Stephenie Meyer’in romanından uyarlanan Alacakaranlık (Twilight), vampir filmine romantizm aşısı yapıp, bir popüler kültür ürününe dönüşünce, Hollywood’un yeni arayışlara girmesi ve tutan formülü benzer bir hikayede yeniden kullanmak istemesi sonucunda korku sinemasının en az vampirler kadar popüler zombi alt türüne yönelmesi şaşırtıcı bir gelişme olmadı. Isaac Marion’un hali hazırda yazılmış Warm Bodies adlı romanını keşfetmekte gecikmeyen Hollywood, yeni bulduğu madeni işleyerek piyasaya sürdü. Bizde Sıcak Kalpler adıyla 5 Nisan’da vizyona giren filmin yönetmeni geçtiğimiz yılın başarılı filmlerinden 50\50 ile tanınan Jonathan Levine. Yardımcı bir rolde karşımıza çıkan John Malkovich dışında tanınmamış yüzlerle yeni bir fenomen mi doğacak, yoksa tek atımlık bir kurşun olarak mı kalacak Sıcak Kalpler, hep birlikte göreceğiz.

Zombi kavramı ayaklar altında

Zombi filmlerinde iki gelenek var: ağır hareket eden zombiler ve 2000’li yıllarla birlikte literatüre giren hızlı zombiler. Warm Bodies nerede duruyor derseniz, aç gözlü bir tavırla ikisini birden kullandığını söyleyebilirim. Bunu mümkün hale getiren ise zombileri de kendi içinde ikiye ayırma fikri. Sıcak Kalpler’in yavaş hareket eden, düşünebilen ve hatta konuşabilen zombileri Romero’nun geleneğini takip edip, onları evrimleştiriyor. Evrimleşen zombilerin de bir kısmı zaman içinde tekrar bir evrim geçirerek, daha hızlı hareket edebilen ve klasik zombi görünümünün dışına çıkıp ‘kemikliler’ olarak adlandırılan daha korkunç yaratıklara dönüşüyor. İki farklı zombi temsili fena bir fikir değil aslında. Ancak konuşabilen, düşünebilen zombi nerede görülmüş? Shaun of the Dead ve Zombieland gibi zombi parodisi yapan filmler dahi konuşan zombi fikrinden uzak dururken, Sıcak Kalpler’in zombilerin suyunu çıkardığını ve zombi mitini ayaklar altına aldığını söylersek abartmış olmayız. Bir sahnede Julie, aşık zombimiz ‘R’ye Lucio Fulci’nin ‘Zombie’ filminin Dvd’sini gösteriyor. Bu sahne tek başına yönetmen Levine’in ciddiyetsizliğini gözler önüne seriyor.

Romantizm aşısı tutmamış, tutmaz!

Twilight’ta Bella’nın yakışıklı vampir Edward’a aşık olmasında ve Edward’ın da benzer hisler beslemesinde sorun yok. Vampirler de pekala aşık olabilir. Sıcak Kalpler’e dönüp baktığımızda hisleri olmayan bir zombinin aşık olabilmesi ne kadar absürtse bir insanın zombiye aşık olması fersah fersah daha absürd bir fikir. Twilight’ın akıl almayan başarısı, onun içi boş bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu açıdan boş bir filmi örnek alan Sıcak Kalpler’in de stüdyonun kasasını doldurmaktan başka gayesi olmadığı açık. Bu noktada Hollywood’un korku sinemasının eskitemediği vampir ve zombi alt türlerini, aşkı devreye sokarak  sömürdüğünü söylemeliyiz.

Sıcak Kalpler korku-komedi değil

Filmin bir korku-komedi örneği olduğu yönünde görüş belirtenler var. Levine’in mizahi bir üslubu olduğu ve esas oğlanla kızımızın yakınlaşmasından komik anlar çıkarttığı doğru fakat bu aşk öyküsünün arkasında klasik bir zombi filminden öte bir şey yok. Klişelere saplanıp kalan, zombi kavramına yenilik getireyim derken girdiği yolda kaybolan, komik olmayı denerken gülünç duruma düşen bir film Sıcak Kalpler.

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi