Sinema izleyici ile buluştuğu anda büyük bir göz yıkımının sebebi olur. Bu göz yıkımıyla beraber izleyici tatmini olmayan ve tekrarı olmayan bir deneyimin içine girer. Bu deneyimin hazzını duyduğu anlar ise sinemadan çıkıp bir paralelliğe girdiği andır ve bu paralelliği oluşturan en büyük etmen sanattır. Sinemanın içindeki resim tutkusu ve paralelliğin fantezisi izleyici için tarifsiz bir lezzettir. Bu lezzetin küçük bir kısmı ise izleyeceğiniz video ile kendini bize gösteriyor.

Sinema beyazperdeye yansıdığı anda izleyici için gözsel bir ilişki başlar. Bu cinsel ilişkiye benzer ilişki film ile izleyici arasındaki ateşten doğar. Fakat bu ateşin en önemli aktörü izleyicinin gözleridir. Gözler tamamen açık bir vaziyette kör kütük bir maceranın içine atlarlar. Bu macerayla beraber gözlerin bakışında devrim niteliğinde bir hissiyat gerçekleşir. İnsan iki ayak üzerine kalktığı anda bakış konsepti değişmiştir ve iki ayak üzerinde duran insanın bakışı bir anda egemen bir bakış olmuştur. Bu egemenlikle beraber gözün görme alanı hem büyümüştür hem de değişmiştir. Bu değişim ise beraberinde büyük bir gücü, tehlikeyi getirmiştir. İnsan iki ayak üzerinde durduğu anda genişleyen bakışı kendine has olarak görmüş ve üstten gördüğü her şeyi egemenliği altına almak istemiştir. Ve bu istek büyük bir devrim ile yaratıldığı gibi büyük bir devrimle de yıkılmıştır. Sinema insanın gözünün önüne geldiğinde izleyici insan sinemaya egemen olamamış ve karşısında olanlardan dolayı çılgına dönmüştür; üzerine gelen trenden çığlık atarak kaçmıştır. Bu bakış kırılmasıyla beraber sinema büyük görsel, asi bir evrene dönüşmüştür. Bu evren içerisindeki en büyük asilik ise başka bir sanatı araç olarak kullanması ve ondan beslenerek izleyicinin gözüne üstü kapalı bir masal anlatması olmuştur.

Sinemanın Asiliğinde ve Büyüsünde Resim Tutkusu

children-of-men-filmloverss

Sinemanın izleyicinin gözüyle kurguladığı tanrısalcı bakış oyunu izleyicinin birçok şeyi bilinçdışı olarak yakalaması ama bakışın üzerine kaymamasından kaynaklı olarak tam bilemediği bir tesir yaşamasına neden olur. Bakmak ile görmek arasındaki farkın en çok hissedildiği sinema sahnelerinde izleyici arkadaki detaya bakar ama görmez lakin bu bir şeyleri değiştirmez anlamına gelmez. Sahnede aslında olmayan bir şeyi hisseder izleyici sahneyi izlerken; bunun nedenini bilmez ama o sahne onda büyük bir tesir yaratır. Bu tesirin en önemli nedenlerinden biri de izleyicinin bilinçdışı olara gördüğü ama bakıp görmediği şeylerdir. Bunlardan en büyüğü de sahnelerdeki tablolar ve resim sanatıdır. Sinemanın resim ile kurduğu fantezi sayesinde filmler tablolar ile bezenmiştir. Eğer sahnede bir silah varsa onun patlayacağını bildiğimiz gibi sahnede de bir tablo varsa onun bakışı kıracağı ve bir tesir alanı yaratacağını aslında biliriz. Tablolar filmlerin beslendiği ve izleyicinin birçok şey yakalayabileceği öznelerdir. Bı öznelerin de gözümüzden kaçmayacağı bir video var karşımızda. Video sayesinde tabloların üstün güçlerini görebiliyor ve filmler ile birleştirdiğimiz anda bakışımızın arkasında zihnimizde kıvılcımlar çakıyor. Bu kıvılcımlar sayesinde filmden duyduğumuz haz artıyor, sanatın fantezi dünyasına giriyoruz. Videoda bizi karşılayan Albrecht Dürer, Caravaggio, Claude Monet, Pablo Picasso, René Magritte, Vincent van Gogh ve daha nicesi sinemayı aşkın bir yere konumlandırıyor.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi