“Tamam mıyız?” değerlendirmeden önce Çağan Irmak Sineması hakkında detaylı bir inceleme okumak için: http://www.filmloverss.com/kriz-ve-cozulme-cagan-irmak-sinemasi/

Film, yazar Hakan Günday’a bir teşekkürle başlıyor. Yazarın Kinyas ve Kayra adlı eserinden uyarlanan senaryo, kitapta olduğu gibi bir yitiriliş ve yeniden diriliş hikâyesi. Gezi sürecinde en ön saflarda yer alan ve bu sürecin bittiğini düşünenlerin çok yanıldığını ve bu uyanışın devamı olacağını bir röportajında açıkça belirten Irmak, çok derin olmasa da son eseriyle Gezi’ye göz kırpıyor.

Temmuz kendisi olma duygusunu asla bastırmayan bir karakter, günlük hayatımızda bize unutturulan bir his bu. İhsan ise gerek fiziksel gerekse ruhen kelimenin tam anlamıyla “eksik” bir adam. Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir, her şeyin bir nedeni vardır. Temmuz ve İhsan’ın yolları hayatlarının karanlık bir döneminde kesişir ve bu karşılaşma ikisinin de yeniden doğmasını sağlar.

Umut, insanoğlunun en güçlü silahıdır. Irmak, diğer projelerinde olduğu gibi umut aşılamaya devam ediyor. Hüzün var ama asla ajitasyon yapmıyor, izlerken mutlu olacağımız bir film anlatıyor. Bunu yaparken bağımsız sinemanın ve popüler kültür ürünlerinin karakteristik özelliklerini kendince harmanlıyor ve sinefillere, klasik Türk Sineması seyircisine, üst düzey eleştirmenlere vs yani, birçok kitleye hitap ediyor.  Bu denli popüler olup da aynı zamanda sinemasal açıdan derinliği olan bir hikâye anlatmak özellikle Irmak’ın tarzı ve başarısı diyebilirim.

Oyuncu seçimlerini yorumlayacak olursam; Irmak genellikle aynı isimlerle çalışan, risk almayan bir yönetmendir. Ama bu filmde Aras Bulut İynemli, Deniz Celiloğlu, Aslı Enver gibi genç isimlerin yanı sıra Sumru Yavrucuk ve Gürkan Uygun gibi tiyatro kökenli oyuncuların da olduğu yeni bir kadroyla çalışmayı tercih etmiş. Kendisi farkında veya değil, bunu amaçlamamış da olabilir ama aldığı bu riskle bize, yönetmen-oyuncu arasındaki bağın ne kadar ve neden güçlü olması gerektiğini de çok güzel açıklamış. Bunun yanı sıra, uyarıyorum, Irmak filmlerinin vazgeçilmez bir parçası olan müzikleri bir kez daha seyircisine küçük hazlar yaşatacak. Yönetmenin Instagram’dan sıkı bir takipçisi olarak, her gece önerdiği şarkıları da kaçırmayın der, bunu da sinsice araya sıkıştırırım.

E, iyi güzel hoş. Hiç eksik tarafı yok mu bu filmin? Sanırım sen çok önyargılı gittin, beğenmeye koşullandırdın kendini diyenler olacaktır, fısıltıları duyuyor gibiyim. Hemen açıklık getireyim ve eksikleri de sıralayayım. Mesela İhsan’ın babası rolündeki Gürkan Uygun, salt kötü mü olmalıydı? Bence hayır, sonuçta kimse için uç noktada iyi veya kötü diyemeyiz, dememeliyiz. En azından sinema bize bu konuda ‘ âdeme şans verme’ lüksünü sunmalı… Benim için bir diğer eksik, Temmuz’un kişilik mücadelesi anlatılırken kesin yargılarda bulunulmaması. Artık bunun aşılması gerekiyor ve sinema bunu sağlayabilmek için kullanılmalı. Son olarak giriş ve doruk nokta arasındaki çatışmalar çok yüzeysel ve yapay, biraz da hızlı anlatılmış. Doruk noktasının tadına doyabilmek için bu çatışmalar yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi daha yoğun işlenebilirdi. Nitekim film, iyiydi fakat mesela bir Babam ve Oğlum değildi. Muhtemelen böyle bir beklentisi yok sevgili “arkadaşımın”, bu da ayrı mesele. Gelelim özet ve final cümlemize, seyircisine arkadaşım diyen ve filmi arkadaşlarına adayan böylesine samimi bir adamı ben her koşulda izlerim de severim de. Teşekkürler Çağan!

“Tamam mıyız?” değerlendirmeden önce Çağan Irmak Sineması hakkında detaylı bir inceleme okumak için: http://www.filmloverss.com/kriz-ve-cozulme-cagan-irmak-sinemasi/ Film, yazar Hakan Günday’a bir teşekkürle başlıyor. Yazarın Kinyas ve Kayra adlı eserinden uyarlanan senaryo, kitapta olduğu gibi bir yitiriliş ve yeniden diriliş hikâyesi. Gezi sürecinde en ön saflarda yer alan ve bu sürecin bittiğini düşünenlerin çok yanıldığını ve bu uyanışın devamı olacağını bir röportajında açıkça belirten Irmak, çok derin olmasa da son eseriyle Gezi’ye göz kırpıyor. Temmuz kendisi olma duygusunu asla bastırmayan bir karakter, günlük hayatımızda bize unutturulan bir his bu. İhsan ise gerek fiziksel gerekse ruhen kelimenin tam anlamıyla “eksik” bir adam. Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir, her şeyin bir nedeni vardır. Temmuz ve İhsan’ın yolları hayatlarının karanlık bir döneminde kesişir ve bu karşılaşma ikisinin de yeniden doğmasını sağlar. Umut, insanoğlunun en güçlü silahıdır. Irmak, diğer projelerinde olduğu gibi umut aşılamaya devam ediyor. Hüzün var ama asla ajitasyon yapmıyor, izlerken mutlu olacağımız bir film anlatıyor. Bunu yaparken bağımsız sinemanın ve popüler kültür ürünlerinin karakteristik özelliklerini kendince harmanlıyor ve sinefillere, klasik Türk Sineması seyircisine, üst düzey eleştirmenlere vs yani, birçok kitleye hitap ediyor.  Bu denli popüler olup da aynı zamanda sinemasal açıdan derinliği olan bir hikâye anlatmak özellikle Irmak’ın tarzı ve başarısı diyebilirim. Oyuncu seçimlerini yorumlayacak olursam; Irmak genellikle aynı isimlerle çalışan, risk almayan bir yönetmendir. Ama bu filmde Aras Bulut İynemli, Deniz Celiloğlu, Aslı Enver gibi genç isimlerin yanı sıra Sumru Yavrucuk ve Gürkan Uygun gibi tiyatro kökenli oyuncuların da olduğu yeni bir kadroyla çalışmayı tercih etmiş. Kendisi farkında veya değil, bunu amaçlamamış da olabilir ama aldığı bu riskle bize, yönetmen-oyuncu arasındaki bağın ne kadar ve neden güçlü olması gerektiğini de çok güzel açıklamış. Bunun yanı sıra, uyarıyorum, Irmak filmlerinin vazgeçilmez bir parçası olan müzikleri bir kez daha seyircisine küçük hazlar yaşatacak. Yönetmenin Instagram’dan sıkı bir takipçisi olarak, her gece önerdiği şarkıları da kaçırmayın der, bunu da sinsice araya sıkıştırırım. E, iyi güzel hoş. Hiç eksik tarafı yok mu bu filmin? Sanırım sen çok önyargılı gittin, beğenmeye koşullandırdın kendini diyenler olacaktır, fısıltıları duyuyor gibiyim. Hemen açıklık getireyim ve eksikleri de sıralayayım. Mesela İhsan’ın babası rolündeki Gürkan Uygun, salt kötü mü olmalıydı? Bence hayır, sonuçta kimse için uç noktada iyi veya kötü diyemeyiz, dememeliyiz. En azından sinema bize bu konuda ‘ âdeme şans verme’ lüksünü sunmalı… Benim için bir diğer eksik, Temmuz’un kişilik mücadelesi anlatılırken kesin yargılarda bulunulmaması. Artık bunun aşılması gerekiyor ve sinema bunu sağlayabilmek için kullanılmalı. Son olarak giriş ve doruk nokta arasındaki çatışmalar çok yüzeysel ve yapay, biraz da hızlı anlatılmış. Doruk noktasının tadına doyabilmek için bu çatışmalar yönetmenin diğer filmlerinde olduğu gibi daha yoğun işlenebilirdi. Nitekim film, iyiydi fakat mesela bir Babam ve Oğlum değildi. Muhtemelen böyle bir beklentisi yok sevgili “arkadaşımın”, bu da ayrı mesele. Gelelim özet ve final cümlemize, seyircisine arkadaşım diyen ve filmi arkadaşlarına adayan böylesine samimi bir adamı ben her koşulda izlerim de severim de. Teşekkürler Çağan!

Yazar Puanı

Puan - 60%

60%

Kullanıcı Puanları: 4.9 ( 1 votes)
60
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi