Marksist düşünür Slavoj Žižek, Leninist bir değerlendirme ile La La Land’e alternatif bir son yarattı!

Sinema dünyasının sabırsızlıkla beklediği Oscar gecesine sayılı günler kaldı. Geceye 14 adaylıkla damgasını vuracak Damien Chazelle imzalı La La Land‘i konuşmaya hala devam ediyoruz. Sinema tarihinin müzikallerine adeta selam duran ve çeşitli klasikleşen filmlerden referanslarla göz alan La La Land, hayallerimizin peşinden gitmemiz gerektiğini bize tekrar tekrar hatırlatan bir masal gibi! Mutsuzluğun ve karamsarlığın kara bulut halinde çöktüğü şu günlerde sinemada bizi gerçeklikten kaçırarak, muazzam bir atmosfer vaat eden film, Ryan Gosling ve Emma Stone’un etkileyici performanslarıyla da göz dolduruyor elbette.

la-la-land-3-filmloverss

Hayallerini gerçekleştirmek uğruna aşkından vazgeçen Seb ile Mia’nın yıllar sonra karşılaşmaları ve aradan geçen zamanda hayatlarında nelerin değiştiğini görmemizle birlikte; ya ayrılmasalardı sorunu sormamız bir oluyor elbet! Eğer birbirlerinden vazgeçemeselerdi ne olurdu? Gökten üç elma düşer, sonsuza kadar mutlu yaşarlar mıydı? Müzikallerin o alışagelmiş  ‘mutlu sonla biten masallar’ misali sonlarını adeta tepetaklak eden; ve bizlerin sinema salonundan gözleri yaşlı ayrılmasına sebep olan La La Land, özellikle final sahnesinde Seb ve Mia’nın kaçırdıklarını gösterirken, bize kendi keşkelerimizi ve ardından gelen kayıplarımızı hatırlatıyor; hatırlattıkça üzüyor.

Slavoj Žižek’ten La La Land’e Leninist Bir Değerlendirme: “Devrim İçin Gerekliyse İki Aşık Birbirlerini Terk Etmeye Hazırdır!”

Marksist filozof Slavoj Žižek, Leninist bakış açısıyla inceleyerek La La Land’e alternatif bir son yarattı. Bir noktada aynı noktaya değinse de The Philosophical Salon dergisine yazdığı “La La Land: A Leninist Reading” (La La Land: Leninist Bir Okuma) başlıklı yazıda farklı bir şekilde filmin sonunu yorumlayan Žižek, şunları söyledi; “Filmin en üst düzey versiyonunda son durum tersine çevrilmiş olmalı: Mia ve Sebastian birliktedir ve mesleki başarının tadını çıkarmaktadır ancak yaşamları boştur; böylece bir kulübe gider ve kariyerlerinden feragat ederek, mütevazi bir hayatta sonsuza kadar mutlu yaşamaya dair; (hayalin içinde bir hayalde) zıt bir karar alıp birlikte bir hayatın kaçan fırsatını romantik bir biçimde hatırlamanın hayalini kurarlar.”

la-la-land-2-filmloverss

Sevgi kavramını düşünmeye ve yorumlamaya devam eden Žižek, aşkın ve amaçların bir arada var olabiliyor mu oluşunu irdeliyor. “Burada altta yatan paradoks aşkın doğrudan bir gaye olarak belirlenmemesi gerektiğidir. Aşkın, bir yan ürün, hak edilmemiş bir lütuf olarak edindiğimiz bir şey olan pozisyonunu koruması gerekir. Belki de devrimci bir çiftinkinden daha büyük bir aşk yoktur; çünkü devrim için gerekliyse iki aşık birbirlerini terk etmeye hazırdır.”

Kaynak: Independent

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi