Spider-Man: Homecoming, bir sürü soru işaretini bünyesinde barındırdığı için merak uyandıran bir filmdi. Tom Holland hiç de fena bir Spider-Man olmayacağını ilk karşılaşmamızda zaten çaktırmıştı. Spider-Man: Homecoming itibariyle çok net söyleyebiliriz ki beyazperdenin en iyi Spider-Man’i açık ara Holland olacak. Spider-Man Homecoming ise, pek çok insanın en favori Marvel filmi olmayı şimdiden garantilemiş durumda. Çok riskli seçimler, çok doğru sonuçlar vermiş. Spider-Man’in yıllardır telif haklarını alma savaşını veren Marvel, senaryo üzerine çok fazla kafa patlatmış gibi duruyor. Spider-Man’in ve akabinde May Hala’nın genç oluşu gibi detaylar Spider-Man’e yeni bir soluk katmak için kullanılmış ve aslında alıştığımız, bildiğimiz klişeler yeniden anlatılsa da ortada hiç kimsenin bilmediği yeni bir hikaye var. Fakat, çok tanıdık bir Spider-Man izleyeceksiniz. Yakın geçmişteki film uyarlamalarındakinden epeyce farklı bir Peter Parker Spider-Man: Homecoming'de karşımıza çıkıyor fakat çocukluğunda Animated Series’i izlemiş olanlar, hatta benim gibi çizgiromanların dünyasına bu sayede gönül verenler, küçüklüklerinin Spidey’sini nihayet beyazperdede görecekler. Bu “hiç kimsenin bilmediği hikaye” meselesi Fantastic Four’daki gibi orijinalinden farklılaştığı için rahatsız edici, esas hikayeden çok bağımsız türden değil, çok da farklı olmayan ama küçük dokunuşlarla restore edilmiş bir Spider-Man söz konusu. Sony’nin dayatmalarına rağmen, evrene çok iyi oturtulmuş bir karakter. Avengers’la Spider-Man’in bağı çok iyi işlenmiş ve bir taraftan da yeni Spider-Man’in kendi hikayesi anlatılmış. Bu iki mesele, birbirinden ayrılamayacak bir birliktelik içerisinde seyirciye sunulmuş. Tam da bu sebepten filmde bolca Tony Stark sahnesi var. Evren için kritik durumda olan meselelerden biri olan Peter Parker’ın Tony Stark hayranlığı, ilmek ilmek işleniyor. Mutlaka üstüne konuşulması gereken karakter ise Michael Keaton’ın hayat verdiği Vulture. Karaktere hayat verecek olanın Keaton olduğunu duyduğumda, Birdman’e yönelik çok espritüel bir tonu da barındıran bu tercihin çok akıllıca olduğunu düşünmüştüm. Çünkü Birdman’deki kurgusal kuş adam fevkalade Spider-Man’in önemli kötülerinden Vulture’u anımsatır vaziyetteydi ve böylesi bir tercih seyirciye fevkalade bir saygı duruşu niteliğindeydi. Filmi izleyince fark edeceksiniz ki, Vulture-Birdman-Keaton arasındaki ilişki, oyuncu seçiminden çok daha evvel kurulmuş. Senaryo kesinlikle Keaton’ın kişisel kabiliyetleri göz önünde bulundurularak onun için yazılmış. Bu nedenle Marvel’ın hiçbir uyarlamasında olmayan bir kötü kahramanla karşı karşıyayız, hatta nihayet elimizde gerçek anlamda Heath Ledger’ın Joker performansıyla mukayese edilmesi mümkün bir çizgi-roman kötüsü var. Elbette ki popüler kültürde Joker’in edinmiş olduğu yer böyle bir mukayeseyi zorlaştırıyor fakat Vulture motivasyonları çok net ortaya konulmuş, pekala kompleks bir karakter olarak yazılmış bu yüzden Keaton’ın Vulture performansıyla mest olacaksınız. Spider-Man: Homecoming: Türün Hakkını Veren Bir Uyarlama Filme dair ısrarla yapılan hatırlatmalardan biri bunun mesaj kaygısı olmayan, eğlencelik bir film olduğu ve bu şekilde izlenmesi gerektiği. Çok doğru bir anımsatma olsa da lafın sonu arka planda pek de okumaya tabii tutulacak bir şeyler olmadığına geliyor, işte buna kesinlikle katılmıyorum. Spider-Man: Homecoming, son dönemde vizyona giren pek çok film gibi etnik bakımdan zengin ve toplumsal cinsiyet hususunda çok dikkatli davranıyor. Çok uzun zamandır izlediğimiz kurban kadın-kahraman erkek klişesine düşmemek için ciddi çaba sarfedilmiş. Nihayet tek yaptığı Mary Jane Watson’ı tehlikeden kurtarmak olan bir Spider-Man izlemiyoruz. Bunun dışında etnik çeşitliliği yalnızca arttırmıyor film, kafamızda yaşayan önyargılı insanı, çok klişe bir hareketi yapacağı sırada bizi kandırmak için de kullanıyor. Hikayenin bizzat içerisine muhteşem derin mesajlar…

Yazar Puanı

Puan - 92%

92%

Yakın geçmişteki film uyarlamalarındakinden epeyce farklı bir Peter Parker Spider-Man: Homecoming'de karşımıza çıkıyor fakat çocukluğunda Animated Series’i izlemiş olanlar, hatta benim gibi çizgiromanların dünyasına bu sayede gönül verenler, küçüklüklerinin Spidey’sini nihayet beyazperdede görecekler.

Kullanıcı Puanları: 4.64 ( 4 votes)
92

Spider-Man: Homecoming, bir sürü soru işaretini bünyesinde barındırdığı için merak uyandıran bir filmdi. Tom Holland hiç de fena bir Spider-Man olmayacağını ilk karşılaşmamızda zaten çaktırmıştı. Spider-Man: Homecoming itibariyle çok net söyleyebiliriz ki beyazperdenin en iyi Spider-Man’i açık ara Holland olacak. Spider-Man Homecoming ise, pek çok insanın en favori Marvel filmi olmayı şimdiden garantilemiş durumda.

Çok riskli seçimler, çok doğru sonuçlar vermiş. Spider-Man’in yıllardır telif haklarını alma savaşını veren Marvel, senaryo üzerine çok fazla kafa patlatmış gibi duruyor. Spider-Man’in ve akabinde May Hala’nın genç oluşu gibi detaylar Spider-Man’e yeni bir soluk katmak için kullanılmış ve aslında alıştığımız, bildiğimiz klişeler yeniden anlatılsa da ortada hiç kimsenin bilmediği yeni bir hikaye var. Fakat, çok tanıdık bir Spider-Man izleyeceksiniz. Yakın geçmişteki film uyarlamalarındakinden epeyce farklı bir Peter Parker Spider-Man: Homecoming’de karşımıza çıkıyor fakat çocukluğunda Animated Series’i izlemiş olanlar, hatta benim gibi çizgiromanların dünyasına bu sayede gönül verenler, küçüklüklerinin Spidey’sini nihayet beyazperdede görecekler. Bu “hiç kimsenin bilmediği hikaye” meselesi Fantastic Four’daki gibi orijinalinden farklılaştığı için rahatsız edici, esas hikayeden çok bağımsız türden değil, çok da farklı olmayan ama küçük dokunuşlarla restore edilmiş bir Spider-Man söz konusu. Sony’nin dayatmalarına rağmen, evrene çok iyi oturtulmuş bir karakter. Avengers’la Spider-Man’in bağı çok iyi işlenmiş ve bir taraftan da yeni Spider-Man’in kendi hikayesi anlatılmış. Bu iki mesele, birbirinden ayrılamayacak bir birliktelik içerisinde seyirciye sunulmuş. Tam da bu sebepten filmde bolca Tony Stark sahnesi var. Evren için kritik durumda olan meselelerden biri olan Peter Parker’ın Tony Stark hayranlığı, ilmek ilmek işleniyor.

Mutlaka üstüne konuşulması gereken karakter ise Michael Keaton’ın hayat verdiği Vulture. Karaktere hayat verecek olanın Keaton olduğunu duyduğumda, Birdman’e yönelik çok espritüel bir tonu da barındıran bu tercihin çok akıllıca olduğunu düşünmüştüm. Çünkü Birdman’deki kurgusal kuş adam fevkalade Spider-Man’in önemli kötülerinden Vulture’u anımsatır vaziyetteydi ve böylesi bir tercih seyirciye fevkalade bir saygı duruşu niteliğindeydi. Filmi izleyince fark edeceksiniz ki, Vulture-Birdman-Keaton arasındaki ilişki, oyuncu seçiminden çok daha evvel kurulmuş. Senaryo kesinlikle Keaton’ın kişisel kabiliyetleri göz önünde bulundurularak onun için yazılmış. Bu nedenle Marvel’ın hiçbir uyarlamasında olmayan bir kötü kahramanla karşı karşıyayız, hatta nihayet elimizde gerçek anlamda Heath Ledger’ın Joker performansıyla mukayese edilmesi mümkün bir çizgi-roman kötüsü var. Elbette ki popüler kültürde Joker’in edinmiş olduğu yer böyle bir mukayeseyi zorlaştırıyor fakat Vulture motivasyonları çok net ortaya konulmuş, pekala kompleks bir karakter olarak yazılmış bu yüzden Keaton’ın Vulture performansıyla mest olacaksınız.

Spider-Man: Homecoming: Türün Hakkını Veren Bir Uyarlama

Filme dair ısrarla yapılan hatırlatmalardan biri bunun mesaj kaygısı olmayan, eğlencelik bir film olduğu ve bu şekilde izlenmesi gerektiği. Çok doğru bir anımsatma olsa da lafın sonu arka planda pek de okumaya tabii tutulacak bir şeyler olmadığına geliyor, işte buna kesinlikle katılmıyorum. Spider-Man: Homecoming, son dönemde vizyona giren pek çok film gibi etnik bakımdan zengin ve toplumsal cinsiyet hususunda çok dikkatli davranıyor. Çok uzun zamandır izlediğimiz kurban kadın-kahraman erkek klişesine düşmemek için ciddi çaba sarfedilmiş. Nihayet tek yaptığı Mary Jane Watson’ı tehlikeden kurtarmak olan bir Spider-Man izlemiyoruz. Bunun dışında etnik çeşitliliği yalnızca arttırmıyor film, kafamızda yaşayan önyargılı insanı, çok klişe bir hareketi yapacağı sırada bizi kandırmak için de kullanıyor. Hikayenin bizzat içerisine muhteşem derin mesajlar eklenmese de, filmin kendi dünyasını yaratış biçimi pekala üzerine düşünülmeye açık meseleleri gündeme getiriyor.

Kısacası en iyi Spider-Man’i, en iyi Marvel filmini ve en iyi Marvel kötüsünü izlediğimizi düşünüyorum. Bu konuda fikir ayrılıkları yaşanacak, hatta pozisyonlar çok radikalleşecek çünkü yurtdışındaki yorumlar itibariyle de beğenenlerin bu kadar filmi övüyor olma hali, filmden nefret eden bir kesimin de kaçınılmaz olarak ortaya çıkacağına işaret ediyor. Bu eleştiriyi de kapsayan bir durumu belirtme ihtiyacı duyuyorum yüzden: çok fazla olumlu şey söylemenin neticesinde beklentiyi yükseltmek kaçınılmaz olacak. Filmi herkesten önce izleyen bizler, yıllardır Spider-man filmlerinin vaziyetini göz önünde bulundurduğumuzdan ve Marvel projeyi devralsa da Sony’nin yaratıcı sürecin işleyişine dair restlerinden ötürü beklentisizdik, bu da eleştirmen yorumlarında gözle görülür bir olumluluk yaratıyor oldu. Filmden gelen görsel ve fragmanlar neticesinde  de öyle ahım şahım bir şey ortaya çıkarmayacakmış gibi duruyordu. Şu an bunun kasıtlı yapıldığı, özellikle bu beklentinin düşürülüp de sonunda filme aşık edildiğimiz o yolun açıldığı şahane bir taktik olduğunu düşünüyorum. Daha iyi olabilecek şeyler elbette var, filmin ortalarına doğru çok kısa bir süre akıcılığın yavaşlıyor olması gibi (ama kesinlikle tempo tümüyle düşmüyor). Fakat bu ve bunun gibi düzeltilmeye yatkın detaylar, türün ayırt edici özellikleri bakımından çok önemsizler. Bir çizgi-roman uyarlamasının öncelikleri olan her ne varsa, eldeki malzemeler çerçevesinde şahane bir biçimde ele alınmış. Yalnızca seyircinin ön planda gördükleri değil, sahnenin en uzak planındaki detaylar dahi büyük bir özenle seçilmiş. Filmi tam puan almaktan alıkoyan şey, yapılmış hatalar değil yalnızca daha da mükemmel olma ihtimalini kafamızda canlandırabiliyor olmamız.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi