Taboo 4. Bölüm ile Tom Hardy’nin büyülü dünyasına nihayet adım attık. Kendinden başka kimseye güvenmeyen, daha da önemlisi düşmanlarını yakınında tutup, savaşmadan kazanmak için stratejilerini en iyi şekilde yapan James Delaney’nin savaş sanatı konusunda da herkesten bir adım önde olduğunu gördük. Dolayısıyla James’in yolundaki tek engelin ölüm ya da ölüm korkusu olmadığını kabul etmek gerek.

 ***Bu yazı Taboo 4. Bölüm hakkında keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içerir.***

Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin.

  • Sun Tzu

Steven Knight ve Tom Hardy ikilisinin 1800’lerin Londrası’nda tabuları yıkmaya karar verdiği mini dizi Taboo’nun bu güçlü ve zaman zaman sindirmesi zor hikayeyi sekiz bölüme nasıl sığdıracağına, daha da önemlisi nasıl sonlandıracağına dair çekincelerim vardı. Ancak dördüncü bölümün ardından gördük ki hikaye daha yeni başlıyor ve Tom Hardy, James Delaney’nin planlarına dahil olacak izleyicileri kendi tarafına çekmek için büyük bir adım atıyor.

taboo-4-bolum-james-filmloverss

Taboo 4. Bölüm: “Zayıf Neden ve Zayıf Strateji, Zayıf Sonuç Demektir.”

James Delaney’nin düşmanları sırada bekliyor. Her biriyle tek tek uğraştığı gibi düşmanlarını birbirine düşürecek hamleler yapmaktan da geri kalmayan James, birlikte yürüyeceği insanları yalnızca planının bir parçası olarak görüyor; Brace’in de belirttiği üzere. Bu doğrultuda Krallık, East India Company (Doğu Hindistan Şirketi) ve Amerika’nın ortak noktası olan Nootka Sound’u kullanarak stratejilerini uygulayan James’in aynı zamanda üvey kız kardeşi Zilpha ve kocası Thorne Geary ile de uğraşması gerekiyor. Buna karşın Brace, Lorna, Helga, Godders ve Atticus’tan aldığı desteğe bir yenisini daha eklemeyi ihmal etmiyor: Cholmondeley (Tom Hollander). Nitekim dördüncü bölümün kilit karakterlerinden biri olarak James ile iyi bir uyum yakalamayı başaran Cholmondeley’nin, oyun çılgınlığına döndürdüğü kimya bilgisi pek çok kişinin yoluna taş koyacak gibi duruyor. Bunun için gerekli olanlar ise biraz barut, biraz büyü ve kan donduran söylentileri peşinden getiren bir Delaney.

taboo-4-bolum-zilpha-lorna-filmloverss

Godders’tan aldığı bilgilerle James’in İngiltere’de eli kolu bağlanmış durumdayken yapacağı ilk şey de East India Company ve Krallık’ı birbirine düşürmek olacaktı hiç kuşkusuz. İki tarafın da benzer bir yaklaşımı var; James’e, James’in yanındakiler üzerinden ulaşmayı tercih ediyorlar ama her defasında kaybediyorlar. Hal böyle olunca, ilk hedef doğrudan Lorna Bow (Jessie Buckley) oluyor. İki bölümdür -özellikle Richmond Dükü olayından sonra- kendisine bir şekilde güven veren James’in akıllıca düşünmek zorunda olduğunun farkında olan Lorna’nın yeniden bir Delaney’ye sırtını yaslamak istediği gözlerden kaçmıyor. Acıma duygusu nedir bilmeyen Solomon Coop (Jason Watkins)’un, zorla alıkoyduktan sonra Lorna’ya bir de tecavüz etmeye çalışması kalan dört bölümün sertliğine de vurgu yaptı aslında. Bu doğrultuda East India Company’nin James’in zokasını yutup olaya dahil olmasıyla birlikte başına geleceklerden son anda kurtulan Lorna’nın her geçen gün James’e biraz daha yakınlaşacağını söylemek de yanlış olmayacaktır. Bu da demek oluyor ki James, Zilpha ve Lorna arasındaki tansiyon bir süre daha düşmeyecek.

Taboo 4. Bölüm: Düello

Zilpha Geary (Oona Chaplin) ve James Keziah Delaney. İkisi de birbirine düşkün, ikisinin de uğruna pek çok şeyi geride bıraktığı bir amacı var. Her ne kadar amaçları farklı olsa da, ortak paydada buluştukları ve ortadan kaldırmak zorunda oldukları bir engel var: İki dudağı arasından dökülecek mantıklı bir sözcüğe hasret kaldığımız Thorne Geary (Jefferson Hall). James Delaney’yi ucunda ölüm olan bir düelloya davet ederek büyük bir hata yapan, hatta ölümün bile daha kolay olduğunu düşünerek acı bir şekilde çıkmaz sokağa girecek olan Thorne’u bir kenara bırakarak yeniden Zilpha’ya ve James’in büyülü dünyasına dönmek istiyorum. Uzunca bir süredir tasvir edilmeye çalışılan James karakterine dair gerçek izleri görmemiz için meğer ateş, kan ve beyaz toz yeterliymiş. Tabii ki Taboo’nun ve bölümün en etkileyici sahnelerinden birinin başkahramanı olan Zilpha’yı da unutmamak gerek. Fakat Zilpha ilk bölümden itibaren çizdiği karakter portresinin dışına çıkmayarak James’in sevgi gösterisine sert tepkiler vermeyi tercih etti. Bu noktada yalnızca James’e olan kızgınlığı değil, Thorne’a içten içe duyduğu nefretin de etkisi var. Zira ikisi de Zilpha’yı yok sayarak kendi istekleri doğrultusunda hareket etmeyi tercih ediyor. Dahası Zilpha’nın yalnızca bedenine değil, ruhuna da sahip olmaya çalışıyorlar. James karakteri gizemini korumaya devam etse de, Thorne için yolun sonu çoktan gelmiş olmalı. Irkçılık konusunda da kendini aşan Thorne için ölmek gerçekten en kolay yol olur ki James’in karşısında bu dileğin gerçekleşme ihtimali neredeyse yok; özellikle James’i öldürmek isteyen son kişinin başına gelenleri düşününce.

taboo-4-bolum-1-filmloverss

Kadın karakterlerin daha geri planda kaldığı Taboo’nun dördüncü bölümü bu açıdan bir yeniliğe imza attı diyebilirim. Lorna Bow ve Zilpha Geary ön plana çıkarak izleyicilerin dikkatini çekerken, geçen hafta kadın olduğunu öğrendiğimiz Carlsbad ile de nihayet tanıştık. Londra’nın sınıf ayrımında önemli bir rol üstlenen Countess Musgrove (Marina Hands) ve Dr. Dumbarton (Michael Kelly)’un iş birliği sonucunda gördük ki, James için aklını kullanarak herkesten bir adım daha önde olmaktan başka çıkar yol yok. Krallık ve East India Company’yi alt etmeyi başarsa bile Amerika’yı yanına kolay kolay çekemeyecek belli ki. Ve tabii bir de Zilpha problemi var. Dumbarton’un teklifine dahil olan Zilpha işleri biraz karıştıracak gibi duruyor. Dahası, eğer Zilpha ve Lorna’dan sonra Carlsbad de James’e ilgi duymaya başlarsa, işte o zaman geri planda kalan kadın karakterlerin fazlasıyla öne atıldığını görürüz. Bir başka deyişle, nasıl Cholmondeley’in ortamı yatıştırmak için ihtiyaç duyduğu şey nitrous oxide ise Taboo’nun harekete geçmesi için gereken de Tom Hardy ve James Delaney’nin etrafına çizilen aşk ve nefret çemberi.

İlk dört bölümün yönetmen koltuğunda oturan Kristoffer Nyholm’un fena bir iş çıkarmadığını söyleyebilirim; özellikle dördüncü bölüm kapsamında değerlendirirsem. Countess Musgrove’un daveti, o büyülü havanın etkisiyle kendinden geçen davetliler, Tom Hardy’nin ince bir çizgiyle ayırdığı gerçek ile gerçek dışı dünya arasında gidip gelmesindeki başarısı Taboo için büyük bir adımdı. Bütün bunlar düşünüldüğünde büyük bir aldatmacanın parçası olan mini dizinin amacına ulaşması için ihtiyacı olan şey güçlü bir hikaye, James Delaney’nin hikayesi. Her bölümde ölümle burun buruna gelen James’in hala Afrika maceralarına tanık olamadık, kanibalizm ile olan bağlantısını öğrenemedik. Fakat ikinci yarıda ivme kazanan bir hız ile Taboo’nun ve Tom Hardy’nin herkesi ters köşeye yatıracağına inanıyorum.

Taboo’nun beşinci bölüm fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.  


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi