdoğan'ın, kendi açısından en önemli olan eserlerinden bir tanesini beyazperdeye uyarlaması Tatlım Tatlım'ın benim açımdan önemini artıran bir faktör. Yönetmenin kendisi için de böyle olacak ki, televizyonun sevilen isimlerini bir araya topladığı projenin yönetmenliğini de kendisi yapıyor. Bu tarz BKM projelerinde farklı yönetmenler görüyor olsak da Erdoğan bu filmde yönetmenliği kimseye bırakmamış. Tamamen kişisel olacak lakin, gönül isterdi ki filmin başrolünde de Yılmaz Erdoğan olsun. Bunun sebebi Yılmaz Erdoğan'ın filmde rol alan oyunculardan çok daha yetenekli bir oyuncu olması değil, filmdeki diyalogların tam anlamıyla Yılmaz Erdoğan cümleleri olması. Ama tabii ki, 20 sene önce yazdığı hikayeleri, 20 sene sonra kendisinin oynaması pek mümkün gözükmüyor. Tatlım Tatlım, serbest bir uyarlama değil. Yılmaz Erdoğan 20 yıl önce ne yazdıysa, 20 yıl sonra da onu çekmiş. Diyalogların dahi neredeyse birebir aktarıldığı filmde kitap ve oyuna yapılan birkaç küçük gönderme dışında, büyük değişiklikler bulunmuyor, sadece modernize ediliyor. Bu açıdan filmin diyalogları da doğal olarak kuvvetli. Ama bir sinema filminden bahsedecek olursak senaryonun kuvvetli olmadığını söylemeden geçemeyiz.  Daha çok, birden fazla skecin bir araya geldiği, skeçler topluluğu diyebiliriz. Tabii ki, bir başlangıcı ve bir sonu var ve hikaye bunun etrafında şekilleniyor ancak son kertede karşılaştığımız şeyin tam anlamıyla bir sinema filmi olduğunu söylemek mümkün olmuyor. Zaten filmin de en önemli belki de tek sorunu bu. Uyarlandığı eserdeki karakterlerin dörde bölünmesiyle, tiyatronun son bölümlerine doğru yaşanan düşüşün önüne geçilmeye çalışılmış belki ama bu dinamizm, izlediğimizin bir sinema filmi olduğunu değiştirmiyor. Peki, asıl meseleye gelelim. Daha önce eserden bir haber olanlar için yukarıda bahsettiklerim…

Yazar Puanı

Puan - 66%

66%

Sevilen isimlerin bir araya geldiği Tatlım Tatlım vizyonda keyifli bir romantik komedi arayanlar için naif bir seçenek. Gelecekte, tiyatro oyunu gibi önem arz etmeyecektir ancak keyifli bir film olarak anılabilir.

Kullanıcı Puanları: 3.29 ( 8 votes)
66
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi