Lessons from the Screenplay adlı youtube kanalı, Quentin Tarantino’nun Inglourious Basterds filminin açılış sahnesindeki gerilim dolu dakikaları incelediği muazzam bir video yayınladı.

90’lı yıllarda adım attığı sinema sektöründe Reservoir Dogs filmi sonrası hızla yükselişe geçen Quentin Tarantino kendine has tarzıyla kısa sürede seyircinin ilgi odağı olmuştu. Abartılı sahneleri, kullandığı müziklerinden tutun da; görkemli sinematografisi ve gizlice romantik komedi izlemesine dek yönetmeni övmek adına yapabileceğimiz çok şey var. Ancak yazıda Tarantino’nun tapılası özelliklerini bir kenara bırakıp geçtiğimiz yıllarda çektiği Inglourious Basterds filminden bahsedeceğiz. Bu noktada, yazının belli bölümlerinde yönetmeni övmeye devam edeceğimi hatırlatmak isterim. Lessons from the Screenplay adlı youtube hesabının incelediği senaryonun detayları, bize Michael tarafından aktarılırken; kullanıcı gerilim konusu üzerine yazılan bir psikolojik çalışmadan yararlanıyor. Araştırmaya göre gerilim yüklü anları meydana getiren altı farklı element bulunuyor. Video altı elementin dördünün filme nasıl yedirildiğini başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor.

inglourious-basterds-1-filmloverss

Fikir Ayrılığı, Uyumsuzluk ve İstikrarsızlık
Yazıda ”Gerilim yüklü sahneler genellikle fikir ayrılığı, uyumsuzluk ve istikrarsızlık ilişkili olaylardan kaynaklansa da daha uyumlu ve istikrarlı bir olguya özlemi beraberinde getirir” şeklinde bir cümle yer alıyor. Şüphesiz ki fikir ayrılığı bir hikayenin olmazsa olmaz parçalarından biri. Ancak filmin açılış sahnesi istikrarsızlığın önemine dikkat çekiyor. Ailesiyle hayli sakin, sıradan ve günlük güneşlik diyebileceğimiz bir ortamda yaşayan Perrier LaPadite’in hayatı Nazilerin geldiği anda bozguna uğruyor. Stabilite çöküyor ve Tarantino’nun hiçbir kanlı sahneyi araya sokmadan gerginliği git gide artırdığını hissediyoruz. Nazilerin geniş avluya varması ise bizi kontrol eksikliği olarak adlandırılan ikinci elementi incelemeye davet ediyor.

Kontrol Eksikliği
Olayların seyrine müdahaledeki yetersizliğimiz, gerilimi artıyor mu dersiniz? Nazilerin gelişi öyle kayıtsız, kabullenilmiş bir çaresizlikle karşılanıyor ki LaPadite’in aniden filizlenen bu duruma karşı kullanabileceği bir gücü yok. Kızını evin içine çekip, koşmamasını öğütlemek dışında yetersiz bırakılan bir karakter LaPadite.

Lea Seydoux (Charlotte Lapadite) and Christoph Waltz (Colonel Landa) star in Quentin Tarantino's INGLOURIOUS BASTERDS.

Beklenen Bir Olayın Duygusal Önemi
Tarantino’nun ‘yazdığım en iyi karakter’ dediği Hans Landa, cümlelerini dikkatli seçen ve manipüle etme yeteneğini tartışmanın sonuna kadar kullanan bir adam. Yönetmenin klasik bir tanışma hikayesi olarak kameraya yansıttığı bölüm, aslında hiç de klasik değil. Landa’nın gülümsemesi ve kibar hareketleri size cenneti de vaat etmiyor. (Bu kısımda biraz şüpheliyiz, zira Christopher Waltz‘ın gülüşünün etkileyici olduğu bir gerçek) Öyleyse gerilimi artıran ne? LaPadite kızlarından birinin elini yakalayan Landa’nın, sahnede rahatsız edici bir anın başrolü olması mı? Landa/Waltz’ın mimiklerini bir kenara bırakmak adına; karakterin davranışlarındaki belirsizliğe, yani dördüncü elemente geçiş yapıyoruz.

Belirsizlik
Landa’nın davranışlarındaki yapay iyimserliğin nedeni, diğer karakterler üzerinde bir çeşit hakimiyet kurmanın yanı sıra güven duygusu da aşılıyor. LaPadite’e incelikle yaklaşıp, konuşmayı İngilizce’ye çevirmek için izin istemesi sizde yanlış düşünceler uyandırmasın. Landa’nın ne denli manipülasyon aşığı olduğundan yukarıda bir yerlerde söz etmiştim. Gücü elinde tutan bir Nazi albayı ve emrinde onlarca asker var. Fakat LaPadite’in kendisini evinde, dolayısıyla güvende hissetmesine kafayı takmış durumda. Karaktere uyguladığı akıl oyunlarının ucu açık kalırken; sahnedeki gerilim oranı artmaya devam ediyor. Michael belirsizliği açıklamak için bizi bir Alfred Hitchcock örneği ile baş başa bırakıyor.

inglourious-basterds-5-filmloverss

Muazzam Bir Video: Inglourious Basterds’ın Açılış Sahnesine Yakından Bir Bakış!

Hitchcock’un ”Birkaç kişinin bir masa etrafında oturduğunu hayal edin. Beyzbol veya aklınıza ne gelirse, onun hakkında beş dakika konuşuyorlar. Aniden bir bomba patlıyor” cümlelerini düşünün. Böyle bir sahnede seyircinin vereceği tepki, ani bir irkilme ya da şok olabilir. Ama aynı sahne basit bir korku filminin öyküsü de olabilir. Söz konusu Hitchcock ise, sıradanlığı bir rafa kaldırıp olaya şu penceren bakabilirsiniz: ”Aynı sahneyi hayal edin, seyirciye masanın altında bir bomba olduğunu ve beş dakika içinde patlayacağını söyleyin”

Dört elemente yer veren araştırmanın bir parçasında gerginlik genel bir beklenti içinde olma şeklinde açıklanırken, gerilime zıt sonuçlara karşı duyulan özel beklenti tanımlaması yapılıyor. Tarantino’nun gerginlikten gerilime geçişi de LaPadite ve Landa’yı masada konuşur halde bıraktığımız sahnede gerçekleşiyor. Yönetmen izleyiciye Hitchcock’un belirttiği gibi, bombayı -aileyi- gösteriyor. Landa, yavaş ama etkili bir duruşla LaPadite’i kışkırtmaya çalışıyor. Tarantino gerilimi dehşet verici bir korkuya, tüyleri diken diken eden bir hisse dönüştürene kadar havada asılı bırakıyor. Nihayetinde tetiği çeken askerlerin ardından, kaçan Shosanna’yı ve hikayenin bir sonraki aşamasını merak etmemizi sağlayan kapanış noktasını izliyoruz. Sonuçta Tarantino’yu bugün olduğu yere getiren, basit bir konuşma ya da bar sahnesindeki gerilimin sizi koltuğa kitlediği bir filme imza atabilmesi…Daha fazlası için aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz:


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi