Çerçeve oranı kullanımının izleyiciyi nasıl etkilediğini gözler önüne seren kolaj çalışması, bu konuda sinema tarihi boyunca yaşanan değişimleri de masaya yatırıyor.

Sinema karesinin eninin boyuna oranını ifade eden çerçeve oranı (aspect ratio) esasında oldukça maceralı bir hikayeye sahip. Hikaye, 1909’da Thomas Edison ve şirketinin hemen hemen her şey gibi video kliplerin enlerinin boylarına oranının da patentini almasıyla başlıyor.

1950’lere kadar ufak değişikliklerle de olsa filmler 4:3 oranında çekilmeye devam ediyor. 1950’de ise eğlence sektöründe artan ticari rekabet, bugünün tekniğine yön verecek bir değişimin ilk adımına sebep oluyor. Şöyle ki; 1950’de evlerde televizyonların yaygınlaşmasıyla sinemalar izleyici çekemez hale geliyor ve çareyi televizyonun veremeyeceği bir şeyi izleyiciye vaat etmekte buluyorlar: Daha geniş ekran!

3 kameralı Cinerama‘dan sonra Paramount, Universal gibi yapım şirketlerinin daha geniş ekran görüntüleri daha kaliteli yayınlayabilmek adına girdikleri rekabet, William Wyler‘ın efsanevi filmi Ben Hur‘da kullanılan 1:2.70 (Bugünün standardı olan 16:9, alternatif kullanımına göre 1:1.77’ye denk geliyor) gibi absürt rakamların ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Çerçeve Oranı Bugün Ne İfade Ediyor?

Bugün sosyal paylaşım ağlarının, bilgisayarların ve HD televizyonların etkisiyle standart geniş ekranın oranı 16:9‘da sabitlenmiş durumda, dijital teknoloji sayesinde de istenen çerçeve oranını elde etmek artık çok kolay. Bu yüzden çerçeve oranı kullanımı eskisi gibi yapım şirketlerinin birbirleriyle rekabet etmek için geliştirdikleri teknolojik yenilikler olmaktan çıkıp yaratıcı kullanılabilen birer anlatı ögesi haline geliyor.

Örneğin büyük bütçeli savaş filmleri, çerçevede daha fazla aksiyona yer vererek gövde gösterisi yapabilmek için ya da ağır duygusal filmler yakın planlarla karakterlerin mimiklerini ortaya çıkarırken, bir yandan da seyircinin mekan algısını yitirmemesi için daha geniş çerçeve oranları kullanırken daha gerçekçi tavırdaki filmler izleyicinin kendini bir gözlemci gibi hissetmesi için normal geniş ekran oranı olan 16:9‘u tercih ediyorlar.

Çerçeve oranı kullanımına dair ilginç örnekler de mevcut. Örneğin Interstellar‘da Christopher Nolan, uzayın büyüklüğünü tasvir etmek için uzay boşluğunda geçen sahneleri daha geniş çerçeve oranıyla çekiyor. Yahut Büyük Budapeşte Oteli‘nde Wes Anderson, 30’lu yılları anlattığı sahnelerde çerçeve oranını 4:3 olarak ayarlayarak geçmiş hissiyatını artırıyor. Pi’nin Yaşamı‘nda ise 3 boyut etkisini arttırtmak için çerçevenin altına ve üstüne çekilmiş siyah bantlar sayesinde çerçeveden dışarı fırlayan balıklar görebiliyoruz.

Now You See It adlı Youtube kanalı tarafından yayınlanan videoda bunlar gibi birçok ilginç örnek bir araya getirilmiş. Videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi