Genellikle 70’lerin en iyi korku filmleri arasında anılan “Suspiria” (Şüphe) özgünlüğü ve etkileyiciliğini günümüzde de hala koruyor. Dario Argento’nun yaşama dair bir öyküsünden uyarlanan film, çağdaş korkunun en önemli kaynağı olan modern folklora ve cadı efsanelerine odaklanıyor. Yapım, Argento’nun kişisel deneyimlerinin yanında yönetmenin “Three Mothers Trilogy” serisinin ilk ve en sevilen filmidir. “Three Mothers Trilogy” içerisinde okültizm, grotesk ve yer yer sekanslarda gotik hava barındıran bir “cadı” üçlemesidir. Modern korku edebiyatının en önemli isimlerine öncülük yapan Argento, diğer çoğu meslektaşı gibi, romanları ve hikayeleriyle korku sineması için vazgeçilmez bir kaynak. 1977 yapımı “Suspiria”nın kazandığı başarı, Barker’ın kariyeri için de bir dönüm noktası. Yönetmen kısa zamanda klasikleşen bu filmden sonra, çeşitli adaptasyonlar aracılığıyla sinema dünyasındaki etkisini sürdürdü.

Suspiria - Filmloverss 3

Yönetmenin kişisel deneyimlerinden beyazperdeye aktarılan “Suspiria” dünyaca ünlü özel bir bale okulunda öğrenim görmek için Almanya’nın yolunu tutan Amerikalı genç bale öğrencisi Susy Banyon (Jessica Harper)’nın filme adını veren “şüphe” ile mücadelesini anlatmakta. Başarılı bir balerin olan Susy günün birinde arkadaşı olan öğrencilerden birinin öldürülmesi ile okulda daha önceden peşi sıra işlenen cinayetlerin hikayesinin peşine düşer. Susy, daha önce pek ele alınmamış bu hikayeyi deşmek, gerçek dışılığını ve sosyolojik kaynaklarını kullanmak ister. Susy kendisini bir süre sonra cinayet, kara büyü ile örülmüş çılgın bir kapanda bulur. Her ne kadar Argento’nun hikayesi ve filmi, zaman içerisinde 3 filmlik bir seriye dönüşmüş olsa bile, “Suspiria”yı diğer iki filmden bağımsız şekilde değerlendirmek gerek. Zira bu filmin esas etkileyiciliği yarattığı doğaüstü katilden değil, seyircinin neye inanacağını kestirememesinden kaynaklanıyor. Başka bir deyişle, önemli olan “Suspiria”nın gerçek olup olmaması değil. Böyle bir efsanenin yeterli sayıda inanan kazandığı taktirde (biz) seyircilerin hayatlarını nasıl etkileyeceğidir. Dolayısıyla film bize kesin cevaplar vermek yönünde bir zorunluluk hissettirmiyor. Bu kimilerine göre bir zayıflık, hatta finalde gülünç hal alan yanlış bir tercih. Diğer yandan, kimilerine göre de seyircinin filmle kurduğu ilişki açısından çok vurucu bir seçim. Zira filmin teması olan kara büyüye inanıp, sonra da başkarakter tarafından yok edilmesini izleyip rahatlayamıyoruz. “Suspiria”, büyüye inanan seyircileri de, inanmayanları da tekrar aynı kabusun içine bırakıyor finalinde. Üstelik bu kabus şehir hayatına son derece tanıdık ve güncel sorunlarla da doğrudan ilişkili. Dario Argento vaktiyle yapımda kullanacağı oyuncuların yaşını 12 olarak belirleyip, senaryoyu ona göre yazmıştır fakat yapımcısı olan Salvatore Argento bu kadar kanlı bir filmin 12 yaşındaki çocuklarla çekilmesi yapıma büyük boyutta zarar vereceğini düşünmüş ve oyuncuların yaşı 12’den 20’ye çekilmiştir. Bu ayrıntı ile yapımı bir daha izleyecek olursanız gerek oyuncuların davranışları gerekse dekorların kullanımı ile ilgili noktaların gözünüze çarpması muhtemeldir.

suspiria - filmloverss 2

Popüler korku filmlerinden epey ayrılan “Suspiria”, biçimiyle de farklı olmayı başarıyor. Sadece hızlı kurgulanmış, bol kanlı sahnelere veya ani ses efektleriyle korkutan bir tarza bel bağlamıyor yönetmen Argento. Hikayesini katman katman açarak derinleştirdiği gibi, mekanları da benzer şekilde sindirmemizi istiyor. Örneğin filmde kırmızı ağırlıklı iç mekanların kullanımı endişe uyandırıcı ve bir o kadar da çarpıcı. Ayrıca bu hususta korku sinemasında renklerin etkin kullanımına yönelik bir ders verdiği de kaçınılmaz. Bu yönüyle İtalyan sinemasının estetiğini bize sunan “Suspiria” adeta kusursuz bir tablo görevini üstleniyor. Atmosfer demişken, filmin müziklerini de mutlaka anmak gerek. Korku türünde bir filmde kolay kolay rastlanmayacak bir şekilde, “Suspiria”nın orijinal müziği Goblin adlı bir grup tarafından tasarlanmıştır. Yapımda atmosfer ile müziğin kullanımı eşsizdir. Yapım gösterime girdiği dönemde farklı yorumlar alsa bile, zamanla günümüzün en iyi korku filmlerinden birisi olarak sinema tarihindeki yerini sağlamlaştırdı. Sadece devam filmlerine kapı açan başarılı bir tür sineması örneği olmakla kalmadı, çeşitli “en iyi” listelerinde de kendisine yer buldu. Zengin içeriği nedeniyle hakkında sonraki yıllarda da pek çok makale yazıldı. Hemen hemen tüm iddialı korku filmleri gibi, kendine has bir hayran kitlesi bulmakta gecikmedi. 80 sonrasının öncüsü olarak Carpenter ve Craven gibi isimlerin yanında anıldı.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi