“Sırada kim var? Kimi öldürmek istersin? İstek yapabiliyor muyuz? Mesela Kardashianlar olabilir mi?”

Tanrı Amerika’yı Korusun (God Bless America), içimizdeki öfkeyi dışa yansıtan, Amerika’dan başlayarak neredeyse tüm dünyayı içine alan kültürel yozlaşmayı korkusuzca gözler önüne seren başarılı bir kara mizah örneği.

Boşanmış, yalnız yaşayan, çocuğu tarafından bile sıkıcı bulunan Frank, tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de işten kovulur. İşten kovulduğu gün beyninde tümör olduğunu da öğrenen Frank, ölüm döşeğine düşen her insan gibi kendini öldürmeyi planlamak yerine dünyaya zarar veren, Amerikan kültürünün dibe vurmasına sebep olan aptal, kişiliksiz, palavracı insanları öldürmeyi tercih eder. Kendisine ilk hedef olarak ülkemizde de gösterilen Sweet 16 yarışmacılarından bir tanesini seçer. Okul çıkışında yakalar ve öldürür. Bu olay ona bir de Roxy adlı 16 yaşında bir suç ortağı kazandırır. Küçük ortağı Roxy de, tüm bu insanlardan en az Frank kadar, en az benim kadar, en az sizin kadar nefret etmektedir ve harcayacağı tek bir kurşuna bile acımayacaktır.

god_bless_america-fl

Filmi izlerken Amerika’nın içine bulaştığı bu çamura bizim de hızla battığımızı fark etmek zor değil. Her gün, her saat, her kanalda aynı programlar izleyiciye seçim şansı bile vermiyor. Adamın teki çıkıyor “çikita muz” isimli şarkısıyla önce jüri tarafından yerden yere vuruluyor, dalga geçiliyor sonra program program gezdirilip, daha fazla aşağılanması sağlanıyor. Biz de televizyonun karşısına geçip, ayaklarımızı uzatıp “gerizekalı” diyerek dalga geçiyoruz. Survivor’ın, sabah kuşağındaki evlilik programlarının, akşam saatlerindeki aptal yarışmaların kısacası tüm bu bahsettiğim programların işe yaradığı tek şey bizlerin salaklaşma sürecini hızlandırmak. Dünya her geçen gün daha acımasız bir yer haline geliyor, buna da en başta televizyon sebep oluyor. Gerçi insanlığın en büyük becerisidir her türlü teknolojiyi kendi aleyhine kullanmak. İşin en kötü tarafı ne utanç duygusu kaldı, ne de neyi doğru neyi yanlış yaptığını düşünme becerisi.  Ve bunların yalnızca para kazanmak, daha çok kazanmak, daha şöhretli olmak için yapıldığını düşündükçe midem daha çok bulanıyor.

god-bless-america

Filmin anlattığından çok kendisinden biraz bahsetmek gerekirse; başrollerini Joel Murray ve Tara Lynne Barr paylaşıyor. Yönetmenliğini ise Bobcat Goldthwait yapıyor. Goldthwait, Andrew Dominik’in kibarca öldürdüğü Amerika’yı, kara mizahla yerle bir ediyor ancak bunu yaparken kesinlikle kibar olmuyor.

Tanrı Amerika’yı Korusun, tüm bu hisleri başarılı bir şekilde yansıtmayı başarırken, alışıla gelmiş değerleri de paramparça ediyor. Kısacası kendi açımdan ilk kez bir filmin başrolünde olmak istedim. Tüm bu televizyon programı yapımcılarını, yapmacık sunucularını hatta kendini salak yerine koyduran yarışmacıları yerin dibine sokmak istedim.

İyi seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi