Önceki Sayfa1 / 6Sonraki Sayfa

“Film noir’in aradığı ve görmeye, göstermeye çalıştığı şey, taşın arka yüzündeki çamurdur. Film noir’ın güneşli fakat suç dolu dünyasında hiç kimse masum değildir, çamur; yani kötülük bir şekilde herkese bulaşır, herkesi kirletir. Belki de kötülük insanın dışında değil, içindedir. Belki de her insanın içinde iyilik kadar kötülük de vardır ve eline geçen ilk fırsatta yüzünü göstermek için gizli, kuytu bir yerde öylece bekler durur. Film noir’ın karanlık dünyasında katil kadar kurban, tehdit eden kadar tehdit edilen, ihanet eden kadar ihanete uğrayan da suçludur.”

 – Hakan Savaş (Sinema ve Varoluşçuluk, 2003) –

 

Sinemada tür (genre) kavramı ve Film Noir’ın (Kara Film) bir tür olup olmadığı yoğun tartışmalara sebebiyet vermiş olsa da; film noir adı altında geçen filmlerin Amerika’ya özgü olduğu ve orada geliştiği açık bir gerçektir. Film noir, ilk olarak, kahramanlarını çürümüş ve karanlık bir dünyanın içine yerleştiren Hollywood suç filmlerini tanımlamak için kullanılmıştır. Kenti ve kent yaşamının gerçekliğini gözler önüne seren film noir, 1929 yılında yaşanan büyük ekonomik buhranın ardından rekabet, suç, işsizlik gibi durumların tavan yaptığı; acımasız ve güvensiz bir dünya içerisinde gittikçe yozlaşan ahlaki değerleri gün yüzüne çıkarır. Özünde Amerikan değerlerine karşı bir eleştiri olarak okunabilecek film noir’ler; Hollywood’un yüceltilmiş diğer türlerine nazaran daha kaba olmasına rağmen, oldukça dürüst ve gerçekçidir. Film estetiği ve biçemi olarak Alman Dışavurumculuk akımından; gerçekçilik ve kent yaşamını gözler önüne seren hikayeler bakımından da İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nden etkilenen ve kendinden sonra gelecek Fransız Yeni Dalga akımını da derinden etkileyecek olan film noir türünün; dürüst ve gerçekçi bir anlatımdan uzak kalması da düşünülemezdi.

1940’ların başından 1950’lerin sonuna dek uzanan ve Fransız film eleştirmenleri tarafından Amerikan Sineması’nın ‘klasik film noir dönemi’ olarak adlandırılan filmlerin en tipik özelliklerinden biri kaynağını Amerikan ya da İngiliz dedektif romanlarından almış olmasıdır. Film noir türüne öncülük eden bu romanların belli başlı yazarları ise Dashiell Hammett, Raymond Chandler ve James M. Cain’dir. Film noir türünü etkileyen bu yazarların belli başlı edebi eserlerinin de, Amerikan dedektif ve suç kurgularını içerisine alan kötümser, karanlık ve eleştirel yapının temsilcisi ‘hard boiled’ ekolünün içinde yer aldığını belirtmek gerekir. Bu dönemde yapılan filmler için, ilk olarak, ‘film noir’ adını kullanan Fransız eleştirmenler Raymond Borde ve Etienne Chaumeto; film noir ismini, söz konusu filmler ile yazın arasındaki ilişkiden yola çıkarak seçtiklerini belirtmişlerdir.

Hemen hemen her film noir filminin ortak özelliklerinden bahsedecek olursak, bunları şu şekilde sıralayabiliriz: Eril dış ses kullanımı, geriye dönüşler (flashbackler), siyah-beyaz görüntü, keskin ve dramatik gölge kullanımları, öznel kamera kullanımı ile toplumsal bakışın yerini alan bireyin bakışı, izleyicinin kahramanla özdeşleşmesini engelleyen teknik ayrıntılar; karanlık, çürümüş, yozlaşmış ve suç dolu bir dünya izlenimi, dışavurumcu bir ışık kullanımı, özel dedektifler, femme fatale kadın karakterler, provokatif  diyaloglar vb.

Orson Welles’in Touch of Evil (Bitmeyen Balayı) filmini klasik film noir döneminin son filmi olarak kabul eden akademisyenler ve eleştirmenler film noir’ın aslında sona ermediğini; fakat üslubunun yeni yapım şartları çevresinde güncellenip, şekil değiştirdiğini ifade ederler. Bu sebeple film noir geleneğinden gelen ama bu tarihlerden daha sonra çekilen filmler (örneğin; neo-noir filmleri) klasik film noir türünün devam eden bir parçası olarak görülür. Klasik film noir döneminin sinema tarihini etkilemiş 10 filmini bir araya getirmiş olduğumuz bu dosya elbette çoğaltılabilir; fakat ilk etapta aklımıza gelen bu 10 filmi, kronolojik olarak şu şekilde sıraladık.

Önceki Sayfa1 / 6Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi