Quentin Tarantino, Cate Blanchett filmlerinin bir kısmı gibi gösterişli sanat filmlerinin raf ömrünün kısıtlı olduğunu, en azından 70’ler veya 90’lardaki gücünü yitirdiğini düşünüyor.

Not: Haberimizde Quentin Tarantino’nun “Arty Films” olarak kullandığı kavramı “gösterişli sanat filmi” olarak çevirdik. Tarantio’nun kastettiği sanat filmleri değil, sanat filmlerini aratmayacak özellikleri bünyesinde barındıran popüler eğilimli filmler.

Quentin Tarantino’nun, geçtiğimiz hafta New York Magazine’le yapmış olduğu, favori dizi ve filmlerine de değindiği röportajda laf lafı açtı ve en sonunda konu Cate Blanchett‘e ve gösterişli sanat filmlerinin ömrüne geldi:

“Eskiden bağımsız film muamelesi gören filmler, 90’ların Sundance filmleri mesela şimdilerde Oscar Ödülleri için yarışıyor. The Kids Are All Right ve The Fighter gibi filmlerden bahsediyorum. Aslında orta bütçeli filmler ama daha büyük yıldızlarla daha yüksek bütçeli oluyorlar. Kötü filmler demiyorum, yalnızca 90’ların veya 70’lerin kimi filmleri kadar revaçta kalacaklarından çok da emin değilim. 20 – 30 yıl sonra hala The Town, The Kids Are All Right veya An Education’dan hala bahsediyor olur muyuz bilmiyorum. Notes on a Scandal’dan ya da. Philomena da olabilir. Cate Blanchett filmlerinin yarısı böyle zaten – gösterişli sanat filmleri. Kötü filmler değiller, ama pek çoğunun raf ömrünün o kadar da uzun olduğunu düşünmüyorum. Ama The Fighter veya American Hustle 30 yıl sonra kesinlikle izleniyor olacak.”

Tarantino Gösterişli Sanat Filmlerinin Raf Ömrü Konusunda Yanılabileceğini Kabul Ediyor

Tarantino, tüm bunların ardından “Bu konuda tamamen yanılıyor olabilirim. Ben Nostradamus değilim” demeyi de ihmal etmiyor. Quentin Tarantino‘nun bir eleştiriden ziyade bir tespit yapmış olduğunu fark edebilirsiniz. Çünkü söz konusu olan oyuncu kadrosu olunca gösterişli sanat filmlerinin arasında saydığı The Town ve 30 yıl sonra kalacaklar arasında sınıflandırdığı The Fighter‘a gelen eleştiri, hepimizin kafasından arada geçen türden:

“David O. Russel’ın yeteneği hep ortada olsa da [The Fighter’da] hepten patlamış vaziyette. Şu an benimle birlikte filmlerde çalışmayı sürdüren en iyi oyuncu yönetmeni olduğunu düşünüyorum. Ve The Fighter’ın kusursuz bir oyuncu kadrosu var. Mesela, The Town’u da çok sevdim, ki o da 2010’da vizyona girdi. Oldukça iyi bir suç filmiydi. Ama The Fighter’ın yanında puan kaybediyordu çünkü The Town’daki herkes fazla güzel. Ben Affleck bu durumdan kendini kurtarıyor çünkü Boston aksanı çok çok iyi. Ama dolandırıcı güzel. Banka memuru güzel. FBI’da çalışan herif güzel. Kasabanın fahişesi olan Blake Lively kesinlikle güzel. Jeremy Renner herhalde en az güzel insan ki o da baya hoş bir adam. Sonra tutup The Fighter’a bakıyorsunuz, o kız kardeşleri görüyorsunuz, o kadar harikalar ki. David O. Russell o kadınları seçmişken, Ben Affleck Blake Lively’yi oyuncu kadrosuna alınca, iki film karşılaştırılamaz hale geliyor. Biri diğerinin ne kadar düzmece olduğunun kanıtı oluyor.”

Tepki çekebilecek cümleleri, bu denli haklı bir biçimde ifade etmesini Tarantino’nun süper güçleri arasına ekleyebiliriz. Siz ne dersiniz The Fighter, American Hustle gibi filmleri yıllar sonra anımsarken, The Town veya The Kids Are All Right‘ı unutur muyuz gerçekten de?

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi