Oyunculuk kariyerine Lars von Trier’in büyük ses getiren filmi Nymphomaniac ile başlayan genç oyuncu Stacy Martin 35. İstanbul Film Festivali kapsamında, rol aldığı The Childhood of a Leader filminin gösterimine katılmak için İstanbul’a geldi. Kendisiyle kariyerinden rol aldığı filmlere, çalıştığı yönetmenlerden gelecek planlarına dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Söyleşi: Gözde Hatunoğlu

Çeviri: Gökçen Sena Duman, Sıla Şahinöz

Gözde Hatunoğlu: Türkiye’ye ve İstanbul Film Festivali’ne hoş geldin. Geçtiğimiz gün rol aldığın “The Childhood of a Leader” ı izledik, gerçekten iyi bir filmdi, tebrikler!

Stacy Martin: Teşekkür ederim.

G.H: Öncelikle kariyerinin başlangıcından, Nymphomaniac’tan söz etmek istiyorum. Umarım Nymphomaniac hakkında konuşmaktan sıkılmamışsındır.

S.M: Hayır, sıkılmadım çünkü insanların artık bu filme ve dolayısıyla bana farklı bir gözle baktığını düşünüyorum. Nymphomaniac en nihayetinde benim  kariyerimi şekillendirdi.  Bu yüzden Nymphomaniac’taki tecrübemi çok değerli buluyorum. Ve Lars von Trier’i çok seviyorum. 

nymphomaniac-poster-stacy-martin

G.H: Nymphomaniac’ı yaklaşık 3 yıl önce bu festivalde izledik. Biz basın gösteriminde izleme şansı da bulduk fakat film ülkemizde yasaklandı, vizyona giremedi.

S.M: Nasıl izlendi peki?

G.H: Yasak olunca ister istemez filme olan ilgi de arttı. İnsanlar filmi internetten izledi. İnsanlar er geç filmi izledi çünkü sansürün bu şekilde işlemediğini hepimiz biliyoruz. İnsanlar filmleri seyretmek, merakla bekledikleri filmlere ulaşmak istiyorlar. 

S.M: Evet, tabii ki insanlar filmi izlemek istiyorlar ve filmlere ulaşmalılar. 

G.H: Çok gençsin, Nymphomaniac çekildiğinde 22 yaşındaydın. Kariyerinin başlangıcı için çok büyük ve önemli bir rolde izledik seni. Tartışmalı bir filmdi ve Lars von Trier’le birlikte çalıştın. Henüz ilk filminde böylesine büyük bir yönetmenle, büyük bir filmde çalışmak senin için nasıl bir tecrübe oldu?

Trier’le çalışmak inanılmazdı.

S.M: İlk tecrübemin Nymphomaniac olması benim için bir ayrıcalık. Trier’in filmlerine fazlasıyla aşinayım ve onun büyük bir hayranıyım fakat filminin bir parçası olmak benim için o kadar inanılmazdı ki… Fırsat önüme geldiğinde, öncelikle senaryoyu okudum ve o kadar sevdim ki, bu filmde gerçekten rol almak istiyorum dedim!

G.H: Trier hazırlık sürecinde sana yardım etti mi?

SM: Trier’la birçok kez film hakkında konuştuk fakat fazla prova yaptığımızı söyleyemem.  Birlikte çok zaman geçirdik ve bazı okumalar yaptık. Trier, çalıştığı oyuncusuna özgürlük veren bir yönetmen.

G.H: Nymphomaniac’tan sonra birçok bağımsız yönetmen ile çalıştın ve birçok bağımsız filmde rol aldın. Festival kapsamında High Rise yapımında da küçük bir rolde de olsa seni izledik. Ancak, Childhood of a Leader’da canlandırdığın karakter son derece önemli bir karakterdi. Bu filmden bahsedecek olursak, Childhood of a Leader’ın yönetmeni Brady Corbet, aynı zamanda bir oyuncuydu ve o da Melancholia’da Trier ile çalışmıştı. Bu rol için seni tercih etmesinde Trier ile çalışmış olman etkilemiş olabilir mi, Childhood of a Leader’ın rol dağıtımı süreci nasıldı?

SM: Açıkçası filmin senaryosunu okudum ve aşık oldum diyebilirim. Corbet’in oyuncu olduğunu biliyordum fakat yönetmenlik yapmak istediği konusunda en ufak bir fikrim yoktu. Senaryo çok güzel ve şiirsel bir şekilde yoğun bilgiler içeriyordu. Onunla Skype yapmaya karar verdim ve neredeyse 1 saat boyunca durmaksızın film ve filmin nasıl olmasını istediği hakkında konuştu. Bu kadar genç bir insanın filmi hakkında böylesine etkileyici bir konuşma yapması beni oldukça heveslendirdi. Bu kadar tutkulu olan birinin gerçekten etkilendiğim bir iş yapması beni heyecanlandırdı. 

G.H: Genç bir yönetmen için büyük bir film.

SM: Evet, o çok hırslı biri. Bu filmde çok büyük yönetmenlerin izlerini görebilirsiniz. 

G.H: Film hem tarihi gerçekliklere dayanıyor hem de son bölümde gördüğümüz karakter hayal ürünü, bir nevi alegori gibi. Bu konuda ne düşünüyorsun?

SM: Filmdeki karakterlerin ve yaşananlar için hayal ürünü diyemem. Filmin kendisi kurgusal, tarihin bazı zamanlarındaki gerçek olaylara dayanıyor ama film aslında küçük bir çocuğun yaşadıkları hakkında. Hikayenin tek bir liderden değil birçok farklı liderden ve olaydan esinlenerek oluşturulduğunu düşünüyorum. Aslında hemen hemen yarı kurgusal diyebiliriz. 

stacy-martin-roportaj-filmloverss

Çocukken dünyaya içgüdüsel olarak  daha tepkisel yaklaşırsın.

G.H: Çocukluğumuzda yaşadığımız olaylar, çevremiz, ailemiz bizim nasıl bir insan olduğumuzu belirler mi sence? Filmde gördüğümüz çocuğun diktatöre dönüşmesinde tüm bunların etkileri hakkında neler düşünüyorsun?

S.M:  Bilemiyorum. Aslında bu insanın doğasıyla ilgili bir durum. Demek istediğim insanın çocukluğunda onun karakterini belirleyecek birtakım ahlaki eğilimler ve farklı dinamikler vardır ve bu dinamikler farklı sebeplerle harekete geçiyor. Bu hikayede ise ailesi, Mona, Ada ve çevresindeki herkes onun kendini bulmasında hayatının son derece erken bir döneminde devreye giriyorlar. Sonuçta o  daha bir çocuk ve hayatına giren insanların onun üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu, onu neye dönüştüreceklerini bilemiyor. 

G.H: Filmin izlerken şunu düşündüm; çocuk farklı bir şekilde yetiştirilmiş olsaydı örneğin acaba ailesinden sevgi görseydi yine bir diktatöre dönüşür müydü, yoksa bu doğuştan gelen bir durum mu? Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

S.M: Çocukken dünyaya içgüdüsel olarak  daha tepkisel yaklaşırsın.  Biri seni üzerse sen de onu üzmek istersin, biri sana sevgi gösterirse sen de karşılık verirsin. Ama büyüyünce öyle olmaz. Birisi sana bir şey yaptığı zaman karşılık vermeden önce birçok şeyi ölçüp tartarsın.  

G.H: Senin oynadığın karakter olan Ada’nın çocuğun gelişimi ve dönüşümünde etkisi nedir? Sonuçta karakterin çocuk üzerindeki etkisi çok büyük. İlk aşkı aynı zamanda ilk hayal kırıklığı…

S.M: Aslında bu enteresan… Sonuçta çocuk Ada’yı kendi kararıyla kovdurtuyor. Ada’nın, onun hayatındaki anne figürü olmasına izin vermiyor. Bunu aslında istediğiniz gibi okuyabilirsiniz. Ama benim fikrim Ada onun için aşkın ve ilginin varlığının somut bir kanıtı oluyor. Ada, çocuğun hayatında bir otorite olarak bunları ona öğretiyor.

G.H: Bu zamana kadar seni hep bağımsız sinemanın başarılı yönetmenlerinin, başarılı filmlerinde gördük. Kariyerinin bundan sonrasında Hollywood’a yönelmeyi düşünüyor musun?

S.M: Açıkçası yaptığım işten memnunum. Aslına bakarsanız oyuncu olarak bunun kontrolü tamamen sizin elinizde olmuyor. Size sunulan projeler arasından, size uygun olanı seçebiliyorsunuz. Bu şekilde başladığım için bütün kariyerimi bunun üzerine kurmak zorunda değilim, yeniliklere de her zaman açığım. Neler olacağını şimdiden kestirmek zor, ama neden olmasın.

G.H: Ufukta yeni projeler var mı?

S.M: Evet, kısa bir süre sonra çekimler için Güney Afrika’ya gidiyorum. Tom Sturridge ile birlikte rol alacağımız bir filmin çekimlerine başlayacağız.

G.H: Çok keyifli bir röportaj oldu, teşekkürler.

S.M: Ben teşekkür ederim.

tchol-filmoverss

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi