Sinema hayatlarımıza dokunabiliyor. Bunu ne kadar süslü söylersek söyleyelim sonuç değişmeyecek. Bize ve hayatlarımıza temas etmeyi başaran insanlığın bu olağanüstü icadını belki yine insanlık şekillendiriyor ama, bir o kadar önemli bir nokta da; onun bizi şekillendirdiği!

Steve McQueen olağanüstü bir sinema adamı. Sadece anlattığı öyküler ile değil, bu öyküleri anlatma biçimiyle de ruhumuza dokunmayı başaran bir yönetmen. Ve görünüşe bakılırsa McQueen’in bize dokunmak için seçtiği metafor imgesel değil, son derece somut ve etkileyici: Eller!

Vimeo kullanıcısı Alex Kalogeropoulo‘un özenle hazırladığı videoda gördüğümüz üzere Steve McQueen’in adeta bir fetiş objesi haline getirdiği “eller” ve “parmaklar” bütün filmlerinde perdeden çıkıp bize uzanıyor. Woody Allen‘ın The Purple Rose of Cairoda (Kahire’nin Mor Gülü) bir bütün olarak perdeden hayatımıza geçip karışan karakterinin aksine, McQueen ve elleri bize kendini daha az gösterir bir biçimde ruhumuzu okşuyor.

shame-poster-filmloverss

Steve McQueen ve Bize Uzanan Elleri!

Ingmar Bergman; ”İnsan yüzü, çalışmamızın çıkış noktasıdır. Kamera tümüyle nesnel bir gözlemci gibi yaklaşmalıdır ona. Aktörün en güzel ifade aracı bakışıdır.” demiştir. McQueen içinse görünüşe bakılırsa acıyı ve kederi yansıtmak için tek ve en etkin araç yüzler değil. Yönetmenin görece az sayıdaki filmografisinde ortak olarak kullandığı öğe olan eller, Tarantinoesque (Tarantinesk) sinemada sıklıkla yer alan ayakların aksine seyirciyi asla rahatsız etmez ve dikkati dağıtmayacak bir ustalıkla sahneye yerleştirilir. Bir anlık bir yakın plan ile bizi de o ana dâhil eder ve geldiği gibi sessizce kameradan çekip gider.

Federico Fellini; ”İyi bir filmin kusurları olması gerekir. Hayat gibi, insanlar gibi” demiştir. McQueen’in elleri de kusurlarla doludur. 12 Years a Slave’de bu eller nasırlıdır ve karakterlerin omuzlarındaki yük ve acının bir uzantısıdır. Hunger (Açlık) filminde yaralı ama bir o kadar isyankâr, zarif ve ustadır. İster sırtında kırbaçla bir pamuk tarlasında ya da ister sarılmayı bekleyen bir sigaranın harmanında; toza, mürekkebe, esarete ve acıya karışmış da olsa her zaman beceri ve zarafetin yansımasıdır. Ve ne olursa olsun o parmaklar karanlığa dokunmuş, o eller en nihayetinde umuda uzanmıştır!

Gelin Steve McQueen’in zarif “ellerine” aşağıdaki videoda birlikte bakalım ve bu sessiz dokunuşların ürpertisini birlikte yaşayalım.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi