Geçtiğimiz yıl Danimarkalı ünlü yönetmen Lars Von Trier’in Nymphomaniac (İtiraf) isimli filmi kimi sahneleri aşırı şiddet ve cinsellik unsurları içerdiği için, gösterime ‘soft’ bir kurguyla girmek zorunda kalmıştı. Fakat daha sonra Trier kendi kurgusuyla filmi bir kez daha izleyicilerle buluşturmuş ve bu şekilde sansür uygulamalarına karşı olan duruşunu ortaya koymuştu. (Filmin ülkemizde hiçbir zaman gösterime girmediğini bir kez daha hatırlatalım.) 1998 yapımı Stüdyo 54 isimli filmin başına gelenler de Nymphomaniac’ın başına gelenlerden pek farksız değil.

Stüdyo 54 isimli filmin yapım şirketi olan Miramax, filmin yönetmen ve senaristi olan Mark Christopher’a filmdeki bazı sahnelerin çok sert ve ahlaki açılardan uygunsuz olduğunu belirtmiş ve bunun üzerine film bir test izlemesine tabi tutulmuştu. Film test izleyicilerden olumsuz tepkiler alınca –özellikle eşcinsellik içeren sahneler- yapımcılardan gelen baskılar sonucu yönetmen Mark Christopher filmden 45 dakikayı kesti, yeni çekimler yaparak 30 dakika daha ekledi ve bazı yerleri de dublajlamak zorunda kaldı. Bu şekilde gösterime giren film, hem gişede istediği başarıyı sağlayamadı hem de eleştirmenlerden oldukça kötü tepkiler aldı. Stüdyo 54’ün başına gelen bu olaylar, tarihe yeni bir Hollywood ‘eşcinselsizleştirme’ operasyonu olarak geçti. Bu şekilde Hollywood’un büyük yapım şirketlerinin ne kadar homofobik olduğu da ayyuka çıkmış oldu. Tam 17 yıl sonra, yönetmenin istediği şekliyle yeniden kurgulanan ve ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde gerçekleştirilen Stüdyo 54: Yönetmen Kurgusu (Studio 54: Director’s Cut), kaybettiği itibarı geri kazanarak eşcinsel (LGBTİ) sinemasına ‘kült bir klasik’ armağan ediyor.

1998 yapımı Stüdyo 54’ü izleyenler bilir ki; bu ilk versiyon, Ryan Phillippe tarafından canlandırılan Shane karakterinin biseksüelliğine dair hiçbir şey söylemez. Orijinal senaryoda biseksüel ve üçlü bir aşk ilişkisinin taraflarından biri olan Shane, stüdyonun kurgusunda oldukça heteroseksüel ve gerçekçilikten uzak çizilmiştir. 70’lerin sonu 80’lerin başında New York gece hayatına damga vurmuş dünyaca ünlü diskoteklerden biri olan Stüdyo 54 de, filmin bu ilk versiyonunda o kadar üstünkörü anlatılmıştı ki film bu yüzden gerçekçi olmamakla suçlanmıştı. Yönetmenin kurgusuyla yeniden gösterime giren Stüdyo 54 ise bizleri gerçek Stüyo 54’ün kapılarından içeri sokmayı başarıyor. Dünyaca ünlü film yıldızlarını, müzisyenleri ve daha pek çok alandan ikon olmuş kişileri ağırlayan bu efsanevi diskotek, ziyaretçilerine ‘sınırsız’ bir uyuşturucu ve seks deneyimi sunma konusunda oldukça meşhurdu. Kısacası, Stüdyo 54 kendi döneminin ‘gizli hazlar ve zevkler mabedi’ idi.

Filmin konusuna gelecek olursak; New Jersey’de yaşayan Shane’e göre hem zengin hem de itibar sahibi biri olmak için nehrin karşı kıyısına geçmek gerekiyordu; yani New York’a. Kendi yaşadığı mahalleden karşı kıyıdaki gökdelenlerin manzarasını izleyerek hayaller kuran Shane, bir gece arkadaşlarıyla birlikte New York gece hayatının kalbi olan Stüdyo 54 isimli mekana girmeye karar verir. Fakat bu diskoteğe girebilmek sanıldığı kadar kolay değildir. İçeri girebilmeniz için ya yakışıklı/güzel olmanız ya da üstünüzde ‘düzgün’ kıyafetlerin olması gerekmektedir. Yakışıklılığının şansına Shane içeriye tek başına girmeyi başarır. Hayallerine ve hayallerinin kadını olan oyuncu Julie Black (Neve Campbell)’e ulaşma fırsatını da böylece yakalamış olur. Ünlü mekanın işletmecisi olan Steve ( Mike Myers)’in –bu noktada Mike Myers’ın o dönemin Stüdyo 54 işletmecisi olan Steve Rubell’ın kendisini canlandırdığını söylemek gerekir- kendisine bu mekanda komilik yapması teklifinde bulunmasıyla ise Shane’in hayatı oldukça değişmeye başlayacaktır.

Stüdyo 54’ün senaryosu klasik bir yükseliş ve düşüş hikayesi olarak çizilmiş olsa da onu benzerlerinden ayıran şey; hikayenin geçtiği mekanının bir ‘fantezi dünyası’na açılıyor oluşu ve bu mekanda çalışan ‘sıradan’ insanların hayatlarına odaklanması. Kendisi gibi aynı mekanda çalışan komi Greg (Breckin Meyer) ve vestiyerlik yapan eşi Anita (Salma Hayek) ile zaman geçtikçe çok yakın arkadaş olmaya başlayan Shane, evli çiftin kendisine yaptığı teklif sonrası onların yanına yerleşir. Kadın/erkek herkesin ilgi odağında olan Shane, işinde yükselmek için hırsları olan ama patronu Steve’in özel isteklerini yerine getirmediği için terfi alamayan Greg ve en büyük hayali bir disko divası olmak olan Anita; aşk, dostluk ve sadakat arasında gidip gelerek, kendi sınırlarını da zorlayacaklardır.

Bu üç karakter arasında hikayenin ve filmin ana karakteri olan Shane’in hayatına odaklanan Stüdyo 54, Shane’i hazcı (hedonistik) tutkuların objesi olarak konumlandırır. Film boyunca cinsel hazcılığın ve diğer zevklerin merkezinde olan Shane’in kırılma noktası –ki buna bir tür aydınlanma da diyebiliriz- onu tüm bu etiketlerinin dışında Shane olarak tanıma şansına erişen Dottie’nin ölümü ile gerçekleşecektir. ‘Her şeye rağmen şov devam etmeli’ diye düşünen hazcı bir dünyada ayyuka çıkan gerçekler, şehri aydınlıkken görmeyi unutmuş Shane’in yüzüne koca bir tokat gibi çarpar. Stüdyo 54’ün dışında; sokaklarda ya da evin içinde olduğu zamanlarda maskesiz ve tüm çocuksu saflığıyla var olan Shane’in sınavı kendi varoluş sınavıdır.

İlk versiyonun aksine; homoerotik içgüdüleri, cinsel hazları ve dönemin eğlence kültürünü gerçekçi ve başarılı bir biçimde perdeye taşıyabilen Stüdyo 54: Yönetmen Kurgusu yer yer homofobik klişelerin içine düşse de dönemin atmosferini başarıyla aktarıyor. Filmin ilk versiyonundan oldukça farklı ilerleyen ve bambaşka bir anlama sahip olan bu yeni versiyon, sinemada kurgunun ne denli farklı anlamlar yaratabileceğinin de çok önemli bir örneği.  Yönetmen Christopher’ın, kimi sahnelerin orijinallerine ulaşamamasına rağmen bu sahneleri ilk versiyondan videoteyp görüntüler ekleyerek oluşturmuş olması bile, bu çabanın görülmesini değerli kılıyor.

Steve Rubell rolünde harikulade bir oyunculuk çıkaran Mike Myers ve Ryan Phillippe, Breckin Meyer ve Salma Hayek üçlüsü arasındaki kimyasal uyum Stüdyo 54: Yönetmen Kurgusu’nun değerini iyice arttırıyor. Yepyeni bir anlamla oldukça gerçekçi inşa edilmiş bu yeni versiyon, LGBTİ sinemasına ait kayıp bir klasiği de gün yüzüne çıkarmış oluyor.

Geçtiğimiz yıl Danimarkalı ünlü yönetmen Lars Von Trier’in Nymphomaniac (İtiraf) isimli filmi kimi sahneleri aşırı şiddet ve cinsellik unsurları içerdiği için, gösterime ‘soft’ bir kurguyla girmek zorunda kalmıştı. Fakat daha sonra Trier kendi kurgusuyla filmi bir kez daha izleyicilerle buluşturmuş ve bu şekilde sansür uygulamalarına karşı olan duruşunu ortaya koymuştu. (Filmin ülkemizde hiçbir zaman gösterime girmediğini bir kez daha hatırlatalım.) 1998 yapımı Stüdyo 54 isimli filmin başına gelenler de Nymphomaniac’ın başına gelenlerden pek farksız değil. Stüdyo 54 isimli filmin yapım şirketi olan Miramax, filmin yönetmen ve senaristi olan Mark Christopher’a filmdeki bazı sahnelerin çok sert ve ahlaki açılardan uygunsuz olduğunu belirtmiş ve bunun üzerine film bir test izlemesine tabi tutulmuştu. Film test izleyicilerden olumsuz tepkiler alınca –özellikle eşcinsellik içeren sahneler- yapımcılardan gelen baskılar sonucu yönetmen Mark Christopher filmden 45 dakikayı kesti, yeni çekimler yaparak 30 dakika daha ekledi ve bazı yerleri de dublajlamak zorunda kaldı. Bu şekilde gösterime giren film, hem gişede istediği başarıyı sağlayamadı hem de eleştirmenlerden oldukça kötü tepkiler aldı. Stüdyo 54’ün başına gelen bu olaylar, tarihe yeni bir Hollywood ‘eşcinselsizleştirme’ operasyonu olarak geçti. Bu şekilde Hollywood’un büyük yapım şirketlerinin ne kadar homofobik olduğu da ayyuka çıkmış oldu. Tam 17 yıl sonra, yönetmenin istediği şekliyle yeniden kurgulanan ve ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde gerçekleştirilen Stüdyo 54: Yönetmen Kurgusu (Studio 54: Director’s Cut), kaybettiği itibarı geri kazanarak eşcinsel (LGBTİ) sinemasına ‘kült bir klasik’ armağan ediyor. 1998 yapımı Stüdyo 54’ü izleyenler bilir ki; bu ilk versiyon, Ryan Phillippe tarafından canlandırılan Shane karakterinin biseksüelliğine dair hiçbir şey söylemez. Orijinal senaryoda biseksüel ve üçlü bir aşk ilişkisinin taraflarından biri olan Shane, stüdyonun kurgusunda oldukça heteroseksüel ve gerçekçilikten uzak çizilmiştir. 70’lerin sonu 80’lerin başında New York gece hayatına damga vurmuş dünyaca ünlü diskoteklerden biri olan Stüdyo 54 de, filmin bu ilk versiyonunda o kadar üstünkörü anlatılmıştı ki film bu yüzden gerçekçi olmamakla suçlanmıştı. Yönetmenin kurgusuyla yeniden gösterime giren Stüdyo 54 ise bizleri gerçek Stüyo 54’ün kapılarından içeri sokmayı başarıyor. Dünyaca ünlü film yıldızlarını, müzisyenleri ve daha pek çok alandan ikon olmuş kişileri ağırlayan bu efsanevi diskotek, ziyaretçilerine ‘sınırsız’ bir uyuşturucu ve seks deneyimi sunma konusunda oldukça meşhurdu. Kısacası, Stüdyo 54 kendi döneminin ‘gizli hazlar ve zevkler mabedi’ idi. Filmin konusuna gelecek olursak; New Jersey’de yaşayan Shane’e göre hem zengin hem de itibar sahibi biri olmak için nehrin karşı kıyısına geçmek gerekiyordu; yani New York’a. Kendi yaşadığı mahalleden karşı kıyıdaki gökdelenlerin manzarasını izleyerek hayaller kuran Shane, bir gece arkadaşlarıyla birlikte New York gece hayatının kalbi olan Stüdyo 54 isimli mekana girmeye karar verir. Fakat bu diskoteğe girebilmek sanıldığı kadar kolay değildir. İçeri girebilmeniz için ya yakışıklı/güzel olmanız ya da üstünüzde ‘düzgün’ kıyafetlerin olması gerekmektedir. Yakışıklılığının şansına Shane içeriye tek başına girmeyi başarır. Hayallerine ve hayallerinin kadını olan oyuncu Julie Black (Neve Campbell)’e ulaşma fırsatını da böylece yakalamış olur. Ünlü mekanın işletmecisi olan Steve ( Mike Myers)’in –bu noktada Mike Myers’ın o dönemin Stüdyo 54 işletmecisi olan Steve Rubell’ın kendisini canlandırdığını söylemek gerekir- kendisine bu mekanda komilik yapması teklifinde bulunmasıyla ise Shane’in hayatı oldukça değişmeye başlayacaktır. Stüdyo 54’ün senaryosu klasik bir yükseliş ve düşüş hikayesi…

Yazar Puanı

Puan - 76%

76%

76

Yepyeni bir anlamla oldukça gerçekçi inşa edilmiş bu yeni versiyon, LGBTİ sinemasına ait kayıp bir klasiği de gün yüzüne çıkartmış oluyor.

Kullanıcı Puanları: 4.5 ( 1 votes)
76
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi