2009 yılında Cemal Şan’ın yönettiği Sonsuz filminin devamı niteliğinde olan Sonsuz Bir Aşk, Ozan Uzunoğlu imzasıyla vizyona giriyor. Oldukça acı hayatları anlatmasına karşın komedi türünü tercih eden yapım, bu yönüyle son dönem komedi yapımları arasından sıyrılmaya çabalıyor.

Biri genç, diğeri orta yaşlı iki kişinin ortak tek bir özelliği vardır: Kanser hastası olmak. Sonsuz filmiyle tanıştığımız Volkan ve Serhan karakterleri, başlangıçta aralarında var olduğunu düşündükleri zıtlıklara rağmen, tedavi “görmeleri gereken” odada tanışıp, sonsuz bir dostluğa doğru yola çıkarlar. İkili, her ne kadar kanser tedavisi görmek zorunda olsa da, yaşamlarının son damlalarını çıktıkları maceralar ve bu maceralar boyunca başına açtıkları belalarla geçirirler. Komedi unsurlarının doğmasını sağlayan bu belalar arasında, ilk filmde filizlenen ve devam filmine de konusunu veren bir başka bela daha vardır: Aşk. Böylece filme dahil olan romantizm ile, romantik komedi ögeleri tamamlanmış olur.

Serhan, 13 yaşındayken töre cinayeti sebebiyle hapse girmiş ve cezaevinde geçirdiği 20 yılın ardından hastaneye sevk edilmiştir. Hayatını büyük bir pişmanlık yaşayarak geçiren ve hafızada hoş yer edebilecek duygusal anılardan yoksun olan Serhan, Volkan’ın zoru ile güneye doğru çıktıkları macerada Aylin ile tanışır. Ancak bir şekilde Volkan’ın başlarına açtığı belalarla her şey tersine döner. Bu nedenledir ki Volkan, yaptığı bu hatayı telafi etmek için Serhan’a, onu aşkına kavuşturacağına dair söz verir. Üstelik, yeniden çıkılacak olan bu maceraya bu kez bir isim daha dahil olur: Özlem Tekin. Yola çıkmak için gerekli olan aracı bulamayınca hastanenin bir ambulansını kaçıran Volkan, içinde yer alan hastanın Özlem Tekin olduğunu fark etmesiyle rüyalarını daha da süsleyecektir.

Başarısını, oldukça dramatik olan bir konuyu komedi olarak ele almasına borçlu olan yapımın, kimi noktalarda gerçekten de tüm bu dramatik ögeleri bir komedi unsuruna çevirebildiğini söyleyebiliriz. Örneğin, “Herkese benden kemoterapi” gibi ifadeler, normal hayatta duyduğumuz takdirde anlam veremeyeceğimiz bir espri olabilecekken, filmin olay örgüsüyle birleşince, içinde farkındalık barındıran bir mizah halini alabiliyor. Ancak bu komedi ögelerinin güldürücü etkisinin çoğunlukta olduğu da söylenemez. Zira, filmin başkarakteri Volkan tarafından anlatılan film, her ne kadar onun sahip olduğu “sokak dili” ve mizah anlayışı üzerinden şekilleniyor olsa da, bunlar çoğu noktada yavan espriler olmaktan ileri gidemiyor. Kelime oyunları üzerinden oluşturulmaya çalışılan espriler genellikle cinsellikle ilgili olmasına karşın, eşcinsellik üzerine çizilen tabloda ise, edilen hakaretler sonrası “Sizi yalnız mı bıraksam ya” gibi ifadeler, komedi sınırlarını zorlayıcı bir hal alabiliyor. Volkan’ın filmin anlatıcısı konumunda olması, bu ve benzeri birçok durumda esprilerin yavanlığı için yeterli bir sebebiyet olamıyor.

Filmin oyunculukları için, her ismin karakterine fazlasıyla oturduğunu söyleyebiliriz. İsmail Hacıoğlu’nun hovarda tavırları, Ferhat Gündoğdu’nun acıların çocuğu halleri hiç sırıtmıyor. Oturmayan tek bir nokta var ki, o da Özlem Tekin’in kendisini oynuyor olmasına karşın doğallığa bir türlü geçiş yapamıyor oluşu. Daha önce de birçok yapımda yer alan ve başarılı performansları bulunan sanatçının, yine de müzikal kariyerindeki başarısını oyunculukta da yakaladığını söylemek oldukça zor. Komedi unsurlarını sağlamaya çalışırken yapay bir hal alan oyunculuk, filmin başkarakterlerinden biri olunca dezavantaj yaratan unsurlardan biri oluyor.

Filmin geneline dönecek olursak, Sonsuz Bir Aşk bir komedi filmi olarak içinde öylesine didaktik ögeler barındırıyor ve öylesine direkt çıkarımlar yapıyor ki, çoğu zaman izleyicinin bir değerlendirme yapma şansını elinden alarak düşünsel bağımsızlığını yok etme noktasına geliyor. Konusu itibariyle seyirciyi derin düşüncülere sevk edebilecek bir yapım olabilecekken, filmin sonunda edinilen izlenim yalnızca filmin doğrudan verdiği hayat derslerinin bir bütünü oluyor.

Sonuç olarak; Sonsuz Bir Aşk, 2009 yılında vizyona giren Sonsuz filmini beğenenler için tavsiye edilebilir. Filmin; dramayı ele alış şekliyle güzel bir noktadan yola çıkarken, güldürü ögelerini sağlama ve hayat dersi verme çabasında ise biraz zorlayıcı davrandığı söylenebilir.

2009 yılında Cemal Şan'ın yönettiği Sonsuz filminin devamı niteliğinde olan Sonsuz Bir Aşk, Ozan Uzunoğlu imzasıyla vizyona giriyor. Oldukça acı hayatları anlatmasına karşın komedi türünü tercih eden yapım, bu yönüyle son dönem komedi yapımları arasından sıyrılmaya çabalıyor. Biri genç, diğeri orta yaşlı iki kişinin ortak tek bir özelliği vardır: Kanser hastası olmak. Sonsuz filmiyle tanıştığımız Volkan ve Serhan karakterleri, başlangıçta aralarında var olduğunu düşündükleri zıtlıklara rağmen, tedavi “görmeleri gereken” odada tanışıp, sonsuz bir dostluğa doğru yola çıkarlar. İkili, her ne kadar kanser tedavisi görmek zorunda olsa da, yaşamlarının son damlalarını çıktıkları maceralar ve bu maceralar boyunca başına açtıkları belalarla geçirirler. Komedi unsurlarının doğmasını sağlayan bu belalar arasında, ilk filmde filizlenen ve devam filmine de konusunu veren bir başka bela daha vardır: Aşk. Böylece filme dahil olan romantizm ile, romantik komedi ögeleri tamamlanmış olur. Serhan, 13 yaşındayken töre cinayeti sebebiyle hapse girmiş ve cezaevinde geçirdiği 20 yılın ardından hastaneye sevk edilmiştir. Hayatını büyük bir pişmanlık yaşayarak geçiren ve hafızada hoş yer edebilecek duygusal anılardan yoksun olan Serhan, Volkan’ın zoru ile güneye doğru çıktıkları macerada Aylin ile tanışır. Ancak bir şekilde Volkan’ın başlarına açtığı belalarla her şey tersine döner. Bu nedenledir ki Volkan, yaptığı bu hatayı telafi etmek için Serhan’a, onu aşkına kavuşturacağına dair söz verir. Üstelik, yeniden çıkılacak olan bu maceraya bu kez bir isim daha dahil olur: Özlem Tekin. Yola çıkmak için gerekli olan aracı bulamayınca hastanenin bir ambulansını kaçıran Volkan, içinde yer alan hastanın Özlem Tekin olduğunu fark etmesiyle rüyalarını daha da süsleyecektir. Başarısını, oldukça dramatik olan bir konuyu komedi olarak ele almasına borçlu olan yapımın, kimi noktalarda gerçekten de tüm bu dramatik ögeleri bir komedi unsuruna çevirebildiğini söyleyebiliriz. Örneğin, “Herkese benden kemoterapi” gibi ifadeler, normal hayatta duyduğumuz takdirde anlam veremeyeceğimiz bir espri olabilecekken, filmin olay örgüsüyle birleşince, içinde farkındalık barındıran bir mizah halini alabiliyor. Ancak bu komedi ögelerinin güldürücü etkisinin çoğunlukta olduğu da söylenemez. Zira, filmin başkarakteri Volkan tarafından anlatılan film, her ne kadar onun sahip olduğu “sokak dili” ve mizah anlayışı üzerinden şekilleniyor olsa da, bunlar çoğu noktada yavan espriler olmaktan ileri gidemiyor. Kelime oyunları üzerinden oluşturulmaya çalışılan espriler genellikle cinsellikle ilgili olmasına karşın, eşcinsellik üzerine çizilen tabloda ise, edilen hakaretler sonrası “Sizi yalnız mı bıraksam ya” gibi ifadeler, komedi sınırlarını zorlayıcı bir hal alabiliyor. Volkan’ın filmin anlatıcısı konumunda olması, bu ve benzeri birçok durumda esprilerin yavanlığı için yeterli bir sebebiyet olamıyor. Filmin oyunculukları için, her ismin karakterine fazlasıyla oturduğunu söyleyebiliriz. İsmail Hacıoğlu’nun hovarda tavırları, Ferhat Gündoğdu’nun acıların çocuğu halleri hiç sırıtmıyor. Oturmayan tek bir nokta var ki, o da Özlem Tekin’in kendisini oynuyor olmasına karşın doğallığa bir türlü geçiş yapamıyor oluşu. Daha önce de birçok yapımda yer alan ve başarılı performansları bulunan sanatçının, yine de müzikal kariyerindeki başarısını oyunculukta da yakaladığını söylemek oldukça zor. Komedi unsurlarını sağlamaya çalışırken yapay bir hal alan oyunculuk, filmin başkarakterlerinden biri olunca dezavantaj yaratan unsurlardan biri oluyor. Filmin geneline dönecek olursak, Sonsuz Bir Aşk bir komedi filmi olarak içinde öylesine didaktik ögeler barındırıyor ve öylesine direkt çıkarımlar yapıyor ki, çoğu zaman izleyicinin bir değerlendirme yapma şansını elinden alarak düşünsel bağımsızlığını yok etme…

Yazar Puanı

Puan - 41%

41%

Sonsuz Bir Aşk bir komedi filmi olarak içinde öylesine didaktik öğeler barındırıyor ve öylesine direkt çıkarımlar yapıyor ki, çoğu zaman izleyicinin bir değerlendirme yapma şansını elinden alarak düşünsel bağımsızlığını yok etme noktasına geliyor.

Kullanıcı Puanları: 3.63 ( 3 votes)
41
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi