Hollywood her zaman kendi klişelerinde var olan bir endüstriydi ama yaklaşık on yıldır, giderek artan bir kıskacın içinde: Süper Kahraman Filmleri.

Daha önce Cumali Ceber: Allah Seni Alsın filmi üzerinden Türkiye Sineması’nın gişe filmlerine dadanan kanserden bahsetmiştik. Türkiye Sineması’nın gişe filmleri ne yazık ki YouTuber’ların çektiği karakter komedileriyle dolu. Bir nevi ‘’Fenomen Sineması’’na sıkışmış durumda. Birebir aynı olmasa bile benzer bir sorun da Hollywood’da yaşanmakta. Burada kesinlikle Türkiye Sineması ve Hollywood’u kıyaslamıyorum, yalnızca Hollywood’un da belirli bir türe sıkıştığından bahsediyorum: Süper kahraman filmleri. Daha doğru bir anlatımla; çizgi roman uyarlamaları.

Ben çizgi romanlarla büyümüş, bir dönem neredeyse tüm parasını çizgi romanlara yatırmış birisiyim. Daha sonra sinema hayatıma çok fazla girmeye başlayınca ister istemez çizgi romanlarla da aram açıldı, ama her zaman kıymetlerini bildim. Dolayısıyla bu süper kahraman filmleri furyasının başladığı ilk zamanlarda oldukça mutlu bir haldeydim. Fakat gelişen ve değişen sinema anlayışımla süper kahraman filmlerini izleme tarzımı değiştirdim. İlk gençliğimde dibimin düşerek izlediğim filmleri, ‘’Bir süper kahraman filmi izlediğimi bilerek’’ seyretmeye başladım. Bu tam olarak ne demek? Ne bir süper kahraman filmini konusunu hiç anlamayıp, ‘’Ya aksiyon var, dövüş var. Sonunda da dünyayı kurtarıyorlar işte!’’ gazıyla izlemek, ne de bana göre şimdiye kadar izlediğim en iyi çizgi roman uyarlaması olan Watchmen’i  ‘’Kesinlikle senenin en iyi filmi buydu’’ ya diye değerlendirmek. Benim için süper kahraman filmleri kendi evrenlerinde değerlendirilmesi gereken, çizgi romandaki tasvir edilen kurguyu ne derece ekrana yansıtabilmiş, asıl önemli olayı bunlar olan filmler. İçlerinde gerçekten de Watchmen, Captain America The Winter Soldier gibi güzel işler de olsa, süper kahraman filmlerinin büyük bir çoğunluğu bir yerden sonra aynı tekdüzeliğe düşmek zorunda. Bundan kaçış ne yazık ki pek mümkün değil.

justice-league-2-filmloverss

Zamanın Ruhu Bunu Gerektiriyor: Süper Kahraman Filmlerinin Kıskacındaki Hollywood

Peki nasıl oldu da Hollywood’un son yıllarına bu filmler damga vurdu? Bu aslında hem bazı kırılma noktası olan işlerle, hem de zamanın ruhuyla alakalı. Christopher Nolan’ın çektiği Batman üçlemesi belki de dünyanın en çok tanınan fakat bir türlü tam anlamıyla başarılı denebilecek bir filmi olmayan bir kahramanı bize yeniden hatırlattı. Ha bana göre Nolan’ın Batman üçlemesine gerçek bir Batman filmi diyebilir miyiz, orası tartışılır. Çünkü Nolan’ın Batman’i çizgi romanlardaki oluşan Batman algısından oldukça farklıydı, ama bu başka bir tartışmanın konusu. Özellikle Dark Knight’ın gerçekçiliği birçok insanı oldukça etkilemişti. Bir diğer kırılma noktası da aynı zamanda Robert Downey Jr.’ın da tepetaklak giden kariyerini toparlayan Iron Man filmi oldu. Daha önceden süper kahraman filmleri için bir evren yaratma durumu yoktu. Bir film çekilir, filmin gişe yapıp yapmamasına göre aynı oyuncularla tekrar anlaşma yapılır ve devam filmi çekilirdi. Daha sonra neredeyse battı batacak durumdaki Marvel , cesur bir kararla kendi sinematik evrenini yaratmaya karar verdi. Ünlü Hollywood yıldızlarını uzun yıllar sürecek sözleşmelere ikna etmek kolay değildi ama şu aralar zamanında bu teklifleri kabul etmeyen oyuncular sanırım oldukça üzgündür çünkü amiyane tabirle; ‘’Para artık süper kahraman filmlerinde.’’ Disney satın aldığı Marvel’a evrenini yaratması için özgürlük tanıdı. Marvel da tüm yaratıcılığıyla sinematik evrenine yüklendi ve gerçekten de zor olan bir kurguyu gayet başarılı şekilde oturttular. Bunların en güzel meyvelerini de The Avengers filmleriyle aldılar. The Avengers dünya sinemasına başka bir hava kattı. Hatta onun yarattığı ruh hayatın birçok değişik alanını etkiledi diyebiliriz.

NBA’de artık şampiyon olmanız için üç ya da dört süper yıldız aynı takıma toplanmak zorundasınız. Geçtiğimiz dönemde bu böyle değildi. Şampiyonluk için KobeShaq ikilisi yetiyordu, ama artık LebronWadeBosh ya da CurryThompson GreenDurant bir araya gelmek zorunda. Bunun sebebini de en güzel şekilde sevgili Kaan Kural açıklamıştı. İnternet ve özellikle sosyal medya yüzünden basketbol sahalarında Braveheart’taki William Wallace tipi kahramanlık kalmadı. Sosyal medya üzerinden zaten arkadaş olan süper yıldızlar kendilerine süper kahraman rolü biçip, The Avengers moduna bağladılar çünkü başarı için bu gerekli, çünkü zamanın ruhu değişti. Tüketim odaklı toplumun artık iyice çığrından çıkması bizi sadece sonuç odaklı yaşamaya itti. Artık bir işin içeriğinden çok sonucuna bakıyoruz. Dünya kurtuldu mu ya da şampiyon olundu mu? Önemli olan sonuç. Sonuca giderken içerikte yarattığımız estetiğin, naifliğin, hikayelerin artık neredeyse hiçbir önemi kalmadı. Zamanın ruhu artık yıllarca playoff yapamasa da tek başına Minnesota Timberwolves’ta direnen Kevin Garnett, 76ers’ta Lakers’a tek başına kafa tutan Iverson, Toronto’da canını dişine takan Vince Carter, müthiş bireysel bir hikayeyi anlatan Fargo, sonuçtan ziyade bambaşka bir konuyla ilgilenen Trainspoitting ya da müthiş bir kahramanlığı anlatan Braveheart değil. Artık zamanın ruhu; Kevin Durant’in alacağı bir sürü paradan feragat edip Curry, Thompson ve Green’in yanına Golden State’a gitmesi. Artık zamanın ruhu Wade ve Bosh’la şampiyon olamayacağını anlayan Lebron James’in onlardan çok daha genç süper yıldızlar K.Irving ve K.Love’ın yanına geçmesi, süper kahramanları toplanıp The Avengers’ı, Justice League’i kurması.

Zamanın ruhunun değişmesinde tabi ki en önemli şey gelişen teknoloji ve internet.  Son yıllarda FacebookZuckerberg, Elon Musk, Snapchat Evan Spiegel gibi isimler dünyanın en güçlü insanları konumunda. Artık dünyanın en güçlü insanları somurtkan yaşlı insanlar değiller. Basit bir tabirle; garajlarında çalışırken geliştirdikleri Start Up’larıyla bu insanlar büyük bir güce sahip oldular ve zamanın ruhunun değişiminin en büyük örnekleri konumundalar. Zamanında nerd diye yüzlerine bakılmayan bu insanlar artık birer fenomen konumundalar. Aynı şeyi tüm internet için de söyleyebiliriz, ve aslında süper kahraman filmlerinin bu kadar çok tutmasının en temel sebebi de bu: Kim ne derse desin, internet Geeklerin ve Nerdlerin elinde ve bu kitle de doğal olarak sonuna kadar süper kahraman filmlerini desteklemeye devam edecek.

İşte süper kahraman filmlerinin uzun zamandır Holywood’u kıskaçlarına alma sebeplerinin bazıları bunlar. Her ne kadar filmler hala iyi gişe yapsalar da insanlar da ufak sıkılmalar, hatta benim aşırı çizgi roman seven arkadaşlarım da bile ufak isyanlar başladı. Marvel kendi sinematik evrenini oturttuğu için hala derli toplu yoluna devam etse de DC için işlerin aynı şekilde yolunda gittiğini söylemek pek mümkün değil. Süperman ve Batman gibi sanırım dünyada en çok bilinen ve sevilen iki süper kahramanını buluşturdukları ‘’Batman v Superman: Dawn of Justice’’  gerçekten çok kötüydü ve beklentileri karşılayamadı. Bundan sonraki DC filmleri de evreni toparlayabilmek için pek ışık vermiyor. Koskoca DC, Warner Bros‘un elinde oyuncak olmuş sefil bir durumda.  Artık yapımcıların iyice artan gişe beklentisinden dolayı çok fazla süper kahraman filmine maruz kalmaya başladık ve doğal olarak insanlarda bir sıkılma durumu baş göstermeye başladı. Hatta son zamanlardaki çıkan süper kahraman filmlerinden en sevilen iki filmin, kendi janrlarından bir nebze de olsa farklı olan Deadpool ve Logan olması bu duruma örnek olarak gösterilebilir.

Bir süre daha bu süper kahraman filmleri devam edecek gibi duruyor ama tabi ki önünde sonunda bu furya da bitecek. Zamanında Western furyası, Film Noir furyası nasıl bittiyse bu furya da bitecek. Çünkü zamanın ruhu değişecek. Benim umut ettiğim bu furya bittiğinde elimizde BvS’den ziyade Deadpool gibi, Logan gibi, Watchmen gibi filmlerin kalmış olması.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi