Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Sansür tarih boyunca var olmuş ve kendini çeşitli şekillerde toplumlara göstermiştir. Bazen devlet adamları sansürü halkın bilinçlenmemesi için, bazen toplumun ‘ahlak’ anlayışını korumak için, bazen kendi çıkarlarına ters düştüğünden, bazen ise sadece göz dağı vermek, yapabildiklerini göstermek amacı ile kullanmışlardır. Yeri gelmiş kitapları yakmışlar, filmleri makaslamışlar, tabloları parçalamışlardır. Halkı bu önlemlerin gerekli olduğuna ve bu önlemler alınmaz ise toplumun bütünlüğüne çok büyük zararlar gelebileceğine inandırmışlardır. Bizler, Homo (insan) cinsinin Sapiens (akıllı, zeki, düşünen) türüyüz. Bir sapiens olmanın bize bahşettiği, düşünebiliyor olma özelliği yanında bir artı olarak karar verebilme yeteneğini de getiriyor. Yani biz insanlar, birey olarak bir tablodan zarar göreceğimize inanıyorsak bakmayabiliriz, bir filmin ahlakımızı bozacağını düşünüyorsak seyretmeyebiliriz, bir kitabın dini inancımızı sarsacağını düşünüyorsak okumayabiliriz. Ve bunların hepsine kendi başımıza karar verebiliriz. Bir Homo Sapiens’in, başka bir Homo Sapiens için böyle bir karar almasına gerek yoktur. Bir eserin var olması, o eserden hoşlanmayan bir bireyin özgürlüğünü kısıtlamaz fakat var olmuş bir eserin ortadan kaldırılması, o eseri deneyimlemek isteyen bireylerin özgürlüklerini kısıtlar. Bir insanın kendi varoluşundan parçalar ekleyerek, emek vererek yaratmış olduğu bir eseri ‘yok etme, değiştirme, düzeltme’ fikri korkunç ve gaddarcadır! İşte bu yüzden, bugün, sizin için sinema tarihi boyunca bu gaddarlığa uğramış filmlerin küçük bir listesini hazırladık!

Sinema Tarihine Damga Vuran 10 Yasaklı Film!

The Kiss (1896)

the - kiss - filmloverss

Sinema tarihinin ilk toplu gösterilen filmlerinden olan The Kiss, gösterildiği ilk gün seyircilerin tepkisine maruz kaldı ve yetkililer tarafından gösterimi yasaklandı. Bu sansür The Kiss’e, sinema tarihinde ‘ilk sansür uygulanmış film’ olma özelliğini kazandırdı. Film William Heise tarafından, o zamanlar Black Maria stüdyolarında çalışan Thomas Edison için çekildi. O dönemin Kanada’da ilk toplu gösterilen filmi olması planlanıyordu fakat The Kiss’in gösteriminden yaklaşık bir ay önce Lumiere Brothers, kendi filmlerini Montreal’de göstermişti. Yaklaşık 20 saniye süren The Kiss, May Irwin ve John Rice’ın arasındaki tekrarlanmalı bir öpüşme sahnesinden ibaret.

La passion de Jeanne d’Arc (1928)

the-passion-of-joan-of-arc - filmloverss

Josephn Delteil’in tarihsel gerçeklere dayanarak yazmış olduğu romanından, Danimarkalı yönetmen Carl Dreyer tarafından sinemaya uyarlanan La passion de Jeanne d’arc, 1400’lü yıllarda Fransız bir köylü kızının başlattığı direnişini, uğradığı ihanet sonucunda yakalanışını ve yakalandıktan sonra ‘sapkınlık’ suçlaması ile engizisyon mahkemesinde yargılanışını anlatan bir dram filmi. Film, Fransa ve İngiltere’de sansürlendi. Filmin negatifi ‘yanlışlıkla’ çıkan bir yangında yandı. Daha sonralarda orijinalinin bir kopyası bulunan film tekrar birleştirildi. Günümüzde ise zamanında ciddi bir sansür gören La passion de Jeanne d’Arc’ın, Luc Besson tarafından çekilen ve başrolünü Mila Jovovich’in oynadığı bir versiyonu bile bulunmaktadır.

Betty Boop (1930-1935)

betty  -boop - filmloverss

Helen Kane’den ilham alındığı bilinen Betty Boop, zarif hatlara sahip, oldukça feminen giyinen, şarkı söyleyip dans eden bir çizgi film karakteridir. 1930’lu yıllarda, Papa’nın ricası ile Amerika’da kurulan heyetler, sinemanın ahlakını düzeltmek adına işe koyuldular ve Senatör William Hays’ın hazırladığı yasanın kabulü ile birlikte, animasyoncu Grim Natwick’in yardımıyla, Dave Fleischer’ın yaratmış olduğu ve cinsel bir çekiciliğe sahip olan çizgi film Betty Boop yasaklandı. Şimdi ise Betty Boop’u tişörtlerde, kozmetik ürünlerde, telefon kaplarında hemen hemen aklımıza gelebilecek olan her yerde görmek mümkün!

The Great Dictator (1940)

great - dictator - filmloverss

Chaplin’in; Hitler’i, savaşı, Nazizm’i, Mussolini’yi parodik bir şekilde ele aldığı Great Dictator’ın çekimlerinin başlamasından itibaren dönemin Alman diplomatları ABD’ye filmin çekiminin durdurulması için baskı yapmaya başladılar. Amerika, Chaplin’i filmi çekmeyi durdurması için uyardı, Hitler’in Los Angeles Konsolu ve Amerikan Nazi Örgütleri ise filmi çekmeye devam etmesi sonucunda onu öldürecekleri ile ilgili tehditlerde bulundu. Fakat Chaplin filmi çekmeye devam etti ve en sonunda filmi bitirdi. Filmin gösterime girmesi ile birlikte Nazi taraftarları filmi protesto ettiler ve film karşıtı bir kampanya başlattılar ve filmi gösterimden kaldırttılar. Nazi Almanya’sından korkan bir çok ülke ise gösterime izin veremedi.

Nóz w wodzie (1962)

noz - wodzi - filmloverss

Polanski, Sudaki Bıçak’ın senaryosunu Polonya Kültür Bakanlığına gönderir ve Bakanlık’tan ‘yetersiz içerik’ gerekçesi ile red cevabı alır. Daha sonra birkaç sahneyi değiştiren Polanski’nin senaryosu onaylanır ve çekimlere başlanır. Çekimler esnasında da birçok eleştiri alan Polanski, çekimleri bitirir fakat bu sefer yetkililerin filmin sonunu beğenmemelerinden dolayı son kısmı değiştirir. Nihayet film biter ve vizyona girer. Polonya Birleşik İşçi Partisi sekreteri Gomulka’nın film için kötü yorumlar yapması üzerine Polanski ‘beni üç çeşit insan fikri ilgilendiriyor. Film yapımcıları, sanatçılar ve film izleyicisi. Gördüğüm kadarıyla yoldaş Gomulka bunlardan hiçbiri değil’ açıklamasını yapar ve ülkesini terk eder.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi