Kimi insanlar hatırlamayabilir fakat ilk sinemaya gidişimi asla unutamadım ben. Daha öncesinde muhtemelen evde, televizyondan izlediğim filmler olmuştu fakat sinemanın büyülü dünyası ile ciddi anlamda ilk karşılaşmam hayatımdaki önemli dönüm nokalarından birini oluşturmuştur. Çok büyük bir perdede, devasa bir görüntünün çok yüksek ve kaliteli ses ile birleşerek oluşturduğu filmi, hiç tanımadığın birileriyle yan yana oturarak izlemekti sanırım etkilenme sebeplerimden en önemlisi. Hayatının son bir senesi haricinde elinden geldiğince devamlı sinemaya gidip film izleyen biri olarak bu büyülü mekanların yavaş yavaş gözden düştüğünü görmek bende tarifsiz bir üzüntü yaratıyor.

Sistemin, insanları yalnızlaştırma politikalarının bir sonucu olarak birey, gittikçe içine kapanmaya başladı. Arkadaşlarıyla bir yere gidip oturdukları zaman, vakitlerinin en az yarısını akıllı telefonlarına gömülü olarak geçiren insanların sayısı küçümsenemeyecek boyutta. Bu yazıyı yazan ve okuyan bile belki de aynı yanlışları yapıyor. Sosyalleşme esnasında bile bu kadar asosyalken, hayatların genelinde de yalnızlığa doğru bir eğilim söz konusu insanlarda. Teknolojinin ucuzlaması ve neredeyse her eve bilgisayar ve internetin girmesiyle birlikte insanoğlu sosyolojik anlamda boyut değiştirdi. Sinemanın da bundan nasibini alması uzun sürmedi tabi. Önce sinemaya gitmeye üşenildi ve o olay terk edildi, ardından VCD kiralayıp bilgisayarda film izleme döneminden de, internetten 1080p download edip izlemeye geçildi. Teknoloji insanoğlunu mutlu etmek için gelişirken, kaybeden sanat oldu. Filmleri izliyor, yönetmenleri takip ediyor, sinemadan uzak kalmıyoruz belki ama sinemanın doğasında olan bazı şeylere de aykırı hareket ediyoruz.

Film izleyen insanların ve izlenilen filmlerin sayısı arttı belki ama gişe rakamlarına bakıldığında, ülkenin yüzde 5’inin salonda izlediği film senede bir ya oluyor ya olmuyor. Kendini aydın görenlerin, toplumun elit kesiminde olduğunu zannedenlerin kaçı düzenli sinemaya gidiyor? Kaç tanesi hiç tanımadığı insanlarla yan yana oturup aynı ses ve görüntü karşısında büyüleniyor? Oturduğu yerden, gişede başarı elde edip, özde sığ olan filmleri eleştirmek malesef peynir gemisini yürütmeye yetmiyor. Ülke sineması için bir şeyler yapılmak isteniyorsa sinema salonuna gitmeyi ve toplu film izleme olayını tekrar rutinlerimiz arasına koymamız gerekiyor. Kaliteli üretimlerin devamlılığı ancak bu şekilde halkla bütünleşildiği takdirde olabilir. Reha Erdem’in, Nuri Bilge Ceylan’ın, Zeki Demirkubuz’un ve ismini şu an sayamayacağım daha pek çok kaliteli yönetmenin işlerini izlemekten ziyade, salonda izlemek çok daha anlamlı. Bu duyguyu yaşamak isteyip de yaşayamayanlar ve unutmuşlar için neler yapılmalı sorusu önemli. Ticarileşme batağına bulaştığı için gittikçe daha az kimseye hitap edebilen AVM sinema salonlarına alternatifler üretmek bu noktada atılması gereken en önemli adımdır. Lisans eğitimim süresince üniversitemin sinema topluluğunun aktif bir üyesi olarak, gerekli koşullar oluşturulduğunda ‘sinemaya gitme’ eyleminin nasıl harika deneyimlere dönüştürüldüğüne şahit oldum. Yoğun bir sahnede filmde söylenen şarkılara son ses eşlik edenlerle, filmdeki karakterlere fısıltıyla ana avrat küfredenlerle, sevgilisiyle cilveleşenlerle, jeneriği sonuna kadar izleyenlerle, beğendiği film bittiğinde o filmi alkışlayanlarla, fuayede kendi çıkarımlarını paylaşanlarla çok daha güzel hale geliyor sinema. Koşulları ayarladığınız takdirde bir üniversitede bile Gaspar Noe’nın Enter The Void’ını gösterebilirsiniz. Evde koltuğa yayılıp, bacakları uzatarak film izlemek de çok keyifli fakat insanlarla etkileşim içinde olmak, aynı noktada, sen gibi insanlarla bir araya gelmek çok daha keyifli. Üniversitelerde, belediyelerde, olabilecek her yerde kulüplerin, toplulukların, sivil toplum kuruluşlarının yapacağı toplu film gösterimleri insanları tekrar sinema salonlarına ısındırma konusunda katkı sağlayabilir.

Biz birşeylere sahip çıkmadığımız sürece, o şeyler gittiklerinde hayıflanmaya, kızmaya da hakkımız olmuyor. Dün Emek Sineması gitti, bugün Radikal, yarın başka bir şey. Kalabalıklara karışmalı ve sevdiğimiz şeyler için mücadele etmeliyiz, aksi takdirde kaybeden yine biz olacağız. Arkadaşlarınızla, ailenizle, hiç tanımadıklarınızla sinemayı sinemada yaşayacağınız günleri arttırmanız dileği ile, sevgiler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi