1963 yılında Kentuck’de doğan Johnny Depp bugün Hollywood yıldızları arasında hatırı sayılır bir üne sahiptir. Kariyerini deyim yerindeyse tırnaklarıyla kazıyarak elde etmiş olan oyuncu için özel hayatına ve oyunculuk deneyimlerine dair birçok şey yazıldı çizildi. Sonuçsa onu asla etkilemedi, ün ve şöhretin zirvesinde 92 milyon dolarlık servete sahip ve hemen hemen yer aldığı her projede takdir edilen bir isim oldu. 15 yaşında okulu bıraktığında tek amacı bir Rock yıldızı olmaktı. Bu amaçla kendi kurduğu gruplar olsun farklı farklı gençlik gruplarında çaldı ve söyledi. The Kids grubunda tanıştığı ve 20 yaşındayken ilk evliliğini yaptığı Lori Anne Allison sayesinde Nicolas Cage ile tanıştı ve asıl kariyeri bu dönüm noktasıyla başladı. Yıldız olmayı başardı ama bir film yıldızı olarak.


1984- A Nightmare on Elm Street
Efsanevi karakter Freddy Krueger’ın kurbanlarından birini canlandırdığında henüz 21 yaşında olan aktör bu filme Nicolas Cage’in menajeri sayesinde dahil olmuştur. Yönetmenliğini Wes Craven’ın yaptığı filmde Johnny’nin yer aldığı su dolu bir yatakta müzik dinlerken uyuyakalması sonucu ölüm sahnesi aynı zamanda korku filmlerindeki kült sahnelerden biri olarak yer edinmiştir.


1990-Edward Scissorhands:
Frankenstein hikayelerine bayılan Tim Burton (ki neredeyse sonraki birçok filminin hikayesini oluştururken de bu noktadan hareket etmiştir.) senaryosunu yazıp yönettiği filmde başrol için, daha önce küçük diziler ve birkaç filmde rol alan, adı çok duyulmamış Depp’e şans verdi. Jim Carrey, Robert Downey jr ve Tom Cruise düşünülen isimler olmasına rağmen Depp rolü hakkıyla elde etmiştir. Film süresince toplamda sadece 169 kelime etmesine rağmen bu filmle haklı bir üne kavuşan Johnny Depp hafızalarda yer etmeyi başardı. Hayatının aşkı olarak adlandırdığı ve koluna adını yazdırdığı Winona Ryder ile birlikte rol aldı. Ne yazık ki 4 yıl sonunda biten ilişkinin ardından geriye kalan dövme de silinmek zorundaydı. “Winona Forever” yazan dövmeyi “Sonsuza Dek Şarapçı” anlamına gelecek şekilde “Wino Forever” olarak değiştirtti.


1993-Arizona Dream
Sırp yönetmen Emir Kusturica’nın unutulmaz yapımlarından biri olan filmin başrollerinde yer alan oyuncu aynı zamanda film müziklerinin gitar sololarını da hazırlamıştır. Bu film sayesinde rock yıldızı olabilme hayallerine biraz olsun kavuşan ünlü oyuncu bundan sonra yer aldığı birçok filmin müziklerinin gitar sololarını ve soundtracklerini de hazırlamıştır. Uçuk kaçık hayaller dünyasında yaşayan Axel’in Arizona’da yaşadığı maceraları anlatan film Depp’in kariyerinde sağlam adımlarla yükselmesine önemli bir basamak olmuştur.


1994-Ed Wood
Gelmiş geçmiş en kötü yönetmen olarak adlandırılan Edward D. Wood jr.’un hikayesinden esinlenerek neredeyse tamamı gerçek hikayelere dayanan filmin yönetmeni de Tim Burton. Ed Wood karakterine hayat veren Johnny Depp tamamı siyah beyaz olan yapımla eleştirmenlerden tam not almıştır. Kariyerindeki en iyi oyunculuk olarak gösterilen film ne yazık ki hikayede anlatılan yönetmenle aynı kaderi paylaştı. Toplamda 18 milyon dolara mal olan filmin gişe başarısı 5 milyon dolarda kaldı. Gişe başarısızlığına rağmen hem yönetmen Tim Burton hem de Johnny Depp için bugün kariyerlerinde kült eserlerden biri olarak anılan filmin manevi getirisi çok daha fazla oldu. Çekimler sırasında sete gelen Edward Wood’un karısı Kathy Wood Johnny Depp’le tanışmak istemiştir. Tam o sırada Ed Wood’un karısıyla tartıştığı bir sahne çekiliyordu. Set bittikten sonra yanına gelen Johnny Depp’e  Kathy Wood’un ilk sözleri şöyle olmuştur: “İşte benim Eddie’im tam olarak buydu!”


1997-Donnie Brasco& The Brave
Efsanevi oyuncu Al Pacino ile birlikte rol aldığı gangster filminde hayatının 6 yılını bir mafya üyesi gibi geçirmek zorunda kalan FBI ajanı Joe Pistone’nin hikayesi anlatılıyor. 6 yılın sonunda kendini mafyalığa öylesine inandırmıştır ki Donnie Brasco olarak en yakın arkadaşını nasıl vuracağını düşünmeye başlar. Gerçek bir hikayeden alıntı olan film mafya içine sızan klişeleşmiş köstebek hikayelerinden olmasına karşın başarılı isimler ve oyunculukları sayesinde benzerlerinden sıyrılmıştır. Filmdeki rolü için Johnny Depp FBI’dan silah dersleri almış ve gerçek Joseph Pistone ile tanışmıştı.

Johnny Depp’in yönetmenliğini de üstlendiği ve Marlon Brando ile kamera karşısına geçtiği The Brave, ismi çok duyulmamış bir film. Kızılderili kökenlerine sahip fakir bir genç olan Raphael’e gelen ilginç teklif hayatını değiştirir. Raphael bir Snuff Film’de (hiçbir effekt kullanılmadan gerçek cinayetlerin işlendiği filmler olarak nitelendirilebilir) rol alması karşılığı yüklü bir para alacaktır ve ailesine iyi bir hayat sunma şansı kazanacaktır. Sonucu ölüm olacak film için bunu göze alabilecek mi? Film sadece Fransa’da vizyona girmiştir. Amerika’lı eleştirmenler filmi yerden yere vurdukları için Johny Depp filmi ABD’de vizyona sokmaktan vazgeçmiştir.


1999- The Ninth Gate& Sleepy Hollow 
Bir Roman Polanski filmi ve korku-gizem-gerilim türü olan The Ninth Gate’de oyuncu, nadir kitap tüccarlığı yapan bir adamı canlandırıyor. Dünya üzerinde sadece 3 kopyası bulunan bir kitabın peşine düştüğünde aslında başka bir bilinmeyenle yüzleşmek zorunda kalır.

Sleepy Hollow’da Tim Burton’la bir kez daha bir araya geldi ve Washington Irving’in aynı isimli romanından uyarlanan filmde kesik başlı atlı süvari tarafından işlendiğine inanılan cinayetleri araştıran bir dedektifi canlandırdı. Başrolleri Christina Ricci ile paylaştığı filmde dublör kullanılan birçok sahnede oyuncu bizzat kendisi rol aldı.



2001-Blow&From Hell
1970’lerdeki Amerikan kokain pazarını kuran George Jung’un suç dolu hikayesini konu alan Blow’da başrolleri Penelope Cruz’la paylaştı. Yönetmenliğini Ted Demme’in yaptığı filmde yer alan tüm kokain çekme sahnelerinde oyuncular süt tozu çekmek zorunda kaldı. Rolüne hazırlanırken gerçek George Jung ile uzun röportajlar yapmasının yanı sıra, kendi isteğiyle 2 gün hapis yatması da ilginç detaylardan biridir. Birçok sahnede doğaçlama yaparak karakteri neredeyse yeniden yorumlamıştır.

From Hell filminde Victoria İngilteresi’nde kimine göre şehir efsanesi, kimine göreyse en gerçekçi seri katillerden olan Karın Deşen Jack’i yakalamaya çalışan dedektif Frederick Abberline karakterine hayat verdi. Afyon bağımlısı, pek başarılı bir kariyeri olmayan dedektif, dönem ve karakter itibariyle Sherlock Holmes’u andırmıyor değil. Gotik ve karanlık bir Londra’da geçen film beklenmedik katil karakteriyle izleyiciyi ekrana bağlamayı başarıyor.


2003-Pirates of the Caribbean:The Curse of the Black Pearl
Johnny Depp’i Johnny Depp yapan film desek yanlış olmaz sanırım. Tüm dünyada izlenme rekorları kırarak milyonlarca hayran kitlesi edinen  Kaptan Jack Sparrow karakterine  hayat verdi. Kostüm seçimlerinde kendi tercihlerinden yararlanan Depp bu davranışından dolayı defalarca uyarılar alarak kovulmanın eşiğine geldi. Sonuç? İlk filmde çok fazla ön planda olması düşünülmeyen Jack Sparrow sonraki tüm filmlerin başrol karakteri haline dönüştü. Filmin orijinal ismi sadece Pirates of the Caribbean’dı fakat belki gişede başarı sağlarsa ikincisi de çekilebilir ihtimaline karşı “Siyah İncinin Laneti” eklendi. Jack Sparrow rolü için Robert De Niro’ya teklif götürülmüş ama o filmin başarısız olacağını düşündüğünden rolü reddetmiş. Yaklaşık 140 milyon dolara mal olan ilk film tüm dünyada toplamda 654 milyon gişe başarısı elde etti.


2004-Secret Window&Finding Neverland
Stephen King’in romanından uyarlanan Secret Window’da  sürekli halisünasyonlar gören ve yazdığı romanın daha önce amatör bir yazar tarafından yazılmış olduğuna, çalıntı olduğuna dair tehdit dolu mektuplar alan saplantılı yazar Mort Rainey’i canlandırdı. Gizem gerilim türündeki filmin yönetmenliğini David Koepp üstlendi.

Çocukluk dönemlerimizin unutulmaz eserlerinden Peter Pan’ın yazarı J.M. Barrie’nin hayatını ve Peter Pan’ı yazarken esinlendiği aileyle olan ilişkilerini anlatan Finding Neverland filminde başrolleri Kate Winslet ile paylaştı. Bu filmle Oscar adaylığı olmasına rağmen heykeli kazanamadı. Başarılı İskoç aksanı ve yazarın çocuk ruhunu güzel bir şekilde yansıtmasıyla Depp gönüllerin Oscar’ını çoktan aldı bile.


2005-Charlie and the Chocolate Factory
Ünlü çocuk kitapları yazarı Roald Dahl’ın aynı isimli romanından uyarlanan filmde çikolata fabrikasının kapılarını her yıl belirli sayıda çocuğa açan Willy Wonka’yı canlandırdı. Artık Tim Burton’la olan samimiyeti artmıştı ve yönetmenin neredeyse tüm filmlerinde rol almasına kesin gözüyle bakılıyordu. İkilinin birlikte çalıştığı 5. filmdir.


2007- Sweeney Todd: The Demon Barber of the Fleet Street
Fantastik öğelerle bezeli bu dönem filminde Tim Burton’la çalışan Depp, buradaki rolüyle Oscar’a aday gösterildi. Broadway’deki ünlü bir müzikalden uyarlanan yapımda Depp geçmişinin intikamını almak, kızını kurtarmak için ölümlüler dünyasına gelen bir hayaleti canlandırdı. Ünlü oyuncuya yönetmenin karısı Helena Bonham Carter eşlik etti. Filme hazırlanabilmek için Johnny Depp ses koçu istemeden günlerce ses kayıtları yaparak kendi sesini dinlemiş. Tüm bu kayıtları tekrar tekrar dinleyerek sesinde nelere dikkat etmesi gerektiğini bizzat kendisi saptamış. Filme dair bir diğer ilginç nokta ise Helena Bonham Carter’ın kendi filmini Mart 2010’a kadar izlememiş olmasıdır. Sebebini ise kendini ekranda görmekten hoşlanmaması olarak açıklıyor.


2009-Imaginarium of Dr. Parnassus
Heath Ledger, çekimler tamamlanmadan ansızın bir otel odasında ölü bulununca film yarım kalmıştı. Bunun üzerine eksik sahneleri tamamlamak için Jude Law ve Collin Farrel’la birlikte Johnny Depp de bu projeye katılarak destek verdi. Oyuncu diğer iki aktör gibi filmden kazandığı tüm parayı Heath Ledger’ın kızı Mathilda adına açılan bir hesaba aktardı.


2010-Alice in Wonderland
Filmin yeni versiyonunun Tim Burton tarafından çekileceği duyulduktan sonra kadroya dair herkesin emin olduğu tek bir şey vardı: Johnny… Mad Hatter rolünde izleyici karşısına çıkan oyuncu filmdeki karakteri ve tarzıyla uzun süre konuşuldu. Masal karakteri Alice’in büyüdükten sonraki hayatına yeni bir yorum getiren film 200 milyon dolara mal oldu. Tüm dünyadaki gişe başarısıysa 1 milyar dolar. Johnny Depp, rolüne hazırlanmak için günlerce İskoç komedilerini izleyerek aksan çalıştığını ifade ediyor.



2010-The Tourist
Angelina Jolie ve Johnny Depp isimleri aynı karede yer alınca insanı fazlasıyla umutlandırmasına rağmen film eleştirmenlerden ve birçok izleyiciden geçer not alamadı. 2005 yılında çekilen Anthony Zimmer isimli fransız filminin kötü bir kopyası olarak adlandırılan filme dair tek konuşulan bu ikili oldu. Kırık kalbini onarmak için İtalya’ya gelen bir adamın burada tanıştığı nefes kesen güzellikteki bir kadınla ilişkisini anlatan filmi muhteşem Venedik manzaraları bile kurtaramadı. Birçok eleştirmen filmi Johnny’nin kariyerindeki en kötü film olarak değerlendiriyor.


2012-Dark Shadows
Tim Burton’la birlikte çalıştığı en son proje olan filmde 1700’lü yıllarda yaşamış, tutsak kaldığı yerden kurtularak 1972 yılına gelen bir vampirin hikayeleri anlatılıyor.1966-71 yılları arasında popüler bir televizyon dizisi olan Dark Shadows’un beyazperde uyarlamasında yer alan kadro da dikkat çekici. Eva Green, Michelle Pfeiffer, Chloe Grace Moretz, Helena Bonham Carter listede yer alan isimler arasında. Ülkemizde 15 Haziran’da vizyona girecek olan yapım için birçok Tim Burton hayranı merakla beklemekte.

Şöhret basamaklarının her birini teker teker çıkan, tüm rollerinin, alışılmadık yöntemler deneyerek hakkını vermeye çalışan oyuncu için kendini geliştirmek kelimesi biraz basit kalıyor. Sürekli kendini yenileyen, farklı projelerde yer almaya çalışan yetenekli oyuncunun elbette burada bahsedemediğimiz başka filmleri de bulunuyor: Cry Baby, Beny & Joon, Don Juan DeMarco, Corpse Bride ve The Rum Diary bunlardan bazıları. Karayip Korsanları serisi oyuncunun dünya çapında bir başarı ve ün elde etmesine sebep oldu. Serinin 5. filminde bir kez daha Kaptan Jack Sparrow olmaya hazırlanan oyuncu içindeki heyecanı hiç kaybetmediğini belirtiyor. Empire dergisi tarafından 2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünyada en fazla hayran kitlesine sahip olan oyuncunun fan sayısının 1 milyarı geçtiği iddia edildi.

Peki ya sizin en sevdiğiniz Johnny Depp filmi hangisi?

Ayça

  • Anonymous

    açık ara en sevdiğim oyuncu diyebilirim…insanı kendine hayran bırakan bir karizması var…ayrıca çok güzel bir konu devamını bekliyoruz…

  • yoldy35

    Bloggerlar toplanıyor! Yazılarınızı gityat.com ' da paylaşabilir, kendi kanalızını kurabilirsiniz. Sizleri de aramızda görmek bizi çok mutlu eder

  • Güzel bir yazı olmuş. Gönül isterdi ki aktörün -kendi fikrimce- çok silik kalan bir filmi olan Dead Man inde adı geçsin. Elinize sağlık. Bence en güzel filmi Arizona Dream ama kişisel performansı konusunda Pirates of Caribbean tartışmaya çok açık değil sanırım 🙂

  • Anonymous

    Yazının Başında 92 Milyon Dolarlık Bir Serveti Olduğunu Yazmışsınız Ama Bu Yanlış Bilgi Forbes'in Araştırmasına Göre 2006 Yılındaki Serveti 92 Milyon Dolardı 2006 Yılından Sonra Karayip Korsanlarının Üçüncü Filmi İçin 30 Milyon Dolar Aldı,Public Enemies İçin 11 Milyon Dolar Aldı,Charlie'nin Çikolata Fabrikası İçin 7 Milyon Dolar Aldı,AliceİnWonderland İçin 18 Milyon Dolar Aldı Dark Shadows İçin 8 Milyon Dolar Aldı,The Tourist İçin 6 Milyon Dolar Aldı,Karayip Korsanlarının 4.Filmi İçin 55 Milyon Dolar Aldı Ve Yeni Filmi The Lone Ranger İçin 20 Milyon Dolar'a Anlaştı

    Bu Durumda Kaba Bir Hesapla 92 Milyon Doları Vardı Üstüne Birde Oynadığı Filmlerden 125 Milyon Dolar Kazandı Vergisini Ivırını Zıvırını Düştüğümüzde Kendisinin 200 Milyon Dolara Yakın Bir Serveti Olmuş Oluyor 😉

    Not:Evet Ben Paragöz Ve Para'ya Önem Veren Bir İnsanım

  • OzgeYagmurr

    Sıkmayan, akıp giden bir kariyer tanıtımı olmuş. Elbette eksik yok değil ama genel olarak başarılı bir anlatım olmuş. Tebrikler:)

    Depp her rolün hakkını veren bir oyuncu. Hayran olmamak elde değil.
    Hepsinin yeri ayrıdır, hepsini çok severim ama Pirates of Caribbean serisi çok özeldir benim için.

  • Tamerking

    Blow filmini ve oradaki oyunculuğunu tek geçerim.. Hayatımda seyrettiğim en iyi filmler sıralamasına girer mutlaka.. Onun dışında What’s Eating Gilbert Grape (gerçi burada di caprio’da döktürüyordu) ve Cry-Baby filmlerinde de çok iyi bulmuştum.. Aldığı her kuruşu sonuna kadar hak eden ender oyunculardan birisi Depp ..

  • elisa karaca

    Johnny Depp oynar da o film güzel olmaz mı?
    açık ara en sevdiğim karakteri kaptan jack sparrow.Daha sonra Dark Shadows’ta Barnabas Collins.Tanıtımı yapana teşekkürler…

  • Pingback: The Lone Ranger / Maskeli Süvari Filminin Ön İncelemesi - VizyonHabercisi- Filmloverss()

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi