Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Hazırlayanlar: Özge Yağmur, Kerem Duymuş

Savaşa ironik yaklaşım – The Great Dictator (1940)

the-great-dictator-filmloverss

Sinemanın en yaratıcı yönetmeninin, Charlie Chaplin’in imzasını taşıyan The Great Dictator’ün belki de en sağlam ironisi; film yayınlandığında Amerika’nın henüz resmi olarak Almanya’yla savaşa girmemiş olmasıydı. Doğal olarak o yıllarda film Almanya’da yasaklansa da dünya genelinde oldukça ses getirdi ve kitleleri harekete geçirecek bir etkiye sahip oldu.

Nazi katliamlarının yapılmasına rağmen diğer güçlerce görmezden gelindiği, siyasi ve hümanist açıdan tartışılmadığı bir dönemde, Hitler’in Yahudi mallarını kamulaştırması, antisemitizm, faşizm konularını Nazileri yerden yere vurarak eleştirmesi ve bunu yaparken güçlü bir mizahi dille harmanlaması sinefillerin de bildiği üzere ancak Chaplin’in ulaşabileceği bir başarıydı. Savaşla ilgili bir ironik film yapılacaksa bu elbette Chaplin imzalı olmalıydı. Yaklaşık 4 dakika süren final sekansındaki nutuğu dinlemeyen var mı?

Savaşa propagandist yaklaşım – Letyat zhuravli (1957)

letyat-zhuravli-filmloverss

Viktor Rozov’un kendi yazdığı oyunundan uyarladığı ve efsane Sovyet yönetmen Mikhail Kalatozov tarafından çekilen Letyat zhutavli (Leylekler Uçarken), sıra dışı çekimleriyle hem yönetmenin filmografisinde bir kırılma noktası olması hem de Cannes’da Altın Palmiye’yi alarak Sovyetler Birliği dışında beğeni görmesi açısından sinema tarihinin nadide parçalarından biri.

Film temelde ansızın patlak veren İkinci Dünya Savaşı sonucu birbirinden ayrı düşen iki aşığı anlatıyor. Fakat burada belirgin bir şekilde savaşa propagandist bir yaklaşım da var. Yani savaşa giden erkek bunu, aşkından önce geldiğinin farkında olarak yapıyor. Ama diğer vasat propagandist filmlerden farklı olarak yönetmenin, savaşa ve aşka, sıra dışı biçimci ve gerçekçi yaklaşımların harmanı olan yenilikçi tarzla bakıyor olması onu benzerlerinden çok belirgin bir şekilde ayırıyor.

Savaşa gerçekçi yaklaşım – Idi i smotri (1985)

idi-i-smotri-filmloverss

Ales Adamoviç’in “Kathyn’in Öyküsü” kitabından uyarlanan film, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi işgali altındaki Sovyet Beyaz Rusya’sında bir gencin partizanlara katılma sürecini işliyor. Toplum için sanat görüşünü benimseyen bir yönetmenin bu son filmi Nazi işgalinin yarattığı maddi ve ruhsal yıkıntıları tüm çıplaklığıyla öylesine ortaya koyuyor ki bir anlamda sinemayı zirvede bırakıyor.

Komünist yönetmen Elem Klimov’un gerçekçi ve çarpıcı kamerasıyla sinema tarihinin en önemli savaş karşıtı filmlerinden biri olan Idi i smotri, savaşa gerçekçi yaklaşım söz konusu olduğunda akla ilk gelen filmlerden…Kahramanı olmayan bir filmin akıllardan silinmeyecek gerçekçi performansıyla unutulmayacak başrol ismi ise Aleksei Kravchenko…

Savaşı dışlayan yaklaşım – La vita è bella (1997)

la-vita-e-bella-filmloverss

İlk yarısı romantik ve slapstick (Özellikle iki dünya savaşı arasında yaygınlaşan ve ortak özellikler taşıyan Amerikan komedi filmlerine verilen isim) olup asıl amacı İkinci Dünya Savaşı’ndan birkaç yıl öncesini tasvir etmek olan filmin yönetmen koltuğundaki ve başrolündeki isim; İtalyan yönetmen Roberto Benigni. Başarılı oyuncu filmin aldığı büyük ödüllerin yanı sıra, unutamayacağımız performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü’ne de layık görüldü.

Nazi kampına gönderilen bir adamın trajikomik hikâyesini anlatan filmde, savaşın acımasız ve soğuk yüzünün yanı sıra bir babanın ailesi için yaptığı fedakârlıkların da bir parçası oluyoruz. Guido’nun Nazi askerleriyle dolu kampta oğluyla kurduğu iletişimdeki hayat enerjisi ve neşesinin savaşı dışlayan yaklaşıma verilmiş en ironik ve en güzel cevap olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Life is Beautiful’un diğerlerinden farkı ağlatırken güldürmesi, güldürürken ağlatması…

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi