Sinema her sanat gibi hayatın büyük bir parçası. Kamera keşfedildiği günden bugüne insanlığın vazgeçemediği, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin alternatifi aranmayan, aksine teknolojiyle daha da gelişen bir sanat sinema. İnsanların hayal gücü tükendiğinde ki bence bu dünyanın sonu demek olacaktır, işte o zaman sinema son bulacaktır. Bu serüvenin başlangıcına doğru bir yol aldığımızda günümüz yapımları kadar iyi filmlerle karşılaşmak mümkün. Hatta bence, yazılarımı takip eden okuyucularımızın da bileceği gibi birçoğu günümüz yapımlarından daha iyi. Özellikle de sessiz filmler. Sessiz filmler döneminin en çok göze çarpan ismi elbette büyük usta Charlie Chaplin. Ancak bu yazımda çok sevdiğim Chaplin filmlerinden birisinden değil, sessiz dönemin başarılı yapımlarından bir başkasından, Sunrise: A Song of Two Humans filminden bahsedeceğim.

Yakışıklı, çalışkan ve evine bağlı köylü bir genç, onu çok seven güzel bir eş. Ancak bir gün şehirden gelen bir kadın çalışkan gencimizin başını döndürür. Yakışıklı adam artık evinden iyiden iyiye uzaklaşır, karısının yüzüne dahi bakmaz olur. Artık çiftliğiyle de ilgilenmez, elinde avucunda olanları da satmaya başlar. Bir gece gizlice buluştuğu şehirli kadın onu köyden şehre gitme ve birlikte eğlenceli bir hayat geçirme hayallerine sürükler. Sonra da onun kafasına çok tehlikeli bir plan sokarak adamın bu işin üstesinden geldikten sonra kendisine gelmesini bekleyeceğini söyler.

Filmin devamıyla ilgili daha fazla bilgi vermeyeceğim. Yukarıdaki paragrafla başlayan ancak çok farklı bir yöne ilerleyen film zamanının en başarılı yapımlarından. Sessiz bir yapım olsa da anlatabileceklerini en iyi şekilde anlatan, oyunculuklarıyla harikalar yaratan (evet çok klişe bir betimleme farkındayım ama bazen basit cümleler duygularımızı en iyi şekilde anlatabiliyor) 1927 yapımı film sadece döneminin değil tüm zamanların en iyi filmlerinden.

Başrol oyuncumuz George O’Brien yaşadığı dönemin Christian Bale’i. Bu aralar çok benzetme yaptığımın farkındayım ama aşağıdaki fotoğrafa bakınca bana hak vereceksiniz.

En az Bale kadar yakışıklı ve bir o kadar da iyi bir oyuncu O’Brien. Kendisini izlerken, en duygusal sahnelerde bile keyif veren bir oyunculuk sergiliyor. Filmin diğer başrol oyuncusu Janet Gaynor’ın da rol arkadaşından geriye kalır yanı yok. Hem güzel bir kadın, hem iyi bir oyuncu Gaynor. Sessiz ve siyah beyaz film iki başrolün oyunculuklarıyla renklenip, sesli hale geliyor sanki. F.W. Murnau yönetmenliğindeki filmin, 1928 yılında düzenlenen ilk Akademi Ödülleri’nde “En İyi Film” dalında ödüle layık görüldüğünü de söylemeliyim.

Son zamanlarda kendisini unutulmazlar arasına sokabilecek kadar başarılı yapımlarla çok az karşılaştığımdan olsa gerek, yazdığım yazıları ‘bu akşam ne izlesem’ sorusuna verdiğim yanıtlar doğrultusunda seçtiğimi söylemeliyim. Sunrise: A Song of Two Humans filmi de unutulmazlar arasında önemli bir yere sahip olduğundan keyifle izlemenizi diliyor, izlerken günümüz sinemasını da sorgulamanızı tavsiye ediyorum.

İyi seyirler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi