Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa

Cinema Paradiso’dan Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’a; The Dreamers’tan Me and Earl and The Dying Girl’e sinema aşıklarının iç dünyalarını keşfe çıktığımız, sinefilleri anlatan unutulmaz filmleri sizin için hazırladık.

Yusuf Atılgan’ın sinemadan çıkmış insanı tasvirinde olduğu gibi… “Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan.. gördüğü film ona bir şeyler yapmış, salt çıkarını düşünen kişi değil, insanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.”

Sinemanın sanatın bir dalı olmasından ziyade, insanın hayalini şekillendiren, hayatını derinden etkileyen bir tutkuya dönüşmesi kaçınılmazdır. Sinemayı hayatından ayrı tutamayan; aşkını, mutsuzluğunu, nefretini sinemanın büyülü dünyasıyla tanımlayabilen sinemaseverler, hayallerini ve amaçlarını 24 kareye sığdırmışlardır. Sinemayla zamanın birinde yolu kesişen her kişi, dünyaya ve insanlara farklı bakar; hayatın anlamsız kurgusunun içinde kaybolmadan yürüyebilir. Artık onun için farklı bir evrenin kapısı açılmıştır… O evrenin kapısını bir kez olsun aralayabilenler için; sinema aşıklarının iç dünyasını görmemizi sağlayan ve her sinemaseverin tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağı, sinefilleri anlatan 10 filmi derledik.

O zaman Atılgan’ın dediği gibi devam edelim.. “Kocaman sinemalar yapmalı. Bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara, iyi bir film görsünler. Sokağa hep birden çıksınlar.” İçimizdeki ‘sinemadan çıkmış insanı’ öldürmeyelim!

Sinefilleri Anlatan 10 Unutulmaz Film!

Play It Again Sam – 1972

play-it-again-sam-filmloverss

Woody Allen’ın aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan, yönetmenliğini ise Herbert Ross’un üstlendiği Play It Again Sam, ismini sinema tarihinin efsane yapımlarından biri olan Casablanca’dan alır. Filmde Ilsa’nın Cafe Americain’e girip Sam’e söylediği “Play it once, Sam, for old times” repliği, ‘Play it again, Sam’ olarak akıllarda kalmış ve Allen’ın kaleme aldığı oyunun da adı olmuştur. Allen’ın alışılmış karakterlerinden biri olan Allan Felix, karısı tarafından terk edilmiştir ve bunalımdadır; en yakın arkadaşları ise Felix’i bunalımdan kurtarmak için onu sürekli yeni kadınlarla tanıştırırlar. Ancak tüm bu tanıştırmalara rağmen sonunda yine hayali arkadaşı Humphrey Bogart’la yalnız kalan nevrotik bir adam olan sinema tutkunu Felix, hikayenin sonunda kendisi gibi sinemaya aşık olan üst kat komşusuyla tanışmasıyla hayatının mutlu sonuna ulaşır.

The Purple Rose of Cairo – 1985

the-purple-rose-of-cairo-filmloverss

Gerçek dünyayla hayal dünyası arasındaki çizginin yok olduğu, sinefilleri anlatan filmlerin içinde en fantastik olanı belki de; Woody Allen’ın yarattığı evreninde karşımıza çıkan hikayelerden biri olan The Purple Rose of Cairo, Amerika’da büyük ekonomik bunalım yıllarında mutsuz yaşantısından bir süre için olsun uzaklaşmak isteyen ve sürekli sinemaya giden, geleceği olmayan garson olarak çalıştığı işinden ve alkolik kocasından bunalmış olan Cecilia’nın beyazperdedeki idolü olan aktörün filmin içinden çıkıp gerçek dünyaya gelmesiyle yaşadığı bir aşk hikayesini ele alır. Buhran yıllarında birçok insanın yaptığı gibi, gerçek hayattan kaçmak için en güzel yollardan biri olan, büyülü sinema dünyası birçokları gibi Cecilia’nın da hayatını değiştirir. Mia Fallow ve Jeff Daniels’ın başrollerinde yer aldığı Allen’ın hem yönetmenliğini hem de senaristliğini üstlendiği filmi The Purple Rose of Cairo, Altın Küre töreninde ‘En İyi Senaryo Ödülü’ne layık görülmüştü.

Cinema Paradiso – 1988

cinema-paradiso-filmloverss

İzleyiciyle buluştuğu ilk günden itibaren Dünya sinemasının en önemli örneklerin  arasına adını yazdıran Cinema Paradiso, İtalyan yönetmen Giuseppe Tornatore’nin ikinci filmidir. Bir makinist odasında öğrenilen hayat, gelişen hayaller ve sinema tutkusunu en güzel şekilde anlatan filmlerden olan Cinema Paradiso, 1980’lerin Roma’sında ünlü İtalyan yönetmen Salvatore Di Vita’nın bir gece, onu sinemayla tanıştıran yaşlı bir sinema makinisti olan Alfredo’nun öldüğünü öğrenmesiyle 30 yıl öncesine, Salvatore’un çocukluğuna doğru yola çıkar. Sinema sevgisinin tohumlarının atıldığı günlere, yönetmenin Toto olduğu günlere, Salvatore’un çocukluğuna şahit olduğumuz sahnelerle ruhumuzu okşayan film, her sinemaseverin, çocukluğunda ailesinden aldığı harçlıklarla sinema yollarını tutan her izleyicinin kalbinde kendisine önemli bir yer ayırmıştır.

Close Up – 1990

close-up-filmloverss

İran sinemasının efsanevi yönetmenlerinden biri olan Abbas Kiyerüstemi imzasını taşıyan Close Up, kendisini ünlü yönetmen Mohsen Makhmalbaf olarak tanıtan ve zengin bir aileden çekeceği bir film için para istemesi sonucu tutuklanan bir kişinin gerçeğe dayanan hikayesini konu alır. Hüseyin Sabzien adındaki adamın tutuklandığını gazetede gören Kiyerüstemi, bu hikaye üzerine yarı-belgesel tadında bir film çekmeye karar verir; yoksul bir sinema tutkunu olan Hüseyin Sabzien otobüste yaşlı bir kadınla tanışır ve ona kendisinin ünlü İranlı yönetmen Mohsen Makhmalbaf olduğunu söyler. Buna inanan kadın, Hüseyin’i evine yemeğe davet eder. Yaşlı kadının evine giden Hüseyin, aileyi yeni çekeceği filme yatırım yapmaları koşuluyla yeni filminde oynamaya ikna etmeye çalışır. Ancak zengin aile bu durumdan şüphelenir ve polis işin içine karışır; artık Hüseyin’i zorlu bir dava süreci beklemektedir. Kurguyla gerçeğin muhteşem bir harmanıyla bizi buluşturan Kiyerüstemi, bu filmiyle sinemanın alışılmış kurallarını yıkmayı başarır.

Ed Wood – 1994

ed-wood-filmloverss

1960’lı ve 70’li yıllarda filmleri ağır eleştirilere maruz kalmış, yaptığı filmlerin sevilmemesine ve izlenmemesine rağmen film çekmeye devam eden yönetmen Ed Wood’un hikayesini, Tim Burton’ın gözünden Johnny Deep’in yorumuyla izlediğimiz film; Ed Wood’un ayrıntılı yaşam hikayesinden ziyade, en çok film yarattığı dönemi ve sinema sektöründe ün salan film yapma hırsını konu alıyor. Kendine has bir tarzı olduğunu söyleyebileceğimiz, sadece ilginç hikayeleri anlatmak istediğini söyleyen yönetmen Ed Wood, Tim Burton’ın ilham aldığı isimler arasında yer alıyor. İzleyiciye trajikomik bir hikaye sunan film, sinema tutkusunu anlatan en güzel filmlerden biri. Ed Wood’un filmlerinde yaşadığı başarısızlıklara rağmen; sinemaya ve kendi filmlerine olan sevgisi tükenmeyen Ed Wood’u gördükçe, akıllarda başkalarının hayallerini değil önce kendi hayallerimizi gerçekleştirmeliyiz düşüncesi beliriveriyor.

Önceki Sayfa1 / 2Sonraki Sayfa
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi