Taboo 8. Bölüm çerçevesinde ihanet, intikam ve özgürlük savaşıyla yeni dünyalara yelken açan James Keziah Delaney’nin Londra’ya vedası da gelişi kadar gizemli ve etkileyici oldu.

***Bu yazı Taboo 8. Bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Steven Knight ve Tom Hardy’nin iş birliği ile ekranlardaki yerini alan mini dizi Taboo finalini patlamalar eşliğinde büyük bir gürültüyle yaptı. Final bölümünün ardından akıllarda cevaplanmayı bekleyen tek bir soru var: Taboo’nun ikinci sezonu gelecek mi? Mini dizi olarak yolculuğuna başlayan Taboo, izlenme oranlarına bakılırsa, ilk bölümün etkilerini diğer bölümlerine, hatta final bölümüne dahi yansıtamadı. Reytinglerin beklentileri karşılamamasına rağmen dizinin senaryosunu kaleme alan Steven Knight iki sezon daha planladıklarını dile getirirken, dizinin sekiz bölümden oluştuğunu ve bunun çok zaman gerektirdiğini de sözlerine ekledi. Radio Times’ın haberine göre; ikinci sezonun tam bir muammaya dönüştüğü anda BBC, Taboo’nun ikinci sezonu hakkında henüz bir karar verilmediğine dair açıklamada bulundu. İkinci sezon hakkında net bir bilgiye henüz sahip olamasak da, Taboo’nun sekizinci bölümü Tom Hardy ve Steven Knight’ın oldukça başarılı bir proje imza attığını fazlasıyla gösterdi.

Taboo 8. Bölüm: “Ölüm Sadece Anahtarın Kilitte Dönmesi”

taboo-8-bolum-james-filmloverss

Bu bilgilerin ışığında gelelim sekizinci bölüme. James Keziah Delaney’nin geçmişine dair izleri yine göremediğimiz bölümde ana tema ihanet, barut ve özgürlüktü diyebilirim. Hayatta kalma çabasına dönüşen Taboo’da en deneyimli karakter şüphesiz halihazırda ölümden dönen James Delaney idi. Ancak politik bir savaşın yanı sıra intikam savaşıyla da yerle bir olan Londra sokaklarının Tom Hardy’nin ayak izleri ile inlemesi çok şey ifade ediyordu aslında. James’in ilmek ilmek işlediği planının son kertede başarıya ulaşması beklediğimiz bir sondu. Beklemediğimiz anda gerçekleşen olaylar ise özgürlüğün kolay kazanılmadığını gösterdi bir kez daha. Bu uğurda beklenmedik bir anda ilk fedakarlığı yapan kişi Zilpha’ydı. Thames nehrini kucaklayarak özgürlüğüne kavuşmayı uman Zilpha, kaderini kendi elleriyle çizmeye karar verdiği an arzuladığı her şeyi de kaybetmiş oldu. Thorne Geary’yi öldürüp kendine olan güvenini tekrar kazanarak James’e olan bağlılığını itiraf eden Zilpha’nın düşünmediği tek şey James’in onu reddetmesiydi ve bu reddediliş kaçınılmaz sonun başlangıcı oldu.

Taboo 8. Bölüm: Umut Gemisi

taboo-8-bolum-chichester-filmloverss

“Çünkü tüm bu olanlar delilik. Çünkü bugün deli bir gün, çünkü Delaney deli. Çünkü ben deliyim!” Bu cümlelerle bir başka beklenmedik son da Sir Stuart Strange’in kapısını çalmak için hazır bekliyordu. James Delaney’nin planı dahilinde kaçacak yeri kalmayan Strange’in James’in dediklerini yapmaktan başka çaresi kalmadı. Bu yolda verilecek ilk kayıplar da Pettifer ve Wilton’dan başkası olmadı tabii ki. Bu sayede ileride kuyusunu kazmaya çalışacak herkesten tek bir seferde kurtulmayı amaçlayan Strange kendi kazdığı kuyuya düşeceğini hesaplamamış olsa gerek. Elinde her daim bir koz bulundurduğunu düşünüp Dr. Dumbarton’u yanına alması James’i ne kadar küçümsediğinin bir göstergesiydi. Ancak Taboo’nun altında yatan ana fikir zaten James Delaney’i asla küçümsememekti. Hal böyle olunca, East India Company (Doğu Hindistan Şirketi)’nin temel direği olan Sir Stuart Strange, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da oldu, çay ticaretinin tekeli olmaktan da. Dumbarton’u, Chichester’ı, Kraliyeti hatta James Delaney’i kontrol edebileceğini düşünerek kurduğu denklemde en büyük değişkeni devre dışı bıraktı: Cholmondeley. Bir başka deyişle, ‘strateji öyle değil, böyle yapılır’ diyen James’in son hamleyi patlatmasıyla koskoca East India Company bir toz bulutu olmaktan kurtulamadı.

Taboo 8. Bölüm: “Sen Özgürlük İçin Doğmadın”

taboo-8-bolum-cholmondeley-filmloverss

Good Hope gemisi herkes için umut yeşertemedi ne yazık ki. Yine de tüm bu olanlar ikinci sezonu hedef gösterir gibiydi. Winter’ın ölümünün ardındaki gerçekleri öğrendikten sonra acısını kalbine gömen Helga daha umut gemisine adım atamadan özgürlüğüne veda etti. James’in ifadesizlik abidesi Martinez de erken veda edenlerdendi. Dahi kimyager ve James’in yeni yoldaşı Cholmondeley her zaman olduğu gibi büyük bir patlama yarattı tek başına. Akıbetini tam olarak öğrenemedik, fakat ikinci sezonla buluşursak eğer Cholmondeley’in hayatta kalma mücadelesinden başarıyla çıktığını ummak istiyorum. Lorna ise aklıyla, diliyle, düşünme biçimiyle tam bir Delaney olmaya başlamıştı. James Delaney ile olan her sahnesi günden güne etkisini artırmaya başlamışken, Taboo macerası sürecekse Cholmondeley ve Atticus ile birlikte James’in yanında olmaya devam edecektir fikrimce. Öyle de olmalı. Bu noktada Brace’in durumu en içler acısı olandı şüphesiz. Kadim dostu köpeğiyle birlikte Londra havasını tek başına soluyacak olması bir teselli olur mu bilemiyorum, fakat James tarafından geride bırakılmasıyla akan gözyaşları kırık kalbinin haykırışlarıydı. “Sen özgürlük için doğmadın. Ne yapacağını şaşırırsın. Sana işkence olur.” En acısı da bu cümlelerle hayatının geri kalanını “özgürce” geçirecek olması sanıyorum ki.

taboo-8-bolum-james-atticus-filmloverss

Dr. Dumbarton’a dönecek olursak, çifte ajanlıktan boynuna ipi kendi elleriyle taktı diyebiliriz. Gizliden gizliye sırtını Sir Stuart Strange’e dayayan Dumbarton açıkçası hak ettiği ve kaçınılmaz sona kavuştu. Mutlu sona ulaşabilen tek kişi de davasından dönmeyen George Chichester oldu. Godfrey’in raporu ile James’in Cornwallis’in batmasına dair gerçekleri içeren raporunu alarak cebine bir parça umut dolduran Chichester azmiyle sonunda gülmeyi başaracak gibi duruyor. Solomon Coop ve Prens Regent. Kendilerine has mizaçlarıyla Taboo’nun mizahi yönünü vurgulayan ikili zaman zaman sınırları zorlasa bile Sir Stuart Strange ile aynı kefeye konmayacaktır diye düşünüyorum.

Steven Knight’ın güçlü kalemi ve Tom Hardy’nin göz dolduran performansıyla karanlık ve kasvetli Londra sokaklarında nefes kesen bir yolculuğu ayağımıza getiren ve Amerikan bayrağıyla Azorlar’a yelken açan Taboo, beklentileri karşılasın ya da karşılamasın, izlenmeyi hak eden yapımlar arasına girdi diye düşünüyorum. Cevaplanmayan pek çok soruyu ardında bırakması gelecek sezonların habercisi niteliğinde görülebilir. Bir başka deyişle, ikinci ve üçüncü sezon hayata geçirilirse, elde hala kullanılmayı bekleyen oldukça fazla malzeme olduğunu söylemeye gerek yok sanıyorum ki.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi