Testere 2,3 ve 4’ün yönetmeni Darren Lynn Bousman’ın son filmi Şeytanın Ormanı (The Barrens) yönetmenin aynı zamanda senaristliğini de üstlendiği son korku filmi. Başrollerinde True Blood’ın yıldızı Stephen Moyer ve Mia Kirshner’i izlediğimiz filmde, “mutlu mesut” bir ailenin, bağlarını güçlendirmek için yola koyulduğu kamp macerasını konu alıyor. 

Klişe korku filmi sekansı şu şekilde başlıyor: seyircinin hiç tanımadığı, filmin ilerleyen sürelerinde de cesetleriyle karşılaşacağı, dolayısıyla tanımasına hiç gerek olmayan sadece açılıştaki o ilk zıplatmayı sağlamak için kullanılan bir çift ormanda yürür, garip sesler duyarlar. Çiftimiz acil servisi arayıp yardım çağırana kadar ekran kararır ve akıbetlerini filmin ortasına kadar öğrenemeyiz. Hemen arkasından gelen açılış jeneriğindeki eğlenceli şarkı ve görüntülerin True Blood ile benzerliği ilk bakışta göze çarpan detaylar arasında. Richard eşi Cynthia, oğlu Danny ve ilk eşinden olan kızı Sadie ile bu tatili, bağlarını güçlendirmek için planlamıştır. Aynı zamanda babasının vasiyeti üzerine küllerini daha önce babasıyla da sık sık kamp yaptıkları bu bölgedeki nehre dökecektir. Fakat kampta işler planladıkları gibi olmayacaktır…

The-Barrens

Korkunç, karanlık orman imgesi, sıra dışı sesler ve bu seslerin ait olduğu bilinmeyen varlıklar, kamp ateşi, cadılar, şeytanlar ve hayalet hikayeleri ve tabii bile bile lades durumları… Anlaşılacağı üzere tüm korku filmi klişelerini bir araya getiren Şeytanın Ormanı ne yazık ki vasatın da vasatı olmaktan öteye gidemiyor. Stephen Moyer’in abartılı oyunculuğu ve garip bir şekilde eğreti duran İngiliz aksanı True Blood’tan Bill Compton ile karşılaşmışız hissine sebep oluyor. Senaryodaki mantık hataları, açık noktalar ve eksikler gözden kaçmıyor. Üzerine kötü yazılmış diyaloglar da eklenince korku ve komedi arasındaki o ince çizgi hayli aşılıyor. Öyle ki Richard’ın kendisini ısıran köpeği itlaf ettikten sonra su görünce çıldırması üzerine Cynthia’nın sorduğu anlamsız soru izleyicinin gülümsemesine sebep olabilecek cinsten: “Seni ısıran köpeğin ağzından beyaz köpükler geliyor muydu?” Hani belki izleyici Richard’ın kuduz olduğunu hala gözüne sokulan su sahnesiyle anlamamıştır; bir de biz replik yazalım bunu iyice pekiştirelim amacı çok göze batıyor. Bu durum sadece bu sahnede değil, bir başka acil durum telefon konuşmasında da karşımıza çıkıyor. Acil servis memuru yerlerini sorduğunda Cynthia bilmediğini söyleyip, memura adını söyleyince memurun, “aa, zaten kampta tanışmıştık sizin nerede olabileceğinizi tahmin ediyorum” gibi bir yanıt vermesi de zoraki diyaloglardan ve senaryoyu bağlama çalışmalarından fazlası olamıyor. 

Film hakkında söylenebilecek tek olumlu taraf ise, son sahnesine kadar hayal ve gerçek arasında gidip gelerek, izleyiciyi şeytanın varlığı konusunda şüpheye düşürmesi oluyor. Fakat bu durum da filmi kurtarmaya ne yazık ki yetmiyor. Korku sineması severlerin yine umduklarını bulamayacakları hayal kırıklığı olan film, bu hafta vizyona giriyor. 

Keyifli seyirler…

Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi