Necati Cumalı’nın 1962 yılında yazdığı aynı adlı romandan uyarlanan film, yazarın İzmir’in Urla ilçesine bağlı Bademli Köyü’nde avukatlık yaptığı yıllarda gözlemlediklerini konu ediniyor. Yönetmen koltuğunda Metin Erksan’ın oturduğu filmin başrollerini Hülya Koçyiğit, Erol Taş ve aynı zamanda filmin yapımcısı Ulvi Doğan paylaşıyor. Susuz Yaz; Ulvi Doğan’ın hobi olarak uğraştığı sinema sanatının ilk ve son meyvesi olmasının yanı sıra, Hülya Koçyiğit’in 16 yaşında sinemaya attığı ilk adım, Erol Taş’ın da ilk ve hatta başrolünü üstlendiği en önemli film olarak da dikkat çekiyor. Ama bundan çok daha fazlası ve özetleyecek olursak; yapım aşamasından dağıtımına, yayınlanma sürecinden arşivlenmesine kadar olaylı bir film.

Erksan’ın mülkiyet üzerine yaptığı filmlerinden biri olarak niteleyebileceğimiz Susuz Yaz, su mülkiyetinin yanı sıra toplumsal olayların insan psikolojisini nasıl şekillendirdiğine vurgu yaparken, aslında bu iki kavram arasındaki derin ilişkiye dikkat çekiyor. Sinemamızın belki de en özgün ve en etkileyici kamera hareketleri için filme artı puan verirken, kimi sekansların vahşice bir anlatım diline sahip olması haneye bir eksi de düşürmüyor değil. Örnek verecek olursam bu film için bir köpeğin öldürülmesi, bir tavuğun katledilmesi ve yine hayvanlar üzerinden sapıkça fantezilere yer verilmesi gerçekten şaşırtıcı ve üzücü. O yıllarda bu senaryo, zaten sistem eleştirisi yapan filme soğuk yaklaşan devlet tarafından sansüre kurban edilmekten kurtulamıyor. Buna rağmen, ilk gösterimi 1964, Berlin Film Festivali’nde yapılan Susuz Yaz, festivalin büyük ödülü olan Altın Ayı’yı kazanıyor ve Türk sinema tarihine adını ‘uluslararası ödül alan ilk film’ olarak yazdırmayı başarıyor.

Susuz Yaz - Filmloverss

Yazının başında söylediğim gibi filmin başına gelmeyen kalmamış. Öyle ki; filmi Avrupa’ya kaçıran yapımcısı Ulvi Doğan ödül aldıktan sonra filme itibarı teslim edilmek istenmiş fakat film geri dönmemiş. Üstelik Koçyiğit’e benzeyen bir figüranla çekilmiş birkaç pornografik sekans filme eklenmiş ve film “I Had My Brother’s Wife” (Kardeşimin Karısına Sahip Oldum) adıyla yeniden piyasaya sürülmüş ve porno filmi olarak gösterime girmiş. Filmin restore edilmiş bir versiyonunun da 2008, 61. Cannes Film Festivali’nde Fatih Akın’ın jüri başkanlığını yaptığı ‘Klasik Filmler’ bölümünde gösterildiğini belirtmeden geçmeyelim.

Son olarak, başından geçen olaylara ve gerçekten sarsıcı kimi sekanslarına rağmen Türk sinemasının en başarılı filmlerinden biri olan bu filmi günümüz yapımlarıyla karşılaştırdığımda ne kadar geriye gittiğimizi düşündüm durdum. Çünkü Susuz Yaz, dönemi içinde değerlendirildiğinde yeni bir hikâyeymiş ve fazlasıyla cesurmuş. En önemlisi bugün kendilerine ‘oyuncu’ diyen birçok ünlüden çok daha iyi performans sergileyen taze oyunculara sahipmiş. Evet, şivenin gerçekten kulak tırmaladığı bir gerçek ama dönemin şartlarıyla değerlendirmeye devam edecek olursam salon şımarıklığından vazgeçip Anadolu’da yaşanan sorunlara dikkat çekmek istemesiyle bile Yeşilçam kalıplarını yıkmış bu filmi ‘herkes izlemeli’ der, yazımı burada bitiririm.

İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi