Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Esaret tüm canlıların doğasına aykırıdır. Buna rağmen insanlar çeşitli sebeplerden ötürü yüzyıllardır başka insanları ve hayvanları esir tutup işkence etmekteler. Ardında birçok farklı amaç ve duyguyu güçlü bir şekilde barındıran ve insanlığa artık bir şekilde doğal gelen esareti sinemada konu edinen filmlere de sıklıkla rastlıyoruz. Suç işleyen bir insanın hapse atılması, savaş sırasında ele geçirilen düşmanın esir tutulması, birinin psikolojik sorunu yüzünden bir başkasını kapalı tutması gibi farklı açılardan işlenen esaret filmlerinin alışılan sonlarından biri de firardır. Esaretin öncesinin, esir tutulma esnasında yaşananların, firar etmek için yapılan zekice planların, kaçışın kendisinin veya esaretten sonra yaşananların ustalıkla anlatıldığı firar filmi, filmleri; adalet, dostluk, fedakarlık, yalnızlık, şiddet ve işkence gibi kavramlar farklı bakış açılarıyla incelenir. Biz de sinemada sıklıkla karşımıza çıkan ve kimi zaman duygulandıran, kimi zaman heyecanlandıran, kimi zaman da güldüren firar filmlerinden bir liste hazırladık. Sinema tarihine unutulmaz izler bırakan firar filmlerinden en etkileyici 10 tanesini ele aldığımız listemize mutlaka göz atmalısınız!

Sinema Tarihinin 10 Başarılı Firar Filmi!

La Grande Illusion (1937)

la - grande - illusion - filmloverss

İki Fransız hava subayının 1. Dünya Savaşı sırasında uçaklarının düşürülmesi ile Almanlar tarafından esir alınmalarını anlatan La Grande Illusion, Fransız yapımı bir filmdir. Jean Renoir’nın yönettiği ve senaryosunu Charles Spark ile birlikte yazdığı filmde Jean Gabin, Erich von Stroheim, Dita Parlo ve Pierre Fresnay gibi dönemin önemli isimleri rol almışlardır. 2. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde çekilen film, o çalkantılı dönemde dünya çapında beğeni kazanmıştır. Bunun neticesinde de Venedik Film Festivali’nde senarist ve yönetmen Jean Renoir’a özel ödül kazandırıp Oscar’da En İyi Film Adayı olmuştur.

Esir düşen Fransız askerlerin Almanlar tarafından hapishaneye dönüştürülmüş bir şatoda yaşadıkları olayları anlatan La Grande Illusion, şiirsel gerçeklik akımının önemli eserleri arasında kabul edilir. Birçok farklı ülkeden, farklı sosyal sınıflardan esirlerin yaşadıklarını ve savaşın kendisinden çok savaşma kavramını anlatan film, sosyal sınıf kavramının düşmanlığın önüne geçebileceğini de gözler önüne sermektedir. Aristokrat sınıftan olup esir düşen Fransız subayın, şatonun aristokrat komutanı ile çok yakın arkadaşlık kurması ve diğer esirlerin kaçışı sırasında Fransız subayın fedakarlık yapması ile istemeden de olsa Alman subayın kendisini vurması; düşmanlık, savaş, esaret, dostluk ve sınıf kavramları hakkında düşündürmektedir.

Brute Force (1947)

Brute Force, classic DVD

The Naked City, Thieves’ Highway, Night and the City filmlerinin yanında, Yunanistan’da geçen Never on Sunday ve İstanbul’da geçen Topkapı filmleri ile bilinen usta yönetmen Jules Dassin’in yönettiği film, Amerika’da başlayan komünist karşıtlığından sonra çekilmiştir. Polisiye bir kara film olan Brute Force, yönetmenin Amerika’da çektiği son filmlerden birisidir. Burt Lancester’in oynadığı ikinci film olan Brute Force’da Charles Bickford, Hume Cronyn ve Yvonne De Carlo da rol almaktadır. Amerika’daki cezaevi sistemine çok şiddetli eleştiriler yapan filmin sansürün yaygın olduğu yıllarda gösterilmesi dikkat çekiyor.

Disiplini olmayan Westgate hapishanesinde yaşananlar filmde konu edilir. Zayıf otoriteli bir müdür tarafından yönetilen hapishanenin asıl yöneticileri birkaç güçlü mahkum ve gardiyanlardır. Hapishanede disiplin eksikliği yüzünden şiddet çok yaygındır. Şiddet yanlısı gardiyanlar olayları kontrol edebilmek için korku, işkence, ispiyon ve şiddeti birer silah olarak kullanmaktadır. Burt Lancester’in canlandırdığı Joe Collins adlı mahkum ise hapishanedeki düzensizlikten bıkarak diğer mahkumları da ikna eder ve hapishaneden kaçma girişiminde bulunurlar.

The Great Escape (1963)

great - escape - filmloverss

Gelmiş geçmiş en önemli firar filmlerinden biri olarak kabul edilen The Great Escape, Paul Brickhill’in aynı adı taşıyan kitabından James Clavell tarafından uyarlanmıştır. Filmin yönetmenliğini John Sturges yaparken müziklerini de Elmer Bernstein bestelemiştir. 2. Dünya Savaşı’nda geçen film 1964 yılında düzenlenen Oscar’da En İyi Film Kurgusu dalında ödüle aday gösterildiyse de kazanamamıştır. Steve McQueen’in efsanevi performansıyla anılan film oyuncu kadrosunun yanında hayran bırakan görselliği, dikkatli izlendiğinde yakalanabilen ayrıntıları, eğlendiren ve düşündüren diyalogları ile de hatırlanmaktadır. Gerçekten adındaki gibi büyük bir kaçışı ustalıkla konu edinen film birçok yönüyle alışılmış Amerikan filmlerinden de ayrılmaktadır.

Steve McQueen, James Garner, Richard Attenborough, James Donald gibi yıldız isimlerin oynadığı film Nazilerin kurduğu kamptan kaçan esirlerin hikayesini ele almaktadır. Savaş sırasında Naziler tarafından tutuklanan müttefik subayları uzunca bir süre tünel kazarak kaçmak ile uğraşırlar. En sonunda kaçışı başarsalar da Alman askerleri tarafından bir kısmı İsviçre’de bir kısmı da Almanya’da yakalanır ve kaçan askerlerin ellisi kampa geri getirilirken Naziler tarafından öldürülürler.

Papillon (1973)

papillon - filmloverss

Ünlü Fransız yazar Henri Charriere’nin gerçek hayat hikayesini anlattığı aynı adlı kitaptan sinemaya uyarlanan film Fransa ve Amerika ortak yapımıdır. Kitabı filme uyarlayan isim ise geçtiğimiz aylarda hayatının Bryan Cranston tarafından canlandırıldığı biyografisi yayınlanan Dalton Trumbo’dur. Franklin J. Schaffner’in yönetmenliğinde ve Ted Richmond’ın yapımcılığında çekilen filmin müziklerini ise ünlü bestekar ve film müziği yaratıcısı Jerry Goldsmith yapmıştır. Film 1974’te düzenlenen Oscar’da En İyi Müzik kategorisinde aday olmuştur.

Kaçması imkansıza yakın olan Fransız Guyanası’na gönderilen fakat aslında suçsuz olan Papillon’un hikayesine odaklanan film adeta özgürlüğe adanmıştır. Kaçması imkansız olan hapishaneye gönderilen Papillon yolda bir banker olan Dega ile tanışır ve arkadaş olur. Hapishaneden birçok kez kaçan ve yakalanıp geri gönderilen Papillon, ilk kaçma girişimini Dega’ya vuran mahkumu döverek gerçekleştirir fakat çok geçmeden yakalanarak iki yıl hücre hapsine alınır. İki yılın sonunda tekrar planlar yapıp Venezuela’ya kadar kaçmayı başarır. Burada bir rahibenin ihbarıyla tekrar yakalanır ve bu sefer beş yıl boyunca hücre hapsine alınır. Cezası bitince Dega’nın yanında hapse gönderilir fakat buradan da kaçıp özgürlüğüne kavuşur.

Down by Law (1986)

down - by - law - filmloverss

1986 yılında yayınlanan film siyah beyaz olarak çekilmiştir. Ünlü yönetmen Jim Jarmusch tarafından yazılıp yönetilen film, yönetmenin diğer filmlerinde de işlediği boşluk hissi ve amaçsızlık temalarını içermektedir. Tom Waits, John Lurie ve Roberto Benigni’nin başrollerinde olduğu filmin müziklerini de John Lurie ve Tom Waits yapmıştır. Jim Jarmusch’un özgün ve orijinal espri anlayışını sonuna kadar görebileceğimiz filmde adalet ve insan ilişkileri gibi konular ele alınmaktadır.

Tom Waits, John Lurie ve Roberto Benigni’nin canlandırdığı karakterlerin hayatlarını göstererek başlayan filmde Zack (Tom Waits) ve Jack (John Lurie) suç işlemedikleri halde kendilerini hapiste bulurlar. Roberto (Roberto Benigni) da cinayetten suçlanarak aralarına katılır. Başlarda pek anlaşamasalar da Roberto’nun ısrarla iletişim kurmaya çabalaması ile yavaş yavaş kaynaşan üçlü güzel bir arkadaşlık kurar. Bir süre sonra hapishaneden kaçmak için plan yapan üç arkadaş bir şekilde hapisten kaçmayı başarır ve tamamen kurtulana kadar yoldaşlık yapmaya devam ederler. Eninde sonunda ayrılmaları gerektiğinde, grubu ilk bırakan kişi Nicoletta (Nicoletta Braschi) adında bir kadına aşık olan Roberto’dur.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi