Renklerin insan ruhunu etkisi oldukça belirginken bir anlam yaratma süreci olarak sinemada kullanımı siyah beyaz filmlerin elle boyandığı zamanlara kadar geri gidiyor. Aşkın, tutkunun ve tezatı olarak öfkenin, şiddetin kırmızısı; enerjinin ve gençliğin turuncusu; delilik, güç ve güvensizlik gibi farklı hislerin sarısı; doğanın ve yıkımın yeşili ve diğer renklerin diliyle sinemanın buluşması tek bir videoda!

Bir çoğumuz In the Mood for Love’da üzerine konuşulamayan aşkı kırmızı renklerin yoğunluğuyla, Requiem for a Dream’de kayıp bir rüyanın hüznünü mavinin soluk tonlarıyla, Amelie’nin uçarı karakterini yeşil ve kırmızı kontrastı, Eternal Sunshine of the Spotless Mind’da iki zıt kişiliğin ilişkilerinin başlangıç ve yıpranma sürecinde hayat doluluğu ve umutsuzluğunu turuncu ve mavinin tezatlığı ile hatırlarız.

Renk kullanımı sinemada hem karakterlere daha derin bir boyut katması hem anlatılana uygun atmosfer yaratması hem de gözün nereye odaklayacağını yönlendirmesi açısından çok önemli. Bunların da üzerine sinemada renkli döneme geçildiğinden beri renk kullanımı seyirciye sınırları olmayan bir evrene davet ediyor. Çoğu zaman bu evren başarılı yönetmenler ucu bucağı olmayan hayal güçlerinin ürünleri oluyor.

Gerek Wong Kar Wai’nin kaosvari mekanlarında bireylerin anlık hissiyatlarını derinlemesine yakalayan buruk renkleri, gerek Wes Anderson’ın simetriyle buluşturup karelerin mükemmelliğe ulaşmasını sağlayan canlı renkleri, gerekse Pedro Almodovar’ın şehvet ve tutkunun yansıması olarak kırmızının tonlarıyla yarattığı sinema dünyası ve daha bir çoğu izleyiciyi görselliğiyle unutulamayacak bir yolculuğa çıkarmıştır.

amelie-filmloverss

Sinemada Renklerin Diliyle Duyguların Şekillenmesi!

Lidia Seara hazırladığı videoda renklerin filmlerin ruhuyla bütünleşmesini ve izlediğimiz çoğu sahnede kullanılan renklerin insan psikolojisine yaptığı etkiyle bambaşka yolculuklara çıkarabileceğini gözler önüne seriyor.

Crouching Tiger Hidden Dragon, Hero, Ran, The Cook The Thief His Wife Her Lover gibi filmler de sinema tarihinde renkleriyle sinema tarihinde önemli yer ederken We Need to Talk About Kevin’de son anlara kadar hiç bir şiddet içeren sahneye rastlanmazken filme hakim olan kırmızı renginin sürekli ölümü çağrıştırması sinemada renklerin gücünü kanıtlar nitelikte. Bunun yanı sıra renklerin dilleri ve anlamları yönetmenlerin kullanımıyla da farklılık göstermiştir. Blue is the Warmest Color aşkın ifade edilişinde kırmızının kullanımı kırarak maviyle bambaşka bir anlatım gücü yakalamıştır. Geriye kalan bir çok önemli filmden muazzam renklerin insan ruhundaki yansımaları için bu videoyu kaçırmayın!


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi