CBS’in yayın hayatına 2 Kasım’da başlaması beklenen yeni dizisi Supergirl’ün ilk bölümü mayıs ayı sonunda internete düştü. Çizgi roman uyarlamalarının her geçen gün arttığı televizyonda Supergirl beklentileri karşılayabildi mi?

***Bu yazı Supergirl’ün ilk bölümü ile ilgili keyif kaçırıcı detaylar (spoiler) içermektedir.***

Arrow’un televizyonda başarılı olmasının ardından Amerikan televizyonunda çizgi romandan uyarlama diziler furyası başlamış oldu. Geçtiğimiz sezonda pek çok çizgi roman bağlantılı yapım yayın hayatına başladı. Bunların büyük bir kısmı DC çizgi romanlarından uyarlamaydı. Arrow’u Gotham, Constantine, The Flash gibi diziler izledi. Özellikle The Flash’ın hızla elde ettiği başarı, bir başka kahramanın daha televizyona taşınmasına yardımcı oldu. Bu da televizyonun ilk kadın süper kahramanı olan Supergirl’dü.

Hikayesi büyük ölçüde kuzeni Superman’e bağlı olan Supergirl’ün ekrana ne şekilde aktarılacağı merak konusuydu. Çünkü marka değerlerinden dolayı Superman ve Batman gibi çok bilinen kahramanların isimleri bile televizyonda anılamıyordu. Superman’siz Supergirl’ün nasıl olacağı, ne kadar başarılı olacağı, Superman’in adını bile anmamanın diziye nasıl bir eksi getireceği merak konusuydu. İlk bölümün mayısta internete düşmesiyle bu sorulardan bir kısmına yanıt bulduk. Superman ile Supergirl’ün dünyaları birbirinden tamamen kopartılmamış, olabildiğince minimum seviyede bağlantılı tutulmuştu. Bu minik bağlantıyı sağlama görevi de büyük çoğunlukla Clark Kent’in arkadaşı olarak tanıdığımız Jimmy Olsen karakterine kalmıştı.

Peki kim bu Supergirl? Superman’in hikayesini az çok bilenler onun gezegeninin yok olduğunu, ailesinin onu Dünya’ya gönderdiğini bilir. Ancak bilinmeyen kısım, ailesinin aslında onu yalnız göndermediğidir. Daha ufacık bir bebek olan Kal-El’le bakması, onu koruması için kuzeni Kara da onunla birlikte gönderilmiştir. Ancak Kara’nın uzay aracı Krypton’un yıkımından etkilenmiş ve uzun süre boyunca uzayda zamanın geçmediği bir bölgede dolanmıştır. Kara Dünya’ya ulaşana kadar Kal-El büyümüş, Dünya’nın en güçlü kahramanı haline gelmiştir. Kuzeninin kendisi gibi bir hayat yaşamasını isteyen Clark, hala bir çocuk olan Kara’ya bakacak bir aile bulur. Dünya’ya bu şekilde ayak uydurmasını, güçlerini kullanıp kullanmamakla ilgili kararı kendi başına vermesini istemektedir. Normal bir yaşam sürmeye karar veren Kara’nın insanlara ayak uydurma çabası, kardeşi kabul ettiği Alex’in uçağının düşme tehlikesi geçirmesine kadar sürüyor. İlk defa insanlara yardımcı olmasının ardından, Kara güçlerini Dünya’dan gizlemekten vazgeçiyor. Bu şekilde televizyonun ilk kadın süper kahramanı da doğmuş oluyor.

Supergirl Vermek İstediği Feminist Mesajların Altından Kalkamıyor

Ancak Supergirl’ün televizyondaki ilk kadın süper kahraman olarak verdiği mesajlar tam olarak arzu edilen şekilde gerçekleşmiyor. Hikayedeki feminist yanlar o kadar göze sokuluyor ki, izleyicilere verilen içten bir mesajdan çok, sadece bir pazarlama yöntemi olduğu hissini veriyor. Bunlar arasında özellikle Kara ve patronu arasında yaşanan Supergirl ismi tartışması yer alıyor. Superman’in kuzeni olan Kara’nın süper kahraman ismi çizgi romanlarda ilk kez ortaya çıktığı günden bu yana Supergirl. Ancak Supergirl ismi, içinde yer alan kız (girl) kısmı nedeniyle tartışmalara oldukça açık. Dizinin yapımcıları da bu tarz bir tartışmaya mahal vermek istemiyor. Ancak artık tanınır hale gelmiş bir süper kahramanın ismini değiştirmek de kolay bir iş değil. Supergirl’ün senaristleri bu sıkıntıya daha ilk bölümden parmak basmak istemişler. Belli ki Kara’nın kendisine Supergirl adının verdiğini duyduğundaki tepkisi de bu sebeple kaleme alınmış. Ancak Kara’nın patronu Cat Grant’ın “Ben de bir kızım” bazlı çıkışı maalesef bu tartışmayı sonlandırmaya yetecek güçte değil. Superman’in Superboy (o da aslında başka bir kahraman) olarak anılmadığı bir dünyada Kara’nın neden Supergirl olarak anıldığını sorgulama hakkı var. Kadın ve kız ayrımıyla ilgili sorunların, insanların gözünde sonlanmadığı bir topluma dizi üretildiğinde, isimdeki “kız” faktörü ve onunla birlikte zihinlerde oluşan “bir erkekten ya da kadından daha toy, güçsüz” imajı “kız olmanın kötü bir yanı yok” içerikli bir sahneyle ortadan kaldırılamıyor. Elbette algı değişimi dediğimiz şey medyanın da yardımıyla gerçekleşen bir süreç. Ancak burada söylemlerin eğreti durmasının bir başka nedeni dizinin Kara’yı ele alış biçimi. İlk bölümde dövüştüğü düşmanların Kara’nın güçsüzlüğüne dikkat çekmesi, Hank Henshaw’ın yardıma ihtiyacı olduğu halde Kara’ya hayır deyişi ne kadar “Dünya onu nasıl görürse görsün, o aslında her zaman bir kahramandı” mesajı vermek için kullanılmak istense de arzu edilen sonucu vermemiş. Üstüne bir de garson olan bir yan karakterin “Sonunda kızımın örnek alabileceği bir kahraman!” nidaları da duruma tuz biber ekiyor.

Ayrıca yıllardır Superman çizgi romanlarını okuyan ya da filmlerini izleyenlerin mutlaka bahsettiği, sadece bir gözlük takarak tanınmaz olma meselesi Supergirl’de de devam ediyor. Herhangi bir maske takmayan Kara’nın Supergirl olduğunu kimse anlamıyor. Ondan hoşlanan adam bile Kara güçlerini açık şekilde sergilemeden ona inanmıyor. Bu durum Kryptonluların bilmediğimiz bir özelliğinden mı kaynaklı bilmiyorum. Ancak karakterin kahraman olamayacak kadar ezik davranması ve sadece bir gözlük takarak kamufle olabilmesi dışarıdan bakınca yeterli görünmüyor. Bu da hikayenin inandırıcılığını oldukça düşürüyor.

Üstelik Kara’nın sıradan biri olmaktan Supergirl olmaya geçişi de fazlaca hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Aynı sene içinde yayımlanan Daredevil‘da izlediğimiz dönüşüm sürecinden sonra Kara’nın değişimi izleyenlere fazla hızlı geliyor. Elbette iki dizinin yayımlandığı mecra farkı burada etkili. Karakterlerin kendine has özellikleri onların gelişim ve değişimlerini de durumu farklılaştırıyor. Supergirl’ün televizyonda ekrana gelen bir dizi olarak daha ilk bölümden kahramanı biraz tanıtması gerekiyor. Ancak bu zorunluluk da hikayenin gerçekçiliği azaltan bir faktör olarak dikkat çekiyor. Yine de Kara’nın farklı kostümleri deneme fırsatı bulması, durumu az da olsa kotarıyor.

Hikayenin zorunlu gerekliliklerinden birisi Kara’nın hem karakter hem de kahraman olarak gelişmesi. Bunlar içinde Kara’nın düzgün bir şekilde dövüşmeyi ve stratejik düşünmeyi öğrenmesi gibi önemli detaylar yer alıyor. Supergirl ilk bölümdeki düşmanını zar zor yenmeyi başarsa da ilerleyen zamanlarda kendisini bir kahraman olarak kabul ettirmesi, mücadelelerden daha az zararla çıkması ve saygı görebilmesi için kendisini geliştirmesi şart. Aksi halde dizide Kara’nın bir kadın kahraman olduğu için aşağılanması durumu sezon boyunca süre gelen bir klişeye dönüşecek gibi görünüyor.

Supergirl Neden DC Televizyon Evreni’nine Dahil Değil?

Dizinin en büyük eksiklerinden birisi Arrow ve The Flash’la bağlantılı olmayışı. Aynı dünyanın parçası olan bu karakterlerin televizyonda bir araya gelme ihtimali vardı. Tıpkı The Flash ve Arrow gibi, Supergirl’ün de diğer dizilere konuk olması, hepsinin birlikte mücadele ettiği bölümlere yer verilmesi bekleniyordu. Dizilerin yapımcılarının aynı oluşu ile CBS’in The CW kanalının ortaklarından biri olması da bu ihtimali güçlendiriyordu. Ancak CBS kanalı bu isteğe karşı çıktı ve Supergirl yayın hayatına Arrow ile Flash’tan bağımsız olarak girdi. Zaten var olan süper kahramanlar dünyasına dahil olmak Supergirl’ün hikayesini kuvvetlendirip reytinglerini arttırabilirdi. Ancak Supergirl gibi bir kahramanın dahil olması hem The Flash’la Arrow’un paylaştığı evreni biraz daha farklılaştıracağından, hem de farklı kanallarda yayımlanan dizileri bir araya getirmenin zorluğundan bu beklenti gerçekleşmedi. Bu da Supergirl’ün hanesine eksi olarak düştü. Supergirl kahramanlık hikayesine tek başına devam ederken, The Flash ve Arrow’un dünyası genişlemeye devam ediyor. Bu da DC’nin, televizyonun Justice League’i yapmaya çalıştığı Legends of Tomorrow’la gerçekleşecek.

Öte yandan Kara’nın gerçek hayatta Clark Kent’vari şapşallığı, şirin hareketleri, ne yapacağını bilmeyen tavırları diziyi bir kahraman hikayesi olmaktan çok romantik komedi dizisine çeviriyor. Kara’nın kahraman gibi gördüğü Jimmy Olsen’la tanıştığı sahne de bu hissiyatı kuvvetlendiriyor. Hatta dizi bu yönü sebebiyle SNL’in hazırladığı Black Widow parodisine benzetildi. Supergirl hem güçlü bir karakter oluşu hem de televizyondaki ilk kadın kahraman oluşuyla önemli bir yere sahip. Ancak hikayenin romantik-komedi haline getirilmeye çalışılması, bu potansiyeli baltalıyor. Bu noktada değinmekte yarar var ki, The Flash’ın ilk bölümü de birinci sezonun geneline kıyasla çok başarılı değildi. Bu sebeple Supergirl’ün de ilerleyen bölümlerde kendisi toparlamak gibi bir şansı var. Sorun şu ki, Supergirl hikayeyi toparlayana kadar istenen reytinglere ulaşamazsa CBS dizinin biletini keser mi? Dizi, reyting kriterleri The CW’dan farklı olan CBS’te yayımlandığından Supergirl tam güzelleşmeye başlarken yayından kaldırılma gibi bir ihtimal var. Umuyoruz ki böyle bir şey olmaz ve Supergirl kadın kahramanların hikayelerinin de izlendiğini kanıtlar.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi