“Uçurumları sevenin kanatları olmalı”
                                                                            
F. Nietzsche                                                      

Sınırda yürüyenler ne kadar farkındadır sınırda olduklarının. Farkında olduklarını sananlar, sınırın diğer tarafına düştüklerinde neleri kaybedeceklerini biliyorlar mıdır? Sınırları Aşmak (Walk the Line) filmi; hem sınırları, hem sınırların iki tarafındaki kazançları ve kayıpları en iyi anlatan filmlerden. Ancak filmin en büyük özelliği bu değil elbette. Sınırları Aşmak bir dönemin efsanesi Johnny Cash’in hikayesi. Çalkantılı hayatı, bağımlılıkları ve büyük aşkıyla hatırlanan müzisyen belki hiçbir zaman zirvede yer almadı ya da aynı dönemde müzik hayatına başladıkları Elvis Presley kadar tanınmadı. Yine de Cash’i bilenenler onun ne kadar önemli bir isim olduğunu unutmadı, unutmayacak.

Johnny Cash, ilk eşi Vivian ile evlendikten kısa bir süre sonra iki arkadaşıyla birlikte çalmaya başladı. Yaklaşık bir sene sonra da ilk kayıtlarını gerçekleştirdiler. O dönemde seslendirdiği “I Walk The Line” şarkısı, kendi tarzında, listelerde ilk sıraya yerleşti. Film, Cash’in evliliği ve müzik hayatının ilk yıllarını anlatan bu süreçle başlayıp, June Carter’a olan aşkı üzerinden, uyuşturucu bağımlılığını ve bir dönem kendisini ve kariyerini bitirişini anlatıyor.

Filmde yer alacak başrol oyuncularının seçimini ölmeden önce Johnny Cash ve June Carter birlikte yaptılar. Joaquin Phoenix ve Reese Witherspoon seçimleriyle çok da doğru karar veren çiftin ömrü filmi izlemeye yetmedi. Joaquin Phoenix’in en başarılı oyunculuğu olarak nitelendirilen filmde ikili bütün şarkıları kendileri seslendirdiler. Sadece oyunculuklarıyla değil, şarkıları başarıyla yorumlamalarıyla da övgülere layık oldular. Akademi ödüllerinde “En İyi Kadın Oyuncu” dalında ödülü Witherspoon alırken, “En İyi Erkek Oyuncu” dalında ise Phoenix aday gösterildi. İkilinin bunun dışında da birçok ödül töreninde boy gösterdiklerini ve ödülleri topladıklarını belirtmeliyim.

Müzikal tadında ilerleyen filmi izlerken zaman zaman çok kızacak, Johnny Cash’in yaptıklarına hayıflanacak, aşkı için katlandıklarına ve katlanmadıklarına şaşıracaksınız. İki Grammy ödüllü bu usta müzisyenin hayatında kendinizden bir şeyler bulacaksınız diyemesem de, hayatınıza yön verirken hangi hatalara düşmemeniz gerektiğini, Cash için hüzünlenerek, fark edeceksiniz. Birbirinden güzel şarkılara imza atan bu adamın hikayesi bittiğinde dilinizden “I Walk The Line” şarkısı uzunca bir süre düşmeyecek.

Hayatımıza yön veren seçimlerimizdir. Uzunca bir süre hava kuvvetlerinde çalışan, hayatının bir bölümünü hapishane konserlerine adayan, her konserine kısa bir tanıtımla, “Merhaba ben Johnny Cash” diyerek başlayan “Siyah Giyen Adam”ın seçimleri hayatını bambaşka bir noktaya taşısa da bu onun çok iyi bir müzisyen olduğu gerçeğini değiştiremez. Bu filmle hem ona, hem de onu başarıyla canlandıran Joaquin Phoenix’e karşı bir sempati, belki de hayranlık duyacağınızı düşünüyorum.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi