Sinema, birçok farklı nosyonun doğru oranda ve doğru şekilde bir araya gelmesiyle kusursuz bir sanat formuna dönüşür. Bir anlatının hissiyatını doğru şekilde ortaya koymak için ışık, sanat yönetimi, senaryo ve oyunculuklar ne kadar önemliyse bir sahneyi, izleyiciyle hangi şekilde buluşturacağınıza karar vermeniz de o derece önemli. Belirtmem gerekiyor ki, bu içerik, sinema ile ilgilenmeye yeni başlamış, kendi amatör filmlerini çekme yolculuğuna çıkmaya hazırlanan sinemaseverler için; filmin anlatı yapısı ile teknik detayları arasında bağ kurabilecekleri noktalar temel alarak hazırlandı.

Sinemada bir hikayeyi anlatmak için başvurulan birçok farklı shot tipinden bahsedebiliriz. Genellikle  filmine geniş planda (wide shot) başlayan yönetmenlerin ilk amacı, biz izleyicilere içine gireceğimiz filmik dünyanın bir tanıtımını yapmak. “Neredeyiz? Nasıl bir ortamdayız?” gibi sorularla başlayan bu karar aşaması yönetmenden yönetmene değişiklik gösterse de genellikle tercih edilen yöntem geniş planla başlamak oluyor. En geniş plandan başlayarak git gide karakterlere yaklaşmak, izleyicinin filme yumuşak bir giriş yapmasını sağlıyor. Ancak filmde sert ya da vurucu bir başlangıç tercih edecekseniz bu girişi extreme close up’la bile gerçekleştirebilirsiniz.

Alfred Hitchcock’un Rope filminin açılış sahnesi üzerinden genel plandan başlayarak bulunduğumuz dünyanın kısa bir tanıtımının yapılmasının ardından, sahnenin nasıl genelden özele evrildiğine aşağıdaki video üzerinden bir göz atalım.

Lens Seçimi: Geniş Açılı, Standart ve Telephoto Lens

İnsan gözüne eş değer kabul edilen 50 mm’yi standart olarak aldığımızda, 50 mm’nin altının geniş açılı lense tekabül ettiğini söyleyebiliriz. En yaygın olarak kullanılan geniş açı lens aralığı olan 24-35 mm  (wide angle) bu tür geniş planlı başlangıçlar için uygundur. Alan derinliğinin minimumda olduğu geniş açı lens, karakterlerin büyük/geniş/kalabalık bir alandaki yalnızlığını anlatmak, karakterler arasındaki duygusal mesafeyi vurgulamak ya da izleyicinin karakterle özdeşleşmesini engellemek için kullanılabilir. Örneğin, Fransız Yeni Dalga sinemasında Godard, Truffaut gibi yönetmenler bir yabancılaştırma efekti olarak karakterleri izleyiciye uzak konumlandırma yöntemini sık sık kullanır. Yanı sıra, Türkiye sinemasından bir örnekle Nuri Bilge Ceylan’ın geniş planlı muhteşem görüntülerini muhakkak hatırlayacaksınız. Bu bağlamda geniş açılı lens kullanımı, bulunduğumuz ortamı izleyiciye tanıtmak, dünya üzerinde bireyin yalnızlığını vurgulamak, yabancılaştırma efektini artırmak, karakterlerin duygusal uzaklığını vurgulamak gibi çeşitli içsel sebeplerle kullanılabilir ve elbette bu sebepler artırılabilir.

50 mm civarına tekabül eden standart açı ise, insan gözüne en yakın kamera açısıdır. Kamera sahneyi insan gözünün gördüğü gibi görür. Bu tür lensler izleyicinin ikna edilmesine ihtiyaç duyuluyorsa özellikle kullanılır. İzleyicinin göz hizzasında standart lens ile çekilen bir planda, izleyici bir şeyler anlatan karakterin anlattıklarını büyük ölçüde samimi bulacaktır. Belgesel estetiğinde de sık sık başvurulan bu yöntem karakterle izleyicinin birbirinin yansıması gibi görünmesini sağlar.

50 mm’nin üzeri dar açı- telephoto lens olarak adlandırılsa da genellikle tercih edilen aralıklar 70-200 mm arasındadır.  Telephoto lensler, en fazla alan derinliği veren lenslerdir. Arka plandan karakteri ayıran ve bir o kadar da karaktere yaklaşan bir görüntü verir. Dar açı olarak tanımlayabileceğimiz bu lens çeşidi, genellikle duyguların daha yoğun yaşandığı anlarda izleyicinin karaktere yakınlaşması için kullanılır ve özdeşimi kolaylaştırır. Yanı sıra, karakterin içinde bulunduğu durumdaki sıkışmışlığını yansıtmak için ya da karakterlerin birbiri üzerinde kurduğu üstünlüğü yansıtmak için de dar açılı lens kullanılabilir. Bir örnek üzerinden incelemek gerekirse, The Departed filminin aşağıda yer alan sahnesine bir göz atalım.

Dikkatinizi çektiyse, Martin Scorsese’nin kamerasından, kavga eden iki karakterin izleyiciye yansıtılma biçimi birbirinden çok farklı. Matt Damon’ın canlandırdığı Colin karakteri, Mark Wahlberg’in canlandırdığı Dignam karakterine göre daha geniş bir açıda çekiliyor. Lens aracılığıyla vurgulanan Dignam’a daha yakın olduğumuz ve Dignam’ın bu tartışmada daha üstün bir taraf olabileceği. Colin karakterine ise fazlasıyla mesafeli bir noktada konumlandırılıyoruz. Fakat Dignam, Alec Baldwin’in karakteri tarafından iş yerinden uzaklaştırıldığı anda Dignam’ı Colin’i gördüğümüz açıya benzer bir biçimde görüyoruz. Bu da ikili arasındaki üstünlük durumunun eşitlendiğini gösteriyor.

Yanı sıra karakterlerin hissiyatına göre lensleri nasıl kullanabileceğinize ayrıntılı bir biçimde aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi