Hollywood, her yıl belirli konuları seçip, o konuların ekmeğini yemek üzerine yola çıkıyor. Örneğin, uzun yıllar boyunca beyazperdede görmediğimiz Dunkirk Muharebesi bir anda popüler olabiliyor ve/veya bir terör saldırısını onlarca farklı insanın gözünden yansıtan, ancak esasında aynı hikayeyi anlatan onlarca film çekilebiliyor. Baston Maratonu sırasında düzenlenen terör saldırısı da, kısa süre içerisinde çekilen iki filmle gündeme taşındı. Bunlardan ilki ülkemizde kısa süre önce vizyona giren Mark Wahlberg'in baş rolünü üstlendiği Patriots Day - Kara Gün olurken, ikincisi ise Jake Gylleenhall'u Oscar yarışına içine sokması beklenen Stronger oldu. Bundan böyle Boston Maratonu kaç kez daha beyazperdeye uyarlanır bilinmez, ancak bu yıl içerisinde çekilen ikinci filmin de neden beklentileri karşılamadığını tartışabiliriz. Boston Maratonu sırasında düzenlenen terör saldırısında bacaklarını kaybeden Jeff Bauman'ın, kendi yazdığı kitabından, yine Bauman'ın anlatılarından yola çıkılarak çekilen Stronger'ın senaryosu, daha çok televizyon dizileri (This is Us, Master of Sex) için bölümler kaleme alan John Pollono'ya ait. Pollono, senaryoyu kaleme alırken, olayları olduğu gibi anlatmaktan ise, bunun bir beyazperde projesini olduğunu bilerek hareket ediyor. Seyirci için gereksiz olacağını düşündüğü detayları anlatısından çıkartırken, ajitasyonu artıracak detayları eklemekten ise çekinmiyor. Burada, filmin neden başarısız olduğu sorusunun cevabı olarak, David Gordon Green'in filmlerinin ortak özelliklerinden olan, gerçekçi anlatım biçimi ile Pollono'nun senaryosunun çelişiyor olmasını sayabiliriz. Tamamen, proje bazlı olan filmlerde sıklıkla yaşanabilecek sorunlardan bir tanesi olan bir durum Stronger'ın inandırıcılığını kaybetmesine sebep olduğu anda, film hızla ivme kaybediyor. Bu çelişkiler sadece yönetmen ile senarist arasındaki uyumsuzlukla da sınırlı kalmıyor; her ne kadar Bauman'ın yaşadığı trajik olayı, dramatik bir şekilde yansıtsa da filmin asıl meselesi Amerikanların bu ve benzeri olayları sonrası kahraman çıkarma sevdası ve bu sevdanın bu kahramanlar üzerindeki etkisi. Bauman'ın yaşadıklarının ayrıntılı bir şekilde ele alması beklenen filmde, Pollono'nun düzenli olarak -miş gibi yapması ve karakterin psikolojisinin derinine inmemizi engellemesi filmin en büyük problemi. Bu noktada, her ne kadar tamamen farklı konular ve olaylar üzerinden ilerlese de, ele aldığı psikolojik faktörler açısından, aklıma ister istemez David O.Russel'ın The Fighter'ını getiren The Stronger, her iki filmi yan yana koyduğumuzda Stronger'ın yanlışlarını daha net görebileceğimiz bir karşılaştırmaya girebiliyoruz. Oysa, oyuncu performansı olarak değerlendirecek olursak Gyllenhall'un performansı, abartıya kaçmaktan uzak, karakterin gerçekçiliğine zarar vermeyecek bir düzlemde ilerliyor. Bu da oyuncunun kariyerinde yaptığı yanlış film tercihlerinden biri olarak (bknz. Southpaw) ödül sezonun dışında kalmasına sebep oluyor. Stronger: Amerikan Halkının Kahraman Yaratma Çabası Stronger'ın senaryosunu eleştirirken zaaflarını sıralamak zor değil. Hollywood anlatısına kayması ve Amerikan halkının duygularına erişmek amacıyla tribünlere oynaması başlıca sorunu ancak burada, özellikle Bauman'ın annesi Patty ve kız arkadaşı Erin'in, Bauman'a göre daha titizlikle yazıldığını söyleyebiliriz. Özellikle, Erin'i canlandıran Tatiana Maslany'nin abartıya kaçmayan oyunculuğu filmin benim açımdan en önemli artısı oldu. Üzerinden çok uzun bir dönem geçmemiş olmasına rağmen, filmin sinematografisi saldırının gerçekleştiği yılın (2013) üzerinden belirli bir zaman geçtiği hissiyatını vermek üzerine kurulmuş. Yer yer, belgeselvari çekimlerle de bunun sağlanmış olması filmin izlenebilirliğini kolaylaştırıyor. Müzikler ile görüntüler arasındaki uyumun da, bu izlenebilirliğe katkı sağladığını söyleyebiliriz. Özetleyecek olursam, Stronger'ın ödül sezonu için klişe formüller üzerine kurulmuş bir proje olduğunu söyleyebiliriz. İzlemesi sıkıcı olmasa da, elindeki hikayeyi harcayan ve fırsatı kaçıran bir film Stronger. Yapımcılığını kendi yaptığı…

Yazar Puanı

Puan - 62%

62%

Stronger'ın ödül sezonu için klişe formüller üzerine kurulmuş bir proje olduğunu söyleyebiliriz.

Kullanıcı Puanları: İlk sen puanla!
62

Hollywood, her yıl belirli konuları seçip, o konuların ekmeğini yemek üzerine yola çıkıyor. Örneğin, uzun yıllar boyunca beyazperdede görmediğimiz Dunkirk Muharebesi bir anda popüler olabiliyor ve/veya bir terör saldırısını onlarca farklı insanın gözünden yansıtan, ancak esasında aynı hikayeyi anlatan onlarca film çekilebiliyor. Baston Maratonu sırasında düzenlenen terör saldırısı da, kısa süre içerisinde çekilen iki filmle gündeme taşındı. Bunlardan ilki ülkemizde kısa süre önce vizyona giren Mark Wahlberg’in baş rolünü üstlendiği Patriots Day – Kara Gün olurken, ikincisi ise Jake Gylleenhall’u Oscar yarışına içine sokması beklenen Stronger oldu. Bundan böyle Boston Maratonu kaç kez daha beyazperdeye uyarlanır bilinmez, ancak bu yıl içerisinde çekilen ikinci filmin de neden beklentileri karşılamadığını tartışabiliriz.

Boston Maratonu sırasında düzenlenen terör saldırısında bacaklarını kaybeden Jeff Bauman’ın, kendi yazdığı kitabından, yine Bauman’ın anlatılarından yola çıkılarak çekilen Stronger’ın senaryosu, daha çok televizyon dizileri (This is Us, Master of Sex) için bölümler kaleme alan John Pollono’ya ait. Pollono, senaryoyu kaleme alırken, olayları olduğu gibi anlatmaktan ise, bunun bir beyazperde projesini olduğunu bilerek hareket ediyor. Seyirci için gereksiz olacağını düşündüğü detayları anlatısından çıkartırken, ajitasyonu artıracak detayları eklemekten ise çekinmiyor. Burada, filmin neden başarısız olduğu sorusunun cevabı olarak, David Gordon Green’in filmlerinin ortak özelliklerinden olan, gerçekçi anlatım biçimi ile Pollono’nun senaryosunun çelişiyor olmasını sayabiliriz. Tamamen, proje bazlı olan filmlerde sıklıkla yaşanabilecek sorunlardan bir tanesi olan bir durum Stronger’ın inandırıcılığını kaybetmesine sebep olduğu anda, film hızla ivme kaybediyor. Bu çelişkiler sadece yönetmen ile senarist arasındaki uyumsuzlukla da sınırlı kalmıyor; her ne kadar Bauman’ın yaşadığı trajik olayı, dramatik bir şekilde yansıtsa da filmin asıl meselesi Amerikanların bu ve benzeri olayları sonrası kahraman çıkarma sevdası ve bu sevdanın bu kahramanlar üzerindeki etkisi. Bauman’ın yaşadıklarının ayrıntılı bir şekilde ele alması beklenen filmde, Pollono’nun düzenli olarak -miş gibi yapması ve karakterin psikolojisinin derinine inmemizi engellemesi filmin en büyük problemi. Bu noktada, her ne kadar tamamen farklı konular ve olaylar üzerinden ilerlese de, ele aldığı psikolojik faktörler açısından, aklıma ister istemez David O.Russel’ın The Fighter’ını getiren The Stronger, her iki filmi yan yana koyduğumuzda Stronger’ın yanlışlarını daha net görebileceğimiz bir karşılaştırmaya girebiliyoruz. Oysa, oyuncu performansı olarak değerlendirecek olursak Gyllenhall’un performansı, abartıya kaçmaktan uzak, karakterin gerçekçiliğine zarar vermeyecek bir düzlemde ilerliyor. Bu da oyuncunun kariyerinde yaptığı yanlış film tercihlerinden biri olarak (bknz. Southpaw) ödül sezonun dışında kalmasına sebep oluyor.

Stronger: Amerikan Halkının Kahraman Yaratma Çabası

Stronger’ın senaryosunu eleştirirken zaaflarını sıralamak zor değil. Hollywood anlatısına kayması ve Amerikan halkının duygularına erişmek amacıyla tribünlere oynaması başlıca sorunu ancak burada, özellikle Bauman’ın annesi Patty ve kız arkadaşı Erin’in, Bauman’a göre daha titizlikle yazıldığını söyleyebiliriz. Özellikle, Erin’i canlandıran Tatiana Maslany’nin abartıya kaçmayan oyunculuğu filmin benim açımdan en önemli artısı oldu.

Üzerinden çok uzun bir dönem geçmemiş olmasına rağmen, filmin sinematografisi saldırının gerçekleştiği yılın (2013) üzerinden belirli bir zaman geçtiği hissiyatını vermek üzerine kurulmuş. Yer yer, belgeselvari çekimlerle de bunun sağlanmış olması filmin izlenebilirliğini kolaylaştırıyor. Müzikler ile görüntüler arasındaki uyumun da, bu izlenebilirliğe katkı sağladığını söyleyebiliriz.

Özetleyecek olursam, Stronger’ın ödül sezonu için klişe formüller üzerine kurulmuş bir proje olduğunu söyleyebiliriz. İzlemesi sıkıcı olmasa da, elindeki hikayeyi harcayan ve fırsatı kaçıran bir film Stronger. Yapımcılığını kendi yaptığı Amerikan bağımsızı Joe’yu çeken David Gordon Green ile Stronger’ı çeken David Gordon Green’in aynı kişi olduğuna inanmak istemiyorum.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi