“Mesele yaşamak değil, öğrenmek.”

2014 yılına damgasını vuran, zaman kavramalarıyla oynamayı deven başarılı yönetmen Richard Linklater imzalı Boyhood, bir çocuğun 6 yaşından 18 yaşına kadar olan evresini sade bir anlatımla bizlerle buluşturan hikayesiyle dikkatleri çekmişti. En başarılı ‘büyüme hikayeleri’nden biri olan Boyhood, 12 yıllık serüveniyle bir çocuğun büyümesiyle ve karakterlerin gelişmesini inceleyerek sinemada realizmi yansıtmayı başardı. Sadece bir büyüme hikayesini değil, boşanmış bir ailede çocukların konumunu, dağılmış aileyi, anne ve babayı da gördüğümüz Boyhood, 12 yıllık bir sürede hikayedeki karakterlerin hayatına girenleri, çıkanları, kararları, vazgeçişleri, terk edilişleri, hataları yalın bir dille gösteriyor. Aslında biz izleyici olarak, kendi gençliğimize, ailemizle olan ilişkilerimize, yaptığımız tercihlere bir nevi ayna tutmuş oluyoruz. Linklater, tüm bu büyüme hikayesini ele alırken karakterlerini toplumdan, siyasetten uzak da tutmuyor. Mason’un kulağıyla babasından 11 Eylül Olayları’nı, Amerika’nın Irak’a müdahalesini dinliyor ve yine onun  gözünden Obama seçimleri izliyoruz mesela. Aslında büyüme hikayelerinin olmazsa olmazlarının hepsine dokunmayı başarıyor Boyhood. Hem bu büyüme hikayelerinin bu denli etkileyici olmasının sebebi hepimizin aynı dönemden geçmiş olması değil midir?

the-perks-of-being-a-wallflower

-Kendime soruyorum da neden ben ve sevdiğim insanlar bize değersizmişiz gibi davranan kişileri seçiyoruz?

-Hak ettiğimizi sandığımız aşkı kabulleniriz.

Stephen Chbosky’nin aynı adlı kitabından uyarlanan; ilk aşk filmlerinin ötesinde çok içten bir dostluk ve büyüme hikayesi anlatan The Perks of Being a Wallflower da bu konu içerisinde kendisine yer bulur. Duygusal ve çekingen bir karakter olan Charlie’nin ekseninde gelişen bir hikayeyi ele alan film; okulun en eğlenceli ve popüler ikilisi Sam ve Patrick’le tanışmasıyla birlikte hayatı, umutları ve hayalleri değişen Charlie’yi anlatıyor. Kendisini nihayetinde bulduğu bu yolda ilk aşkıyla da karşılaşmayı ihmal etmeyen Charlie, sorunlu geçmişinin ve unutmak istediği hatıralarının üstesinden gelmeyi başarırken; bize de defalarca izlemeye doyamayacağımız bir hikaye bırakıyor.

Muazzam Bir Video: Sinemada Büyüme Hikayeleri

2000’li yıllarda bizlerle buluşan bu hikayelerin atası olan; 1986 yılında izleyiciyle buluşan Ferris Bueller’s Day Off ile The Breakfast Club’ı da atlamak olmaz tabii ki. 80’li yıllarda birçok örnekle karşılaştığımız ‘büyüme hikayesi’nin konu alındığı filmler, benzer hikayeleri farklı yorumlarla 90’lı ve 2000’li yıllarda kendilerini hatırlatıyor. Vimeo kullanıcısı Robert E. Acuna’nın hazırladığı video; bahsettiğim filmleri ve benzerlerini başarılı bir şekilde derliyor.

 

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi