Atom Egoyan bu filminde, 1993 yılında Memphis Cinayetleri olarak bilinen gerçek bir olaydan yola çıkıyor. Özellikle yönetmenin tarzını ve filmografisini göz önüne aldığımızda beklenebilir bir seçim. Çocuklarını kaybeden ebeveynlerin acısı hiç kuşkusuz Egoyan’ın en önem verdiği konuların başında geliyor. Bu filminde de yine aynı konu üzerinden filmi işliyor.

Ormanda kaybolan üç çocuğun cesedinin bulunmasıyla birlikte katil arama çalışmaları ve satanist eğilimli üç kişinin zanlı olarak yargılanması üzerinden devam ediyor film. Egoyan’ın bu filminde de yine diğer filmlerinde başarılı olarak gerçekleştirdiği ufak kasaba atmosferi ve bu ufak kasaba insanlarının birbirleriyle olan ilişkilerine dair oldukça gerçekçi bakışı devam ediyor. Fakat bu kabul edilebilir kendi tarzını tekrar etme işlevi bu filmde tam olarak işe yarayamıyor. Öyle ki Egoyan’ın filmografisini göz önüne aldığımızda Şeytan Düğümü’nün hiç yeni bir şey katmadığını söyleyebiliriz. Egoyan’ın zaten daha önce çok daha yetkin ve incelikli bir şekilde ele aldığını konuyu bu sefer neredeyse sıradan bir televizyon formatında ele alıyor olması gerçekten de beklenmedik bir şey. Öyle ki Toronto Film Festivali’nde bunun bir Atom Egoyan filmi olmadığına dair espriler dahi dönmüş.

Cinayete kurban giden çocukların ebeveynlerinin iki farklı adalet anlayışı arasında yaşadığı çatışma (İntikam alma duygusuyla aranan adaletle gerçek adalet arasındaki çatışma) gerçekten iyi işlendiğinde eli yüzü düzgün bir konu. Ve elbette daha önce defalarca da işlenmiş. O yüzden filmi izlerken sonuna dair merakınız yeterli seviyede olmuyor. Özellikle de Egoyan’ın bu merakı oluşturma konusundaki ketum tutumu ki çocukların kaybolup mahkemenin başlamasına kadar olan süreç gerçekten de inanılmaz sıkıcı çünkü olacak her şeyi zaten çok kolay bir şekilde tahmin edebiliyorsunuz, filmi oldukça kritik bir noktaya getiriyor. Egoyan’ın belki de esas vurucu nokta olarak düşündüğü mahkeme sahneleri her ne kadar konuyu işleme konusunda başarılı olsa da yeni ve etkileyici bir bakış ortaya koyamıyor. Fakat yönetmenin hakkının verilmesi gereken bir konu filmin tüm işleyişi boyunca sırtını dayadığı popüler aksiyon kurguya özellikle ölüm haberlerini alan ebeveynlerin acı çektiği sahnelerde karşı koyarak bu acıyı saf ve duygu sömürüsü olmaksızın yansıtması.

Yönetmenin filmografisinde oldukça sönük bir eser maalesef Şeytan Düğümü. Her ne kadar yönetmen belli başlı konularda kendi yaratıcı bakış açısını kullanmaya çalışıyor olsa da genel resme baktığımızda vadettiklerini veremeyen ama benzer konuyu işlemiş türevlerinin arasında bir tık daha üst seviyede olan bir film çıkmış ortaya.

Eğer sıradan bir televizyon filmi olarak ele alırsak başarılı fakat bir Egoyan filmi olarak ele aldığımızda ancak orta seviye bir film diyebiliriz.

Atom Egoyan bu filminde, 1993 yılında Memphis Cinayetleri olarak bilinen gerçek bir olaydan yola çıkıyor. Özellikle yönetmenin tarzını ve filmografisini göz önüne aldığımızda beklenebilir bir seçim. Çocuklarını kaybeden ebeveynlerin acısı hiç kuşkusuz Egoyan’ın en önem verdiği konuların başında geliyor. Bu filminde de yine aynı konu üzerinden filmi işliyor. Ormanda kaybolan üç çocuğun cesedinin bulunmasıyla birlikte katil arama çalışmaları ve satanist eğilimli üç kişinin zanlı olarak yargılanması üzerinden devam ediyor film. Egoyan’ın bu filminde de yine diğer filmlerinde başarılı olarak gerçekleştirdiği ufak kasaba atmosferi ve bu ufak kasaba insanlarının birbirleriyle olan ilişkilerine dair oldukça gerçekçi bakışı devam ediyor. Fakat bu kabul edilebilir kendi tarzını tekrar etme işlevi bu filmde tam olarak işe yarayamıyor. Öyle ki Egoyan’ın filmografisini göz önüne aldığımızda Şeytan Düğümü’nün hiç yeni bir şey katmadığını söyleyebiliriz. Egoyan’ın zaten daha önce çok daha yetkin ve incelikli bir şekilde ele aldığını konuyu bu sefer neredeyse sıradan bir televizyon formatında ele alıyor olması gerçekten de beklenmedik bir şey. Öyle ki Toronto Film Festivali’nde bunun bir Atom Egoyan filmi olmadığına dair espriler dahi dönmüş. Cinayete kurban giden çocukların ebeveynlerinin iki farklı adalet anlayışı arasında yaşadığı çatışma (İntikam alma duygusuyla aranan adaletle gerçek adalet arasındaki çatışma) gerçekten iyi işlendiğinde eli yüzü düzgün bir konu. Ve elbette daha önce defalarca da işlenmiş. O yüzden filmi izlerken sonuna dair merakınız yeterli seviyede olmuyor. Özellikle de Egoyan’ın bu merakı oluşturma konusundaki ketum tutumu ki çocukların kaybolup mahkemenin başlamasına kadar olan süreç gerçekten de inanılmaz sıkıcı çünkü olacak her şeyi zaten çok kolay bir şekilde tahmin edebiliyorsunuz, filmi oldukça kritik bir noktaya getiriyor. Egoyan’ın belki de esas vurucu nokta olarak düşündüğü mahkeme sahneleri her ne kadar konuyu işleme konusunda başarılı olsa da yeni ve etkileyici bir bakış ortaya koyamıyor. Fakat yönetmenin hakkının verilmesi gereken bir konu filmin tüm işleyişi boyunca sırtını dayadığı popüler aksiyon kurguya özellikle ölüm haberlerini alan ebeveynlerin acı çektiği sahnelerde karşı koyarak bu acıyı saf ve duygu sömürüsü olmaksızın yansıtması. Yönetmenin filmografisinde oldukça sönük bir eser maalesef Şeytan Düğümü. Her ne kadar yönetmen belli başlı konularda kendi yaratıcı bakış açısını kullanmaya çalışıyor olsa da genel resme baktığımızda vadettiklerini veremeyen ama benzer konuyu işlemiş türevlerinin arasında bir tık daha üst seviyede olan bir film çıkmış ortaya. Eğer sıradan bir televizyon filmi olarak ele alırsak başarılı fakat bir Egoyan filmi olarak ele aldığımızda ancak orta seviye bir film diyebiliriz.
Puan - 51 / 100

5.1

Eğer sıradan bir televizyon filmi olarak ele alırsak başarılı fakat bir Egoyan filmi olarak ele aldığımızda ancak orta seviye bir film diyebiliriz.

Kullanıcı Puanları: 3.33 ( 2 votes)
5
Daha yazı yok.
Filmloverss.com size daha iyi hizmet sunmak için çerezleri kullanır. Sitede gezerek çerezlere izin vermiş sayılırsınız. Ayrıntılı bilgi