1981 yılında Kudüs’te doğan Natalie Portman aktrist bir anne ve doktor bir babanın tek çocuğudur.  3 yaşında ailesiyle birlikte Newyork’a taşınan Portman, 11 yaşında bir pizzacıda çalışırken keşfedildi. 3 yıl modellik yaptıktan sonra ilk defa kariyerinin en önemli filmi olan Luc Besson filmi Leon’da başrol oynadı. Bu rol Portman için şöhret basamaklarının ilk ve dev adımı oldu diyebiliriz.

Kariyer planlamalarını kendi yapan oyuncu, henüz yolun başındayken bir takım kurallarından dolayı birçok projeyi reddetti. Jennifer Love-Hewitt’in rol aldığı “I know  what you did Last Summer” gibi korku filmleri veya çıplaklık içeren yapımları asla kabul etmeyeceğini en başında belirtmişti. David Letterman ve Harpers dergileri onu yeni yüzyılın Audrey Hepburn’u olarak nitelendirirken o henüz kısa sayılacak kariyerine çok konuşulan ve gişe başarısı yüksek filmlerle ödülleri çoktan sığdırdı bile.
1994- Leon: Efsanevi yönetmen Luc Besson ve usta oyuncu Jean Reno’yla başrolü paylaştığında henüz 13 yaşındaydı. Acımasız bir tetikçiye duyduğu platonik aşkıyla, pervasız karakter Mathilda ona dünya çapında bir şöhret getirdi. Henüz çocuk yaşta sayılan Portman’ın filmde yer alması için ailesinden özel izinler alındı. Bu izinlerden biri de sigara sahneleriydi. Ailesinin sözleşmeye eklettiği maddelerden biri, film boyunca sadece 5 kez sigara içtiği sahne olması ve bunların hiçbirinde Mathilda’nın sigara dumanını içine çekerken ya da üflerken görüntülendiği sahneler olmamasıydı. Gerçekten de filmde 5 tane sahne oldu ve Mathilda sigarayı içerken hiç görüntülenmedi. Filmin ön elemelerinde reddedilmesine rağmen oyuncu vazgeçmedi ve Besson’ın yer aldığı 2. elemelere yeniden katıldı. Mathilda’nın kaybettiği kardeşi için duyduğu acıyı anlatan sahneyi canlandırdı. Yönetmen Luc Besson ondan öylesine etkilendi ki daha fazla oyuncu aramadan Portman’ı kabul etti.

1995-Heat: Al Pacino, Robert De Niro ve Val Kilmer’ın başrollerini paylaştığı filmde Natalie, Al Pacino’nun küçük kızını canlandırdı. Kısa bir rolü olmasına rağmen eleştirmenlerin ve yapımcıların dikkatini çekmeyi bir kez daha başarmıştı.
1999- Star Wars: Episode I-The Phantom Menace: George Lucas’ın efsanevi serisi Star Wars’ın 20 yıl sonra yeniden çekileceğini duymak hayranlarını oldukça heyecanlandırdı. Filmde Queen Amidala’yı canlandıran oyuncu seçmelere katılmadan önce Star Trek ve Star Wars arasındaki farkı bilmediğini ve hala serinin ilk üçlemesini izlemediğini de itiraf ediyor. Film tüm dünyada Star Wars hayranları arasında bekleneni veremedi ve Portman’ın oyunculuğu eleştirmenlerin odak noktasına oturdu. Ama Portman her şeye rağmen vazgeçmedi ve devam filmlerinde de yer almayı başardı. Keira Knightley ile rol aldığı filmde bazı sahnelerdeki benzerlikten dolayı oyuncuların anneleri bile ikiliyi birbirinden ayıramadıklarını itiraf etmiş. O dönemde liseye devam eden oyuncunun filmin galasını sınavlardan dolayı kaçırması ise ilginç anekdotlardan biri olarak yer etmiştir.
1999-Anywhere But Here: Başrollerini Susan Sarandon’la paylaştığı filmde annesiyle beraber Beverly Hills’te başarının peşinden koşan genç bir kızın hikayesini anlattı. Filmde canlandıracağı karakterin erkek arkadaşıyla sevişme sahnelerinden dolayı rolü reddetti fakat Sarandon o olmadan oynamayacağını belirtince senaryonun o kısmı yeniden yazıldı ve sevişme sahneleri çıkarıldı.
2004-Closer: İki farklı çiftin hayatı bir diğer çiftin partneriyle tanıştıklarında artık asla eskisi gibi olmayacaktır. Filmde bir garsonu canlandıran oyuncunun performansı Jude Law, Clive Owen ve Julia Roberts gibi oyuncuların yanında övgüye değer olarak değerlendirildi ve geçmişindeki liseli kız rollerinden çıkarak artık daha kadınsı rollerde olabileceğini kanıtlamış oldu.
2005-Free Zone: Portman’ın doğduğu topraklara borcunu ödediği İsrail yapımı yol filmidir. Kocasının annesiyle kavga edip evi terk eden Rebecca’nın yolları Hana ile kesişir ve yol hikayeleri başlar. Aynı zamanda Ürdün’de çekilen ilk İsrail filmi olan Free Zone ne yazık ki Portman’a rağmen adını duyuramamış ve gişe başarısı elde edememiştir.
2005-V for Vendetta: Anarşizmin yeniden alevlenmesine neden olan film desek herhalde abartmış olmayız. Portman’ın rolü için saçlarını kazıttığı film ona dünya çapında bir başarı getirmiştir. Star Wars’lardan bile daha fazla tanınmasını sağlayan filmde sergilediği oyunculuk önceki kötü deneyimleri herkese unutturdu, onu zirveye taşıdı. Seçmelerde Scarlett Johansson’ı geride bırakarak rolün sahibi oldu. . Portman artık kazıttığı saçlarıyla seksi bir direnişçidir ve öncesi geçmişte kalmıştır. Film dünya çapında büyük ses getirdi. 131 milyon dolar gişe başarısı sağlayan film modern sinemada anarşizm temasını en sert anlatan, en geniş erişimi sağlamış filmlerden biri olarak kabul edilir. Natalie bu rol için gerçekten çok çalıştı. Aylarca mükemmel ingiliz aksanına ulaşmak için Barbara Berkerey’den dersler aldı.
2008- The Other Boleyn Girl: V for Vendetta’dan sonra My Bluberry Nights ve Darjeeling Limited filmlerinde rol alsa da bunlar The Other Boleyn Girl kadar dikkat çekmedi. Phillippa Gregory’nin tüm dünyada çok satanlar listesinde yer alan Boleyn Kızı adlı romanından uyarlanan filmde Tudors hanedanından VIII. Henry’nin uğruna dininden vazgeçtiği güzel Boleyn Kızı Anne Boleyn’i canlandırdı. Daha önceki filmlerde seçmelerde rakibi olan Scarlett Johansson’la birlikte kamera karşısına geçen ikiliye Eric Bana eşlik etti.
2009-Brothers: Jake Gyllenhaal ve Tobey Maguire ile başrollerini paylaştığı filmde iki kardeş arasında kalan bir kadını canladırdı. Sam’le evli olan Grace onun yokluğunda Sam’in kardeşi Tommy’le olan ilişkisine nasıl yön verecek? Afganistan savaşı ve yıkılan ailelerin onarım çabalarını konu alan filmde yalnız ama umutsuz olmayan bir anneyi canlandırdı.
2010-Black Swan: Bir balerini canlandıracağı başrol için kendi içinde iyiyle kötünün savaşını konu alan film oyuncuya Oscar heykelciği kazandırmıştır. Başarılı ve özverili bir oyunculuk sergileyen Portman filmin çekimleri başlamadan tam olarak 1 yıl önce bale derslerine başladı ve tüm ücreti kendi cebinden karşıladı. Birçok profesyonel sahnede bizzat kendisi yer aldı. Hayat arkadaşı Benjamin Millipied ile tanıştığı filmde Mila Kunis’le başrolleri paylaştı. Gizem gerilim türündeki filmdeki başarılı oyunculuğu bir kez daha eleştirmenlerin övgüsünü kazandı. Kısıtlı bir bütçeyle 13 milyon dolara mal olan yapım tüm dünyada 106 milyon dolar gişe başarısı yakaladı. Yönetmen koltuğunda ise Requiem for a Dream, Fountain ve The Wrestler gibi filmlerin başarılı ismi Darren Aronofsky yer alıyor.

Natalie Portman bir çok film projesini kariyer planlamaları çerçevesinde reddetmiş olsa da bazı rolleri de diğer ünlü oyunculara kaptırmaktan dolayı üzgün olduğunu itiraf ediyor. Bunların başında da güzel oyuncu Anne Hathaway yer alıyor. Becoming Jane ve son olarak the Dark Knight Rises’taki kedi kadın rollerini Anne Hathaway’e kaptırdı. Tam bir seyahat tutkunu olan oyuncu farklı ülkelere çekim için gitttiğinde set tamamlandıktan sonra mutlaka o ülkede 10 gün fazladan kalarak keşfe çıkıyor.

Burada bahsetmediğimiz Woody Allen’dan Everyone Says I Love You,  Tim Burton’dan Mars Attacks!, Cold Mountain, Garden State ve Goya’s Ghost gibi başarılı bir çok projede yer aldı.Black Swan’den sonra No Strings Attached ile Ashton Kutcher’a eşlik etti, sonrasında ise Thor’da rol aldı. Ama tüm bunlara rağmen her biri Black Swan’den sonra sönük yapımlar olarak anıldı. Sonuç olarak Natalie Portman dediğimizde akla gelen birkaç film dışında oyuncunun kariyerindeki filmler ne yazık ki pembe dizi tadında hafif filmler olmaktan öteye gidemedi. Bakalım 2013 yılında oyuncuyu hangi yapımlarda göreceğiz?

Peki ya sizin favori Natalie Portman filminiz hangisi?

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi