Filmleriyle ve sözleriyle her zaman çok konuşulan, kasvetli atmosferlerin yaratıcısı Lars Von Trier’in Dogma 95 ile başlayan, sinema anlayışını ve felsefi yaklaşımını ele alan 15 dakikalık bir video yayınlandı.

“Eğer provoke etmek istiyorsanız, sizden daha güçlü birini provoke etmelisiniz; aksi takdirde gücünüz suistimal edilir.”

Sinemaya çocukluk yıllarında kendisine hediye edilen ‘Super 8’ kamerayla başlayan Lars Von Trier, sinemayla gerçek buluşmasını 1987 yılında  Epidemic’le yapar. O saatten sonra artık farklı tarzıyla ve ele aldığı toplumsal yargıları eleştirel bakış açısıyla; sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden biri olan Trier, 90’lı yıllarda ortaya alternatif bir sinema akımı olarak çıkan Dogma 95 akımıyla birlikte anılsa da daha sonrasında kendi tarzını ortaya koymuş ve sinema tarihine adını yazdırmıştır. Birçokları tarafından oldukça rahatsız edici bulunan Trier sineması, yine birçok insan tarafından da sevilir. Sert üslubunu filmlerinde hiçbir zaman bırakmayan Danimarkalı yönetmen, sinemasında karşımıza sıklıkla çıkan kasvetli atmosferinden uzaklaşmaz. Durağanlığın hakim olduğu Trier sineması fazlasıyla şiddet ve cinsellik unsurlarıyla bezelidir ki zaten yönetmen bu konuları kadrajın ötesinden irdelemekten adeta hiç çekinmez.  Üstelik bu durum Trier’in filmlerinin sadece hikayesine değil, yapım aşamasına da etki eder.  Seks bağımlısı Joe’nun hikayesini izlediğimiz Nymphomaniac’ta ve sarsıcı açılış sahnesiyle hafızlarımızda yer eden Antichrist’te, yönetmen kendi yarattığı karanlık dünyasına izleyiciye dahil eder. 2003 yapımı Dogville’de ise çok farklı bir sahne kullanımıyla karşımıza çıkan Trier, aynı sarsıcı etkiyi üzerimizde hissettirmeyi başarır. Melancholia ise diğer filmlerinin aksine daha farklı bir biçimde şekil alır; özellikle gösterişli bir düğün sahnesinden oluşan filmin ilk bölümü ve açılış sahnesinde yer alan muazzam görüntülere rağmen Trier sinemasında hakim olan kasvetten hiçbir şey kaybetmez. Filmlerinde benzer kamera açılarını ve çekim tekniklerini kullanan Trier, filmlerinde benzer görüntüleri farklı karakterlerle ele almayı ihmal etmez; ve böylece sinemasında sadece yarattığı karanlık atmosferle değil yapım teknikleriyle de imzasını atar.

Lars Von Trier Filmlerini ve Felsefi Yaklaşımını  Ele Alan Başarılı Bir Video!

dogville-filmloverss

“Film dediğin ayakkabı içindeki taş gibidir.”

Dogma 95 isimli manifestonun ardından Trier, Hollywood’da sıkça karşılaştığımız çekim tekniklerinden uzak durmayı amaçlar ve alternatif bir sinema akımının öncülerinden olmuştur. Trier sineması Dogma 95 sinemasından izler taşısa da, yönetmen genel anlamda akımın kurallarını tam olarak benimsemez, daha çok kendi tarzını yaratmayı başarır. Kamera ve renk kullanımından müziklere kadar sinema tarihine farklı bir boyut kazandıran Trier’in sinemasını kategorize etmek belki de bu yüzden çok zordur. Bazen sinematografik olarak büyüleyen ve bir tabloyu andıran renkli sahnelerle karşımıza çıkan yönetmen; bazen ise siyah-beyaz renklerin hakimiyetinde daha minimal görüntülerle buluşturur izleyicisini.

Aşağıdaki video derlemesinde Lars Von Trier’in felsefi yaklaşımının yanı sıra yönetmenin film yapımı sırasındaki yaklaşımını da ele alarak bize Trier sinemasına kısa bir bakış sunmayı başarıyor.


Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi